MAKALE

Yayın Tarihi: 05.01.2018 Cuma 14:40:00

Denizden gelen sağlık

Nesrin Eriş

Denizden gelen sağlık

Çocuklarda kemik gelişimi ve 40 yaş üzerindeki bireylerde kemik erimesini önleyebilmek için beslenmemizde balık tüketiminin yanında dengeli bir şekilde kalsiyum, fosfor ve D vitamini tüketimine de önem vermeliyiz.

Sağlıklı kemik gelişimi için gerekli olan mineraller kalsiyum ve fosfordur. Diğer bir zorunlu ihtiyaç D vitamini kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler, kalsiyumla birlikte kemik ve dişleri güçlendirir. Kalsiyum ve fosforun emilimini sağlar. Hücrelerin büyümesinde ve kas ile sinir sistemlerinin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Yüksek tansiyonu düşürür.

Son yıllardaki araştırmalar, D vitamininin kalın bağırsak, kemik, deri, kolon ve meme kanserinden koruyucu etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. D vitamininin esas etkisi, bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini artırmak ve bu minerallerin kemikler tarafından alınmasını kolaylaştırmaktır. D vitaminin bir diğer faydası kilo vermeye destek olmasıdır. D vitamini yetersizliği olan bireylerin kilo vermesi zorlaşır. D vitamini ve kalsiyum kortizol ve paratroithormon salınımını azaltır. Bu hormonlar yağ hücre sayısını ve yağ hücrelerinde depolanan yağın miktarını artırır. D vitamini ve kalsiyum ise kortizol ve paratroit hormon salınımını azaltarak yağlanmayı engeller. Kalsiyumun bir diğer özelliği de bağırsakta yağların emilimini engellemektir. Yeterli miktarda kalsiyum içeren bir beslenme düzeninde yağlar bağırsaktan kalsiyumla beraber gaita ile dışarı atılarak kilo vermeye ve bölgesel incelmeye destek olur. Özellikle gece yatmadan önce tüketilen kalsiyum içeriği yüksek olan soya sütü ve yoğurt gibi besinler 5 saat önce bile tüketilen yağın kalın bağırsaktan emilmeden atılmasını destekler.



Ayrıca yeteri kadar D vitamini alıyorsanız tokluk hormonu leptinin salınımı artar. Kalsiyum ve D vitaminin insülin direncinin beslenme tedavisinde olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Kalsiyum emilimini olumsuz etkileyen aşırı protein, çay, kahve ve tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır. Yumurta sarısı, karaciğer, balık yağı, süt, taze sebzeler, peynir ve çavdar D vitamininden zengindir. Ancak; D vitamini en verimli olarak, deride güneş ışığının etkisiyle meydana gelir. Bütün canlılar, besinlerle D vitamini öncüsü maddeler alırlar. Bunların vücutta etkin hale gelebilmesi için ise derinin güneş ışığı ile teması gerekir. D vitaminin eksikliği, çocuklarda raşitizm, büyüklerde ise osteomalazi denilen kemik hastalıklarının oluşmasına neden olur. Kalsiyumdan yetersiz beslenme, sigara ve alkol kemikleri zayıflatır. Aşırı kilo da kemik sağlığı sorunlarının yaşanmasını artırır.

Fosfor, vücuttaki her hücrenin işlevi için alınması gerekli olan bir mineraldir. Fosfor vücutta esas olarak fosfat (po4) 3- olarak bulunur. Vücutta bulunmakta olan fosforun yaklaşık %85’i kemiklerdedir. Fosfor protein içeren besinlerin hepsinde bulunur. Et ve balık fosfor bakımından zengin besinlerdir. Fosfor bütün bitki tohumlarının hepsinde (fasulye, bezelye tahıllar ve fındık gibi), karides, et, peynir, yengeç, midye, somon, karaciğer, süt, fasulye ve fındıkta bulunur.

HAMİLELİKTE BALIK TÜKETİMİ

Hamilelikte balık tüketmek hem anne için, hem de anne karnındaki bebek için çok önemlidir. Anne, çocuğunun geleceği için balık yerken, kendi sağlığı için de vazgeçilmez bir besini tüketmiş olur. Hayatın her döneminde (çocukluk, yetişkinlik, ergenlik, menopoz, yaşlılık) vücudun kalsiyum, fosfor ve D vitamini ihtiyacının karşılanması gerekir. Bu konuda en iyi ve kaliteli kaynak balıktır.



Hamilelik döneminde anne adayının kalsiyum ihtiyacı artar. Bebeğin kemik oluşumunda kalsiyum etkilidir. Eğer anne yeterli kalsiyum almazsa hamilelik süresinde annenin kemikleri bu yetersiz alımdan etkilenir ve ileri yaşlarda annede kemik hastalıkları oluşum riski artar. Ayrıca anne adayının gebelikte yeterli kalsiyum alması emziklilik dönemindeki süt salınımı üzerine de olumlu etkiler yaratır. Daha kaliteli ve besleyici süt salgılanır. Bebek kendisi için gerekli bütün besinleri annenin sütünden alır. Bu nedenle annenin balık yemesi çok önemli ve gereklidir. Annenin yeterli balık tüketmesi bebeğin hem kemik gelişimini hem de beyin gelişimini olumlu etkiler.

Balık önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Özellikle sardalya ve hamsi gibi küçük balıklar kalsiyum deposudur. Bir sardalya balığının içindeki kalsiyum miktarı, bir bardak süte eşittir. Balık çocuklardaki sağlıklı kemik ve diş gelişimi için gereklidir.

Kemik sağlığını güçlendirecek öneriler:

Süt ve süt ürünleri tüketiminin artırılması kalsiyumdan zengin beslenmeyi sağlar.

Somon balığı da süt ürünleri kadar kalsiyumdan zengindir.

Portakal suyu, tahıllar, lahana, brokoli ve şalgam gibi besinlerin kalsiyum içeriği fazladır.

Vücut bir anda 500 mg üzerinde alınan kalsiyumu hemen metabolize edemez. Bu nedenle günlük ihtiyaç duyulan kalsiyum içeren besinleri gün içerisindeki öğünlere yayarak almak kalsiyum emilimini ve vücuttaki kullanımını artırır.

OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ

Balıkyağı olarak bilinen Omega-3 ve bitkisel yağlarda bulunan Omega-6 yağ asitleri yaşamın ilk anından itibaren doku ve hücreler için çok önemlidir. Bağışıklık sistemini güçlendirip, kalp-damar sağlığına iyi gelerek, kanser oluşumunu engelleyerek hayati önem taşırlar.

Omega-3, retina, beyin ve sperm hücrelerinin tam olarak çalışmalarını sağlar. Yetersizliğinde; görme bozuklukları, depresyon, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına neden olabiliyor.

Omega-3 kolesterol düşürücü ilaçlar kadar etkilidir.

Cildin nemini koruyarak, genç görünmesini sağlar.

Trigliseritin düşmesini sağlar. Kalp krizi riskini azaltır.

Kansere karşı koruyucu ve etkilidir. Başta göğüs, prostat ve kolon kanserleri üzerinde olumlu etkileri yapılan çalışmalarla bildirilmiştir.

Kanın tüm vücutta dolaşmasını sağlayarak parmak ucu hissizleşmesini, el ve ayak parmaklarının dolaşıma bağlı üşümesini önlüyor veya azaltıyor.

Şeker hastalığı üzerine olumlu etkileri vardır. Yapılan son araştırmalar balıkta bulunan Omega-3 yağ asitlerinin insülinin işlevini artırarak diyabetin ortaya çıkmasını geciktirdiği bildirilmiştir.

Yaşlanmayı yavaşlatır. Omega yağ asitleri serbest radikallere(kanser yapıcı maddeler) karşı savaşarak cilt hücrelerinin yaşlanmasını engelliyor. Hücreleri yenileyip cildi güzelleştiriyor.

Migren tedavisinde, iltihabi hastalıklarda, astım ve alerji gibi rahatsızlıklarda olumlu etkileri bulunmaktadır.

Omega-3 yağ asitlerinin yetersiz alınması depresyonu tetikliyor.

Hamile kadınlar ve bebek sağlığını olumlu etkileyen en önemli besin desteklerinden birisidir.

Orta yaşlılar Alzheimer hastalığından korunmak için bol bol balık yemeli. Bu mümkün değilse doktora danışarak balıkyağı hapları almalıdır.

Vücut sağlığı için büyük önem taşıyan Omega-3 yağları vücut tarafından üretilmediği için besinlerden karşılanmaktadır. Somon balığı, uskumru, sardalya, hamsi, ada çayı, kivi, soya filizi, kuru fasulye, kanola yağı, marul, beyaz lahana, brokoli, semizotu, keten tohumu yağı, soya yağı, nohut, mısır ve yeşil yaprak sebzelerde Omega-3 yağları bulunmaktadır. Balık yağından en iyi şekilde faydalanabilmek için kullanılan ürünün civa, kurşun gibi ağır metallere maruz kalmış olmadığından kesinlikle emin olunmalıdır. Sentetik kan sulandırıcı ilaç kullananlar, düzenli olarak aspirin alanlar ve ameliyat öncesinde Omega-3 yağ asitleri kullanmamalıdırlar.