MUTFAK

Yayın Tarihi: 26.03.2018 Pazartesi 10:10:00

“Türkan Hanım’a yemek yapmak bir şeref!”

“Türkan Hanım’a yemek yapmak  bir şeref!”

Beykent Üniversitesi Aşçılık Program Başkanı Esat ÖZATA...

Şef olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Televizyonla ilgili bir şey yapmak isterdim yine. Aslında yapıyorum ama daha fazla ve tamamen sahne işleri gibi işleri yapmak isterdim. Tiyatro olabilir, sinema olabilir, dizi olabilir. Yani sahneyle ilgili bir şey yapmak isterdim.

Size göre şef olmanın en büyük avantajı nedir? Dezavantajı nedir?

Avantajı en güzel yemekleri yemek. Dünyanın en güzel malzemeleriyle, farklı kombinasyonlarla, farklı sentez lerle, farklı lezzetler tatmak. En güzel yanı bu bence. Dezavantajı her şeyi beğenmiyorsun. Öyle bir sıkıntı oluyor maalesef. Bir yere gittiğin vakit meslek hastalığın oluyor, önüne gelen tabağı sorguluyorsun. Bu şekilde böyle olsa daha iyi olurdu, ben olsam şu şekilde yapardım. Ama bunu dile getirmeyeceksiniz, iç dünyanızda bunu yapacaksınız.

Sizin dışınızda Türkiye’deki en iyi şef kimdir?

Bir değil 15-20 tane sayabilirim. Televizyona çıkmak, ünlü olmak, iyi aşçı olmak anlamına gelmiyor. Çok çok iyi, ismini belki bilmediğiniz, fakat çok iyi yerlerde olan şefler de var. Türkler hakikaten iyi bir şef. Ben bunu gördüm. Çünkü Türk şefler lezzetli yemek yapıyor.

Dünyadaki en iyi şef kimdir?

Yakın zamanda Massimo Bottura ile tanıştım. Onun restoranı var biliyorsunuz Zorlu’da, orada yemek yeme ve tanışma fırsatı buldum. Hayat hikayesini dinledim ve bu beni çok etkiledi. Yabancı şeflerde çok rahatlıkla Massimo Bottura diyebilirim.

Sizi en iyi anlatan yemek nedir, yemek olsaydınız hangisi olurdunuz?

Ben biraz enteresan bir adamım. Yani sağım solum belli olmuyor. O yüzden Uzak Doğu yemekleri diyebiliriz. Böyle acılı, ekşili, tatlı. Bir gün içerisinde bende her şeyi bulabilirsiniz. 10 dakika çok gülebilirim, 10 dakika sonra seni mahvedebilirim. Öyle bir yapım var. O yüzden acı, ekşi ve tatlı yemekler beni özetleyebilir. Çünkü içinde her şey var.

Bunu benden daha iyi kimse yapamaz dediğiniz yemek hangisidir?

Özel birkaç tane kendi bulduğum tarifler var tabii. Tatlı da var. Ya da kendi oluşturduğum ama inanın şu an hiç aklıma gelmiyor. Kendi bulduğum özgünleştirdiğim çok iyi yemekler var. Zaten yemek programlarımda da o şekilde yapıyorum. Tamamen kendi bulduğum tarifleri uyguluyorum. Bir yerlerden tabii ki esinleniyoruz. Ama asla kopyala yapıştır şeklinde bir hayat tarzım olmadı.

İlk yaptığınız yemeği hatırlıyor musunuz?

Hatırlıyorum. İlk yaptığım yemek bir salataydı. Hep örnek veririm. 3,5 saatte yaptım. Yeşil mercimek salatası. İlk sınavımdı. Aldığım not da 100 üzerinden 74. Yeşil mercimeği haşlayıp, içerisine birtakım soslar yapıp, 3,5 saatte nasıl yaptım onu halen bilmiyorum, matematiğim el vermiyor. Ama ilk yaptığım yemeği hiç unutmuyorum.

Şu zamana kadar yaptığınız en kötü yemek nedir?

Bazen ders anlatırken demo yapıyordum. 1-2 sene önce öğrenciler soru sorarken tuz yerine şeker katmışım. Oturduk yemek yiyoruz. Herkes çorbayı içiyor, fakat ses çıkmıyor. Tabii bir de korkuyorlar. Ondan sonra ben tattım. Yakın zamanda o aklıma geldi. Hakikaten çok kötüydü.

Yaptığınız ama hiçbir şekilde yemediğiniz ya da yemeyi sevmediğiniz yemek hangisi?

Deniz ürünleri. Hiçbir deniz ürününü yiyemiyorum. Hatta ilk kazandığım madalya balıktandı. Milliyet cumartesi ekine bir sayfa haber olmuştum. Hiç tatmıyorum. Kalamar, karides, balık. Denizden çıkan hiçbir şey yemiyorum. Ama iyi yaptığımı düşünüyorum. En son 3 yıl önce Güney Kore’de çok önemli bir yarışmada balıktan 3. oldum. İyi bir şey olsa gerek diye düşünüyorum.

Bugüne kadar ağırladığınız en prestijli misafir kimdir?

Televizyon programlarında çok ağırladım. Çünkü televizyonda canlı program yaptığımız için çok iyi sanatçılar geldi. Ama en özellerin başında kimse kızamaz, küsemez, Türkan Şoray benim için çok özeldi. Türkan Hanım’a yemek yapmak bence bir şeref. Türkan Şoray benim için çok üstte bir yerde. O beni çok heyecanlandırmıştı, çok da keyif almıştım.

Türkiye dışında hangi ülkede çalışmak isterdiniz?

Ben yakın ülkeleri daha çok seviyorum. Yakın derken Yunanistan, İtalya gibi. Daha böyle Akdeniz ülkelerini seviyorum. İspanya, Fransa’nın kıyıları, bu tip yerlerde yaşamak isterdim. Yani Avrupa kıtası diyebilirim aslında ama iki yanım var. Bazen öyle yerleri seviyorum bazen de çok İskandinav ülkelerini seviyorum, soğuğu da seviyorum. Yazı da çok seviyorum, kışı da çok seviyorum. Bazen Norveç’te de yaşayabilirim diyorum ya da Avusturya’da da yaşayabilirim. Ya da Orta Çağ’daki gibi kasvetli havaları da seviyorum.

Türk mutfağını tanıtmak için ne yapmak gerekiyor?

Ben elimden geldiğince özellikle yarışmalarda bunu dile getirmeye çalışıyorum gıda şirketlerinin çok yardım etmesi lazım. Kültür Turizm Bakanlığı’nın çok destek vermesi azım. Bir envanterimiz dahi yok. Türk mirası olan bir envanterin olması lazım. Yapılıyor ama daha böyle geniş kitlelere yayılması lazım. Yurt dışında çok fazla festivaller yapmamız lazım. Türkiye’de çok farklı festivaller yapmamız lazım. Çünkü sürdürülebilir turizm bağlamında gastronomi turizmi çok önemli bir yere sahip. Bugün İspanya’ya baktığımız vakit gastronomi turizmi en çok pazar payına sahip olan ülke. Biz neden olmayalım? Otellerde biraz daha kaliteyi artırmak zorundayız. Yani herkes bir ucundan tutsa zaten kalkınacak. Çünkü madenimiz çok kuvvetli.

Son olarak Food Time dergisi okuyucularımıza ve GidaGundemi. com sitesi takipçilerimize neler söylemek istersiniz?

Yemek yiyin. Yemek çok keyifli bir şey. Ama tabii ki yemek yemekle beraber hijyeni sorgulamak lazım. Teknolojiyi sorgulamak lazım. Tohumlar çok önem arz ediyor artık. İyi tarım uygulaması olması lazım. Tüketicilerin ve dergi okuyucularımızın özellikle yemek reçetelerini uygularken daha çok bilinçlenmesini ümit ediyorum.

DİĞER HABERLER

', 'auto'); ga('send', 'pageview');