MAKALE

Yayın Tarihi: 03.01.2017 Salı 17:26:39

Alışkanlığımız Fast Food!

Alperen EKİNCİ

Alışkanlığımız Fast Food!
İngilizce Fast Food olarak dilimize oturan, sadece dilimize değil yemek kültürümüze ve midemize oturan ‘’çabuk yiyecek’’ ucuz tarifeli, hızlı servis yapan ve ancak birkaç çeşit yemek bulunduran lokanta anlamına gelmektedir.

Restoran endüstrisi Fransız Devrimi ile başlamış ve tüm Avrupa’ya yayılmıştır. 1600’lü yıllarda Fransa’da içecek servisi yapan kafeler kurulmaya başlanmış ve büyük hızla Avrupa’ya yayılmıştır. Zamanla da bugünkü restoranların temeli olmuştur. Endüstri devrimi sonucu yeni bir sosyal sınıf (iş adamları, dükkan sahipleri, fabrikatörler ve finansörler) oluşmuştur. Bu yeni sosyal sınıf, ekonomik yapıda değişikler yaratmıştır.

Çabuk yemek, kültürümüzde olmayan ancak kapitalizmin tüm dünya ülkelerine sunduğu vazgeçilmesi zor bir gıda türüdür. Hijyen kuralları ve çalışma şartları yönünden ülkemizde de çok ciddi sıkıntılar barındıran bu sektör sağlık açısından kronik rahatsızlıklara da gebedir.

Bugün dünyada ilk 10 içerisine giren çabuk yemek firmaları genellikle Amerika kökenli olup çok nadir Almanya kökenli olanları da vardır. 1870’lerde genelde at arabası şeklinde olan yemek vagonlarında işçilere sandviç, tart ve içecek servisi sunulmuştur. 1880’lerde düşük fiyat ile hizmet veren bu vagonlar, müşterilerin içerde yemek yiyebilecekleri ve küçük bir mutfak barındırabilecek kadar büyümüştür. Karlılığı artırma çalışmaları müşterilere oturma olanağı sağlamayan ve yemeklerin tezgâhlara eğilip yenildiği ayaküstü restoranlara kadar gitmiştir. Yirminci yüzyılda self servis restoranlar Amerikan restoranların gözdesi olmuştur. Restoran kültürü 1600’lü yıllara dayansa da hızlı tüketimin dünya çapına yayılması 1940’lı yıllara dayanmaktadır. TacoBell 1946 yılında California’da büfe olarak açılmış 1954-1955 yıllarında restoran olarak sektörde yerine devam etmiştir. Wiener Wold 1950 yılında Münih’de, Papa Jhon’s 1983 yılında, Burger King 1954 yılında, Mc Donalds 1940 yılında, Arbys 1964 yılında, Pizza Hut 1958 yılında, KFC 1952 yılında Amerika’da hızlı yemek restoran zincirleri olarak faaliyete başlamıştır. Tüm bu firmalar ve binlerce firma tüm ağını franchise modelinde dünyaya sunmaktadır. Peki franchise nasıl ve nerde doğmuştur? Franchise ilk olarak 1700’lü yıllarda İngiltere’de bir firmanın belli kişilere panayırlarda mallarını satmalarına dair sözleşme yapmaları üzerine doğmuştur. Franchising açısından büyük bir tecrübeye ve başarıya sahip olan ABD’de ise franchising ağı olan bin 500 şirket ve bu sisteme dahil olan 760 bin franchise bulunuyor. Bu firmaların yüzde 52’si uluslararası pazarlarda faaliyet gösterirken yüzde 40’ı ise yiyecek sektöründe hizmet veriyor.

TATARLARIN HEDİYESİ

Hızlı yiyecek olan sandviç, 1762 yılında kumardan kalkmamak için John Montaugu tarafından icat edilmiştir. Hamburger kavramı ise ilk kez 1850 yılında Hamburg’dan gelen Alman işçilerin hamburgeri tanıtması ile ortaya çıkmıştır. Hamburger aslında, Orta Çağ’da Rusya’nın Baltık bölgelerinde çeşitli kabilelerin, özellikle Tatarların yemiş oldukları bir biftektir. Tatarlar bu yiyeceği Hamburg limanında ticaret sırasında Almanlara tanıtmışlardır. Almanlar bu eti kızartmışlar ve soğan katarak lezzetlendirmişlerdir. Alman göçmenler Amerika’ya geldiklerinde bu yemeği de beraberlerinde getirmişlerdir. Hamburger, Amerikan hızlı yiyecek restoranlarında hızlı yiyeceğin ilk tasarımı olarak düşünülmüştür.

Batılı olmak, batılı gibi yaşamak Türkiye’de 1950’lerden sonra kentleşme olgusu başlamıştır. Bu olgu kültürel değerlerle birlikte mutfak kültüründe de etkili olmuştur. Bu dönemde, zaman kavramı gündelik hayatı yöneten bir güç olmuştur. İhracatın teşvik edilmesi yönündeki 24 Ocak 1980 kararları ile birlikte Türkiye’nin hem ekonomik yapısında hem de sosyal yaşantısında önemli değişiklikler olmuştur. Batılı olmak, batılı gibi yaşamak/tüketmek anlayışı medyanın desteğiyle insanlara aşılanmaya ve toplumu yeniden inşaya başlanmıştır.

Batılı tarz tüketim, toplumun her tabakasındaki birey için vazgeçilmez olmuştur. 1980 ve özellikle 1990 sonrası, İstanbul’da arka arkaya büyük alışveriş merkezleri açılmış, bu alışveriş merkezlerim içerdikleri sinemaları, yabancı kökenli hızlı yiyecek-içecek restoranları, lüks restoranları, bowling salonları, kafeleri, diskoları ile hem eğlence hem de tüketim merkezleri haline dönüşmüşlerdir. Daha sonra bu mekanların açıldıkları şehirlerin sayısı da artmıştır. Sonuç olarak bugünkü durumumuz olan neredeyse her mahalleye bir AVM modeli oluşturulmuştur. Sonuç olarak; Çabuk yemek, kültürümüzde olmayan ancak kapitalizmin tüm dünya ülkelerine sunduğu vazgeçilmesi zor bir gıda türüdür. Hijyen kuralları ve çalışma şartları yönünden ülkemizde de çok ciddi sıkıntılar barındıran bu sektör sağlık açısından kronik rahatsızlıklara  da gebedir. Uzun muhafaza süresinin sağlanması, renk, koku ve görünüş özelliklerinin müşteriyi çekici kılması için kullanılan katkı maddelerinin bu tarz ürünlerde yaygın olarak bilinçsizce kullanılması, ürünlerin yüksek oranda kızartmadan oluşması ciddi riskler teşkil etmektedir. Bakanlığımızın obeziteye, aşırı tuz ve şeker tüketimine karşı almış olduğu önlemler sayesinde güvenilir gıda üretimi için başarılı bir çerçeve oluşturulmuştur. Ancak var olan işletmelerin denetimi ve yapılan denetimlerin etkinliği konusunda sıkıntılar olduğu da aşikardır. Bizler de sağlıklı yaşam için sağlıklı gıda tüketmeli ve bu olguyu çevremize yaymalıyız…