MAKALE

Yayın Tarihi: 12.01.2018 Cuma 15:55:00

Alerjiniz olduğunu sanıyorsanız yanılıyor olabilirsiniz

Alperen EKİNCİ

Alerjiniz olduğunu sanıyorsanız yanılıyor olabilirsiniz

İnsan vücudu her gün çevresinde bulunan çok sayıda madde ile isteyerek veya istemeden karşılaşmaktadır. Bir kısmını yenilebilir ve içilebilir besinler olarak adlandırdığımız bu maddeler çeşitli yollardan (ağız, burun, gözler, akciğerler) vücudumuza girmektedir. Vücudumuz bu maddelerin önemli bir kısmını özellikle besinleri işleyerek kullanmakta ve geriye kalan artıkları dışarı atmaktadır. Bazı maddeler ise insan vücuduna zarar verecek niteliktedir ve vücuda alındıktan sonra yok edilmeleri için yoğun bir çalışma yürütülmektedir.



Alerji;

Vücudun yabancı olarak tanıdığı solunan, yenebilen, iğne ile enjekte edilebilen veya deriye/göğüse doğrudan temas eden organik veya bazı inorganik maddelere karşı varolan savunma mekanizmasının biraz abartılı olarak çalışma halidir. Vücudumuzun savunma mekanizması sağlıklı bir yaşam sürmemiz açısından çok önemlidir. Ancak alerjik reaksiyonlarda olduğu gibi savunma yöntemleri yerli yersiz çalışmaya başlarsa çeşitli rahatsızlıklar oluşur.

Besin Alerjileri:

İnsan vücuduna giren ve kanda kendine özgü bir karşıt madde oluşturan yabancı maddelere “antijen”, oluşturulan karşı maddeye ise “antikor” adı verilir. Bu antijen bir alerjiye yol açarsa o zaman alerjen adını alır. Bahar, besin ve diğer isimlerle birçok alerji çeşidiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bahar Alerjisi: Baharla birlikte polenler artar. Bu aylarda çimen, ot, çiçek ve ağaçların çiçek açmaları ile birlikte polenler atmosfere yayılırlar. Sonunda ağız, burun, göz ve ciğerlerimize kadar ulaşırlar. Özellikle rüzgârlı havalardan sonra polenler havaya daha çok dağıldığı için şikâyetler artar. Bazı süs bitkilerinin çiçeklerinin polenleri ise ağır olduğu için hava yolu ile dağılamazlar. Bunlar da arı ve böceklerle çevreye yayılırlar. En tipik bahar alerjisi, alerjik rinit şeklinde görülür.

Besin Alerjisi:

Besin alerjisi, halkımız, hatta doktorlarımız tarafından çok geniş kapsamlı olarak kullanılan bir terimdir. Çoğu zaman, bir besin maddesine bağlı olarak gelişen her türlü normal dışı reaksiyon, besin alerjisi diye adlandırılır. Mesela, çikolataya bağlı olarak gelişen migren tipi baş ağrıları, laktaz enzimi eksikliği olanlarda süt içilmesiyle ortaya çıkan şişkinlik ve ishaller, herhangi bir besinin çok fazla yenmesine bağlı kusmalar ya da bozulmuş besinlerle oluşan zehirlenmelerin hiç biri besin alerjisi değildir. Gerçek besin alerjisi, vücudunda o besine karşı IgE sınıfından antikorlar oluşmuş olan kişilerde görülen reaksiyonlardır. Besin alerjisi küçük çocukların yüzde 5 kadarında görülürken, erişkinlerdeki görülme sıklığı % 1’den de azdır. Besin alerjileri sık olarak 0-3 yaş grubunda görülmektedir. Bu yaş grubunda en sık inek sütü, yumurta beyazı, soya alerjisi görülmektedir. Yaş gruplarına göre besin alerjisine maruziyet farklılık gösterebilmekle beraber, alerjik reaksiyon verebilen ve çok sık karşılaşılan besinler arasında fıstık, fındık ve balık yer almaktadır. Tüm ülkelerde en sık besin alerjisi etkeni olarak yumurta ve süt saptanmaktadır. Ancak coğrafi ve kültürel faktörlere ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak bazı bölgelerde spesifik alerjilere daha fazla rastlanır ve buna örnek olarak Fransa’da hardal alerjisi, İsrail’de susam alerjisi ve Hong Kong’ta arı sütü alerjisi verilebilir. Besinler alerjik reaksiyona neden olmanın yanında benzer türde besinlerle çapraz reaksiyonlara girerler. Örneğin; ağaç fıstıklarından(badem, ceviz vb) birine alerjisi olan birinin tüm diğer ağaç fıstıklarına da reaksiyon vermesi söz konusu olabilir.

Besin alerjisinin belirtileri çok değişkendir. Hedef organ sadece deri, sindirim veya solunum sistemi olabilir, fakat çoğu zaman birden fazla sistem olaya katılır. Sadece ağız mukozasını ilgilendiren lokal belirtilerden, vücudun tümünü ilgilendiren ve ölüme kadar gidebilen anaflaksiye kadar çok farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Aynı besin maddesi, farklı kişilerde farklı belirtilere yol açabilir, aynı kişide değişik zamanlarda farklı reaksiyonlar meydana gelebilir. Belirtiler genellikle, besinin yenmesinden sonraki dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkar. Hatta, çok duyarlı olan kişilerde yiyeceğin ellenmesi veya koklanması bile alerjik bir reaksiyona yol açabilir. Küçük çocuklarda daha çok hayvan kaynaklı, 6 yaşından büyük çocuk ve erişkinlerde ise bitki kaynaklı alerjenlere rastlanır.

Alerjiye Sebep Olabilecek Bazı Gıda Maddeleri

Süt:


Çocukların yaşamlarının ilk aylarında karşılaştıkları yabancı besinlerin başında gelen inek sütüne karşı, her yüz çocuktan üçünde alerji görülmektedir. İnek sütü proteinleri kazein ve whey proteinleri olmak üzere 2 grupta toplanır. Kazeinler inek sütünün %76- 86’sını oluştururlar. İnek sütünün içerdiği yirmiyi aşkın proteinden özellikle beşi alerjik niteliktedir. Bunlar: alfa laktoglobulin, kazein, sığır gamma globülin, sığır albümin ve beta laktoglobulindir. İnek sütü alerjisinde ailesel geçmişin önemli rolü vardır. Böyle çocuklarda diğer bireylere göre %60 oranında inek sütüne karşı duyarlılık gözlenebilir. İnek sütünün çıkarıldığı bir diyet tüketiliyorsa, aşağıdaki besinler ve besin öğeleri içeriğinde olan diğer ürünler de tüketilmemelidir.

• Tereyağı, tereyağı aromalı diğer yağlar, margarin

• Kazein, kazeinatlar

• Peynir çeşitleri, yoğurt, krema, muhallebi

• Yarı hidrolize edilmiş ürünler

• Laktalbumin, laktoglobulin, laktoz, laktuloz içeren ürünler

• Süt (az yağlı, yarım yağlı, süt tozu, süt proteinleri, diğer hayvan sütleri)

• Puding, helva

• Aroma katıcı maddeler (doğal veya yapay).

Yumurta:

Yumurta da inek sütüne benzer bir şekilde hem sıklıkla tüketildiği hem de birçok yiyeceğin içinde bulunduğu için yaygın bir besin alerjenidir. Yumurta beyazına karşı alerji sarısına oranla daha fazla görülmektedir. Ovaalbumin, ovomukoid, ovotransferrin ve konalbumin yumurta beyazındaki en önemli alerjenledir. Ovomukoidin ısıya karşı olan dirençliliği, pişmiş yumurta ve hazır gıdalara katılan yumurta preparatlarının sebep olduğu alerjinin temelidir. Yumurta alerjisi, yumurtanın kendisinin veya yumurta içeren yiyeceklerin alınmasından sonra, dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkan, yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum, kusma ve ishal ile kendini belli eder.

Balık:

Bu grup birçok farklı çeşit ve türü kapsar. Oldukça güçlü alerjenlerdir, zorlu ve ani reaksiyonlara neden olurlar. Çocuklarda çoğu zaman astım veya egzamaya neden olmalarına rağmen, aslında kaşıntı, deri ve gözde lezyonlar (ürtiker) ve sindirim sistemindeki alerjiden sorumludurlar. Aynı yumurtada olduğu gibi alerjik reaksiyonlar balığın ağza alınmasından birkaç dakika sonra görülebilir. Pişmiş ya da çiğ balığın kokusunu duyma, hatta bazen balığa sadece dokunma ile birlikte bile de aşırı duyarlı bireylerde semptomlar gözlenebilir. Alerjiye sebebiyet veren balık ve deniz ürünü yendikten sonra deride kızarma, kaşıntı, göz ve deride lezyonlar; sindirim siteminde, karın ağrısı, kusma, bulantı, ishal ve karında kramplar; solunum sisteminde, astım ve alerjik burun nezlesi ve genel bir reaksiyon olarak anaflaksi gözlenebilir. Alerjik reaksiyonlara neden olan balık ve deniz ürünlerinden bazıları şunlardır: Köpek balığı, vatoz, morina balığı, sardalye, uskumru, ton balığı, ıstakoz, kerevit, karides, yengeç, salyangoz, deniztarağı, midye, istiridye, kalamar ve ahtapottur.

Baharat ve Çeşni Vericiler:

Bu grup pişirme alanında, tıbbi veya ticari alanlarda kullanılan çok sayıda bileşiği içermektedir. Her türlü baharat, dereotu, anason, kimyon, kakule (Asya ve Hindistan’da yetişen bir tür zencefil), kereviz tohumu, tarçın, karanfil, kişniş, zencefil, hindistancevizi, hardal, karabiber, kırmızıbiber, nane, haşhaş tohumu, adaçayı, kekik ve vanilya bu tip besin alerjilerine neden olan yiyeceklerdir. Normalde bu besinlerden hiçbiri normal bir çocuk için klinik olarak önemli olmayabilir, ama eğer bir duyarlılık söz konusu ise, ciddi reaksiyonlar gözlemlenebilir. Bununla beraber baharat alerjileri çocuklarda sıklıkla görülmez, çünkü çocuklar yetişkinlere nazaran daha az baharatlı besin tüketirler.

Çikolata:

Bu alerjen önemlidir. Çünkü; özellikle çocuklarda sık tüketiminden dolayı alerjik burun akıntısı, migren, deride kızarma, kaşıntı ve şişlik ve sindirim sistemi bozukluklarından sorumludur. Semptomlar, kaynağı aynı olan çikolata ya da kakaonun tüketilmesiyle ortaya çıkabilir.

Bal:

Bal nadiren alerjiye neden olur ve reaksiyonlar genelde deride kaşıntı, kızarıklık, şişlikler ve sindirim sisteminde bozukluk şeklinde gerçekleşir. Bala alerjisi olan hastalar genel olarak karabuğday, yonca veya polene karşı duyarlı bireylerdir. Özellikle balı yapan arılar, bu çiçek ya da bitkilerden yararlanmışsa alerjik belirtiler gözlemlenebilir.

Tahıllar:

Buğday ve mısır bu gruptaki diğer besinlere kıyasla daha sıklıkla görülen alerjen tipleridir. Her ikisi de bir çocuğun -ve doğal olarak bir yetişkinin- diyetlerinde sıklıkla bulunan ürünler olup, çiğ ya da pişmiş olarak çeşitli şekillerde tüketilmektedirler. Mısır buğdaya kıyasla daha az alerjenik özelliğe sahiptir ve bu nedenle buğdaya göre daha fazla tercih edilir. Buğday ise, her diyette önemli bir yere sahip olduğundan dolayı, diyetten çıkarılması oldukça zordur. Bu durum aslında mısır için de aynıdır. Buğdayda bulunan ve bir glikoprotein olan alfa-amilaz tripsin inhibitörü en önemli alerjen tipidir. Buğday alerjisi olan bireylerin diyetinde bulundurmaması gereken besin ve besin öğeleri;

• Kepek, ekmek kırıntısı, bulgur, tahıl ekstraktı,

 • Kuskus, krakerler,

• Durum buğdayı ve durum unu,

 • Glüten, makarna, erişte, malt, soya sosu,

• Nişastadır.

Değişen yaşam tarzıyla ilişkili olarak gittikçe gelişen ve sanayileşen ülkelerde geleneksel beslenme alışkanlıklarından uzaklaşıldığı ve beslenmedeki bu değişimin alerjilerde ve alerjik hastalıklardaki artışla ilişkili olduğu düşünülmektedir.