RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 24.01.2018 Çarşamba 13:55:00

Ayşegül Aldinç ile keyifli bir sohbet

Ayşegül Aldinç ile keyifli bir sohbet

KONUK: Ayşegül ALDİNÇ

RÖPORTAJ: Sinan Coşkun

SEK’İZ albümü ve muhteşem fotoğrafları ile huzurlarınızda Ayşegül Aldinç...

En baştan başlayalım. Marmara Üniversitesi Seramik Fakültesi mezunusunuz. Hala bu konuda çalışma yapıyor musunuz?

Ne yazık ki hayır. Birden fazla uğraşım oldu zamanla. Diploma aldığım bu değerli sanat dalına uzak kalmış oldum.

Başka hobileriniz var mı? İş dışında kalan zamanlarınızı nasıl geçirirsiniz?

Koşuşturma yoksa evdeyimdir. Dinlemek dinlendirir. Seyretmek eğer seçil miş bir seyirlik değilse, sadece açık bir TV’ye bakıyorsanız ya da amaçsızca zapping yapıyorsanız yorar. Misal ben sinemayı tercih ederim. Zira evde film seyrettiğinizde bölünür o. Sinema salonunda konsantrasyonunuz tam olur. Bu yüzden evden kalkıp sinema salonuna gitmek iyidir :) Uyku düzenim sahne olduğunda bazen değişebiliyor. Bu bir haftaya yayılabiliyor. Özetle, işim haricinde herkesin yaptığından farklı şeyler değil yaptıklarım.

‘Ayşegül Kitapta’ yazımına nasıl karar verdiniz? Kitabınızın içeriğinden bahseder misiniz? Başka kitaplar gelecek mi?

Değişik dönemlerde Türkiye’nin önemli 2 ayrı ana akım gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorken, Parantez Yayınları’ndan yazılarımı kitap yapma teklifi aldım. ‘Ayşegül Kitapta’ bu şekilde yayınlandı. Sıfırdan bir kitap projem var. Kitap yazmak kendi kendine, sakin kalabildiğin zamanlar ister. Ona da sıra gelecektir.

Albümün adı neden Sek’iz? Sek’iz konseptinden bahsedebilir miyiz?Düet yoğunluklu bir albüm. Bu kadar ara vermenizin sebebi, inzivaya çekilmek miydi, yoksa ince eleyip sık dokuduğunuz için içinize sinen bir çalışma olması adına mı bu arayı verdiniz?

Her biri birbirinden özellikli, müziklerini takdirle dinleyip, izleyip beğendiğim sanatçı dostlarımla bir araya gelmek benim için büyük zevk ve keyifti her şeyden önce. Her biri “su katılmamış”, “iz “ bırakan ve bırakacak müzisyen ler olduğu için Sek’iz ismini uygun gördük. Sekiz olarak da okunabilirliği aynı zamanda benim sekiz rakamını uğurlu bulmamla da birleşince meramımın anlatılabilirliği desteklenmiş oldu. Gerçekten hayatımda hep sekizli rakamlara tesadüf eden zamanlarda hoş gelişmeler oldu. 1980 yılında teklif alıp, 1981 Eurovision’unda hayatımda ilk kez sahneye, yurt dışında ve böyle bir platformda çıkışımdan, 1988 yılında yayınlanan ilk albümüme, yıllar sonra değişen ve 8 olan kapı numaramıza kadar 8’li rakamlar yer aldı, alıyor halihazırda hayatımda. Bir şeyi layıkıyla yapabilmek için konsantrasyonunu bölmemen gerek. Kaldı ki, aynı anda birkaç şeyi birden yaptığım dönemler de oldu yıllar önce. Ama sonradan yaptığım işin keyfini daha fazla çıkarabilmek ve hakkını verebilmek için aynı anda iki ve daha fazla iş yapmanın manasız olduğunu düşünmeye başladım. Söz konusu bu ara, oyuncuyken oyuncu gibi, şarkıcıyken şarkıcı gibi yaşamayı tercih ettiğim için oldu.

Albüm ile ilgili bu yıl takipçilerinizi ne gibi bir program bekliyor? Konserler, televizyon programları yoğun mu?

TV programları içinde seçtiklerimde yer aldım. Gazete ve dergi röportajları ha keza. Konserlerimiz albüm çıkışı itibariyle başladı. 28 Şubat’ta Beşiktaş Kültür Merkezi’nde lansman konseri ile açılış yaptık. Ardından Dorock XL da konserim oldu. 18 Mart Bursa Hayal Kahvesi’ndeydim. Garaj İstanbul’daki %100 Açık Sahne etkinliğinde, Ankara’da Simpaş Bahar Şenliğinde yer aldım. Önümüzdeki aylar itibariyle konser tarihleri belirlenmeye başlıyor. Ara da birkaç AVM konseri de söz konusu.

Önceden yaptığınız albümler de çok beğenildi, hala mırıldandığımız şarkılarınız var. Bir gün, bu şarkılardan oluşan Ayşegül Aldinç Şarkıları Albümü gelecek mi?

Best Off beklendiğini biliyorum:) Fikir olarak olgunlaşsın o da çıkar bir ara...

Konseptimiz sebebiyle, farklı yönlerinizi de öğrenmek istiyoruz. Yıllardır görünüşü hiç değişmeyen bir Ayşegül Aldinç ile karşı karşıyayız. Fiziğinizin ve cildinizin güzelliğini neye borçlusunuz? Sağlıklı beslenme ve spor yaşamınızda yer alıyor mu? Diyetisyen desteği alıyor musunuz?

Kişinin görünüşünün moraliyle de çok yakın ilgisi var. Doğal güzelliği korumaya yönelik önlemler almaktan daha doğal hiçbir şey olamaz. Ben de bunları yapmaya gayret ediyorum. Çok özel reçetelerim yok açıkçası. Dikkat ediyorum sadece. Uyku, beslenme ve hareket. Bunlar sağlık için olmazsa olmaz asal konular. Sermezsen, sağlam kalabilirsin. Dediğim gibi, dikkat etmeli. Kafama göre takılırım hiç bunları iplemem gibi düşünenlere de selam olsun. Bu ölümlü dünyada bu da bir yaşam biçimi.

Düzenli olarak rutin bazı hareketlerim vardır, onları yaparım. Kusurum çok su içmemem. Evin her köşesinde ufak şişe suları bulundururum, aklıma geldikçe içerim. Uykuma dikkat ederim. Gece hayatım fazla yok açıkçası. Doğayla iç içe olmaya gayret ederim bir de. Doğanın kendini yenileme mevsim geçişlerinde özellikle...

Vazgeçemediğiniz cips, çikolata, asitli içecek gibi zararlı tüketimleriniz var mı? Gece atıştırmaları, hafta sonu özgür tüketim gibi alışkanlıklarınız var mı?

Maalesef her fani gibi benim de bazı zaaflarım mevcut :) Ama Allah’tan dönem dönem oluyor. Yoksa hayatını bunlar olmadan geçiremeyenlerden olsaydım kapılardan sığmazdım.

Çok sayıda ülkede konserler verdiniz. Hangi ülkenin mutfağı size daha çekici geliyor? En sevdiğiniz yemek nedir?

Çin’de konser verdiğimde gerçek Çin mutfağının ülkemizdeki ya da yabancı bazı ülkelerdekiyle lezzet açısından çok farklı olduğunu gözlemledim. Hindistan’da da ha keza. Japonya’ya gitmedim, çok sevdiğim suşinin farkını bilemiyorum. Genel anlamda geleneksel lezzetleri seviyorum.

İstanbul’da bulunmayı en sevdiğiniz mekan ve en sevdiğiniz Türk yemeği nedir?

Arda Türkmen’in Forneria’sı lezzet açısından bayıldığım bir mekan. Günümüzde çağın koşulları gereğince lezzet faktörü ancak işi bilen şeflerin, ustaların açtığı mekanlarda farkedilebiliyor. Onun dışında saman gibi lezzetler söz konusu… Önüne gelenin para var diye yiyecek mekanı açtığı bir dönemdeyiz. Gurme olmaya yakın bir ağız tadınız varsa, eğriyi doğudan pek ala ayırıyorsunuz. En çok da kolay diye kendini İtalyan mutfağı gibi tanımlayan bazı kafalara itirazım var. Makarna kolay iş mi? Pizza ha keza? Salata çeşitlerini de koydunuz muydu menüye, al sana İtalyan lokantası! Ha kaç kişi ayırt eder derseniz siz de haklısınız:)

Siz mutfağa girer misiniz? İddialı olduğunuz bir yemeğiniz var mı?

Tabii ki… Zeytinyağlılar konusunda hiç fena değilimdir. Özellikle zeytinyağlı yemeklerde tuz-şeker oranını iyi ayarlamak gerek. Çok yerde şeker konmadığını fark ettim. Bak bu da olmaz. Şeker ilavesiz zeytinyağlı olmaz. Yemeğin ‘umami’sini oluşturma adına tuzluya şeker, tatlıya da bir fiske tuz geleneği Türk yemeklerinde de mevcut zira. Bu arada tuzun da fazlaca kullanıldığı şu cipslerde biraz abartmıyorlar mı şekeri? Bazı paket çikolatalarda da tuz var hissedilir oranda misal. Eskiden eser miktarda varken iyice abartıldı sanki.

“Mutfak alışverişi yapar mısınız? Alışverişte GDO’lu ürün almamaya, organik ürünler tercih etmeye özen gösteriyor musunuz?

Yaparım tabii. Özen göstermeye çalışıyorum açıkçası. Ama ne yazık ki kaçamadığınız durumlar oluyor… Hesaplı kitaplı bir endüstriden söz ediyoruz; neresinden tutsan elinde kalan. Bilinçli tüketici sayısı bu kadar azken, dünya gıda sektöründeki güç sahipleri istedikleri gibi at oynatmaya devam ede cekler. Bazılarımızın fark edebildiği ve ister istemez içinde yer aldığı bir oyunun parçasıyız maalesef. Canını seven buna özen gösterecek bu durumda. Kaçabildiği oranda tabii…

Son olarak Food Time Dergisi okuyucuları ve gidagundemi.com takipçilerine ne söylemek istersiniz?

Ne yiyorsan o’sun sözünü hatırlayalım:) Bilinçli tüketici olmak, yalnız gıdada değil her konuda iyidir. Bir yandan insan ömrünü uzatma çabaları devam ederken, bir yandan hastalıklara davetiye çıkaran beslenme şekilleriyle kanser vakalarının da arttığına şahit olmaktayız. Ne yediğinin, içtiğinin farkında olarak, çok geç kalmadan kendimiz için iyi bir şeyler yapabiliriz yine de…