RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 06.12.2017 Çarşamba 16:50:00

Kültürün esintileri tasarıma yansıyor

Kültürün esintileri tasarıma yansıyor

KONUK: Elemeği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aksöz

RÖPORTAJ: Hande Pusat

Elemeği, çok farklı iş kollarını bünyesinde barındıran ve başarıyla sürdüren bir şirket olması sebebiyle çok özel bir şirket. Proje yönetebiliyor, tasarım yapabiliyor, taahhütün küçük bir kısmı ya da tamamı için teklif verebiliyor. Büyük otel gruplarından dünyanın en büyük AVM gruplarına kadar hizmet sunuyor. Taahhütün hem tasarım, hem uygulama, hem de hizmet boyutunda, kesinlikle projeyi yöneten tarafında olan en önemli firmalardan birisi. Bugün dokuz farklı ülkede şantiyesi var.

Elemeği, önemli bölümü otel grupları olmakla birlikte Vakko ve Harvey Nichols gibi çok özel gruplarla çalışıyor. İstinye Park’ta Vakko’yu yaparken; Belgrad’da bir Hilton Oteli’ni, Bosna’da Marriott Oteli’ni yapmak, Abudabi’de bir havaalanı projesinin içinde olmak çok önemli bir meziyet. Türkiye’nin, hatta dünyanın en büyük havaalanı projelerinden İGA, yani İstanbul’daki üçüncü havalimanı projesinin içerisinde yer almak ayrıcalıklı bir iş…

Büyük ölçekli firmaların yanında butik firmalara da hizmet veriyor musunuz?

Tabii ki. Burası hem seri hem butik üretim yapabilen bir işletme. 300-400 odalı bir oteli yapmak için tüm hal ve koşulları yerine getirebilecek organizasyona sahip bir üretim hattımız var. Bunun yanında sadece bir restoranı ya da bir otelin lobisini yapabilen, yani butik üretebilen bir yanımız da var. Bu nedenle butik hizmet isteyen insanların da isteklerini tabii ki yerine getiriyoruz. Ama bu tip bir projenin içinde yer alabilmemiz için hem şirketimize hem de ülkemize katma değeri yüksek projeler olmalı. Bu merkezde yaptığımız çok güzel çalışmalarımız var. Örneğin bir Harvey Nichols projesi var. Türkiye için Vakko örneklerini çok fazla sayıda verebilirim. Çok güzel restoran projeleri var. Suudi bir prensin Çengelköy’de yapmış olduğumuz 5 adet villası var. Bunların her biri çok özel ve butik üretimler. Her biri katma değeri çok yüksek projeler ve bu bakımdan olmazsa olmazlarımızdan.

Kalabalık ve dinamik bir ekibiniz var, biraz ekibinizden bahseder misiniz?

Evet doğru, genç dinamik bir ekip var. Yaklaşık 600 civarında personelimiz var, tamamı kadrolu personelimiz. Çok genç, dinamik, dünya markalarıyla çalışma hevesi olan, bu şirkette yaşlanmayı düşünen insanlardan oluşan genç bir ordu kurduk diyebilirim. Zannediyorum bugün şirket bünyesinde 45-50 civarında mimar arkadaşımız var. Ciddi bir mühendis kadromuz var. Beyaz yaka personel sayımız 130. Bu sayının üniversite mezunu oranı %95’in üzerinde.

Robert de Niro ile çalıştığınız söyleniyor. Bu doğru mu?

Evet, Robert De Niro ile 2008 yılında birlikte çalıştık. Onların Nobu projeleri Moskova’da, Kızılmeydan’ın hemen dibinde. Yıldızımızı parlatan, Elemeği’ni Elemeği yapan çok özel bir projedir. Basında da o dönem içerisinde oldukça haber konusu olduk. Bizim ilk milyon dolarlık projemizdir. 5,2 milyon dolarlık bir projeydi. Moskova’da yapıp bitirip teslim ettik. Robert De Niro’nun kendisiyle değil tabii ama ekibiyle ilişkilerimiz hala devam eder. New York ofisimizin açılmasıyla birlikte yeni logoları yapmak için yeni fırsatların önümüze çıktığını düşünüyorum. Çünkü Amerikalı bir grup proje eğitimini yapıyor. Robert De Niro da Nobu restoranlarını bu merkezden yöneterek büyütüyor. O lokasyonda ne kadar kuvvetli ve etkenseniz, ne kadar olumlu referansınız varsa o kadar fazla iş yapabiliyorsunuz. İstanbul’da bildiğim kadarıyla şu anda Nobu yok. Gelip gittiler, yer bulmaya çalıştılar. Bulsalardı en önemli aday bizdik, o projeyi mutlaka biz yapacaktık. Sonra bir kopyası Bodrum’da yapıldı. Aslında o bir denemeydi, şu anda devam ettiğini düşünmüyorum. İstanbul’a taşınacaklardı. Nobu galiba kapandı. Nobu, dünyanın en pahalı ve en lüks beş restoranından biri. Bu bakımdan içinde yer almaktan her zaman keyif alıyoruz. İyi projelerin içerisinde de kısa sürede ismimizi duyacaksınız.

Restoran projelerinizde konsepti belirlerken ne gibi kriterlere dikkat ediyorsunuz? Geleceğin otel ve restoranlarıyla ilgili öngörüleriniz nelerdir?

Gerek malzeme, gerek fonksiyonları, gerekse kültürel farklılıklar önem taşıyor. Hangi ülkede restoran yaptığınıza bağlı kalmak üzere koşulların çok fazla değişkeni var. Türk karakterinin ne yiyeceği, ne tip restoranlardan hoşlandığı çok bellidir. Nobu gibi bir restoran, Bodrum gibi bir noktada başarılı olamıyorsa; bu ne kadar kültürel bir etki altında olduğunun ve menülerinin o yönde düzeltilmesi gerektiğinin kesin kanıtıdır. Bu bakımdan önce kültürel ayrımı doğru yapmak lazım. Bir tasarımcı ya da uygulamacı olarak menüye müdahale etme şansımız yok, ama olayın içerisine tasarımcı kimliğiyle girdiysek, o kültürün esintilerini yapmış olduğumuz tasarıma ya da uygulamaya bir biçimde mutlaka yansıtıyoruz.

Elemeği’nin gastronomi sektöründeki markası Nevale by Elemeği’nin mimari tasarım ve konseptinden bahseder misiniz?

Nevale’yi sadece Bursa’ya hizmet veren bir şirket olarak değil, tıpkı Elemeği’nin fabrikası gibi bir üretim üssü olarak düşündük. Yapmak ve görmek istediklerimizi, ürettiğimiz lezzetlerin tamamını burada koşulsuz ve hiçbir maddi beklenti olmadan ürettik. Öncelikle hangi kültürün insanıysak, ona göre bulunduğumuz lokasyonu dikkate aldık. O kültürün hoşlandığı ve orada olmaktan keyif aldığı bir mekan yaratma kaygımız vardı. Bu kaygıyla yola çıkılmış bir tasarımdır, yansımalarını farklı mağazalarımızda görebilirsiniz. Ama kafamızdaki düşünce; biri diğerinden farklı olan bir mağaza anlayışı. Mesela Nobu’lara gidin hiçbiri birbirine benzemez. Nevale olarak hiçbir tasarımın diğerine benzemeyeceği; yeni tasarım olanaklarının, teknoloji ve tekniklerinin uygulandığı bir tasarım anlayışıyla yeni Nevale’leri tasarlamayı planlıyoruz.