MAKALE

Yayın Tarihi: 28.12.2017 Perşembe 15:25:00

Ekmeğimizin çivisi çıkmasın

Ali Göncü

Ekmeğimizin çivisi çıkmasın

Herkes için ekmek! Ekmeğin en önemli özelliklerinden birisi her insan tarafından tüketilmesidir. Hiçbir zaman belli bir zümreye hitap etmemiştir. Zengini, fakiri, öğrencisi, müdürü, işçisi yani kısacası herkes az veya çok ekmek tüketmektedir. Çoğu kimseden ekmek yenilmeden doyulamayacağı gibi yaygın bir algıya hepimiz şahit olmuşuzdur.

Medeniyetler boyunca ekmek, hem enerji vermesi hem de besleyici olması sebebiyle hayatımızın en önemli besin maddesi olmuştur. İnsanlar önceleri hububatları taşlar arasında ezip, ufalayarak bunlara su katmış ve elde ettikleri hamuru kızdırdıkları yassı taşlar üzerinde pişirmişlerdir. Yıllar sonra ocaklar, ızgaralar ve fırınlar icat edilerek ekmeğin pişirilme serüveni her geçen gün ileriye taşınmıştır (1,2). Günümüzde ise tamamen el değmeden üretim yapabilen, muazzam kapasiteli, sürekli sistem ekmek fabrikaları hızla yayılmaktadır.



Ekmek, neredeyse her gıdanın taşıyıcısıdır. Baskın ve ağır bir tadı olmayan ekmek, nötr sayılabilecek bir aromadadır. Bu da ona her çeşit gıda maddesiyle tüketilme fırsatı sağlamaktadır. Et ürünlerinden süt ürünlerine, kahvaltılıklardan sebze yemeklerine kadar çok geniş bir alanda gıdalara eşlik etmektedir. Dahası Türk insanının mantı, makarna ve pilav gibi yüksek karbonhidrat içerikli gıdalarla hatta patates kızartmasıyla bile ekmek tüketme becerisi göz önünde bulundurulduğunda, insanımız için ne kadar önemli bir gıda olduğu da daha net anlaşılmaktadır.

Ülkemizde en çok beyaz ekmek tüketilmekle birlikte son zamanlarda çok farklı ekmek çeşitleri üretilmeye başlanmıştır. İnsanların beslenme alışkanlıklarının değişmesi, eskiye kıyasla daha bilgili ve bilinçli tüketici sayısındaki artış da yeni ekmek çeşitlerinin gelişiminde ciddi rol oynamaktadır. Önceleri ekmekte tek çeşit; kepek ekmeği iken artık; çavdar, mısır, sarı buğday, yulaf, ruşeymli, sebzeli, fındıklı, tam tahıllı, lifli, tam buğday, tava, tost ve hamburger ekmeği gibi ve daha nice çeşitli ekmekler sofralarımızda yerini almaya başlamıştır.

Ekmeğin en önemli özelliklerinden birisi de her insan tarafından tüketilmesidir. Hiçbir zaman belli bir zümreye hitap etmemiştir. Zengini, fakiri, öğrencisi, müdürü, işçisi yani kısacası herkes az veya çok ekmek tüketmektedir. Çoğu kimseden ekmek yenilmeden doyulamayacağı gibi yaygın bir algıya hepimiz şahit olmuşuzdur.

Toplumumuzda ekmeğin beslenme dışında çok daha önemli bir değeri vardır. Onu biz nimet olarak kabul eder ve ona gerekli değeri (manevi olarak) veririz. Yere düşürdük mü hemen alır, üç kere öper ve alnımıza koyarız. Ekmek kırıntılarını toplar, asla onları ezmez ve yerde bırakmayız. Buna ilaveten adına sayısızca atasözü ve deyimler söylenmiş ve yazılmıştır. İşimize bile “ekmek parası” demişizdir. “Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her işi uzmanına ver” anlamında; “Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üstüne ver.” (3) gibi ekmek tüketimiyle alakalı olmasa bile sayısızca deyim bulunmaktadır. Birkaç yıldır TMO öncülüğünde ekmek israfı konusu ele alınmış ve çok iyi sonuçlar ortaya çıkmıştır. Milyonlarca ekmeğin bir günde çöpe gittiği ülkemizde iki yıl içerisinde yaklaşık %20 gibi bir israf azalması meydana gelmiştir. Bu da bize ciddi kampanya ve tanıtımlarla insanlara ulaşıldığında beslenme ile alakalı kampanyaların olumlu sonuçlandığını işaret etmektedir.



Alo 174 Gıda Hattı’nın hizmete girmesi ile de aslında her bir vatandaşımızın güvenli gıda tüketimine katkı sağladığı kaçınılmazdır. Bu konuda Alo 174 vasıtası ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüklerine ekmek ile alakalı konularla da şikayet ve öneriler geldiğini duymaktayım ve bununla güvenli gıda tüketimine olumlu katkı sağladığını düşünmekteyim.

Ekmekle ilgili yasal düzenlemeler ve denetimler mevcutken, yukarıda da belirttiğim gibi vatandaşın bile bu denetleme zincirinde rolü olmasına rağmen, çoğu ekmek üreten iş yerlerinin istihdamı zorunlu personel çalıştırmasına rağmen ve hatta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yaptığı denetimler sonucunda uygun olmayan işletmeleri teşhir etmesine rağmen ekmekle ilgili sürekli kötü haberlere her yıl rastlamaktayız. Bu utanç haberlerinden bazılarını söylemeden geçemeyeceğim; Antalya Merkez’de bir zincir marketten alınan ekmekle sandviç hazırlayıp tüketen bir bayanın ekmekten çıkan hamur kesmekte kullanılan bıçak ucuna benzer metal parçası ile 2 dişi kırıldı ve damağı parçalandı (4).

• Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde vatandaşın bakkaldan aldığı ekmeğin içinden kurt ve böcek çıktı (5).

• Adana’da bir vatandaş kahvaltı yapmak için bakkaldan 2 adet ekmek aldı. Ailenin 15 yaşındaki çocukları ekmeği kopardığında parmağını kesti. (6).

• Şikayet var sayfasına gelen şikayetlerden bazıları (7):

◊ Ekmekten Peçete Çıktı!

◊ Ekmeğin İçinden Böcek Çıktı!

◊ Ekmekten Çivi Çıktı!

◊ Ekmek Çamur Gibi Çıktı!

◊ Ekmekten Plastik Çıktı!

◊ Ekmekten Haşere Çıktı!

◊ Ekmekten Kıl Çıktı!

◊ Ekmek’ten Kablo Çıktı!

• Mersin’in Anamur ilçesinde ve Kırıkkale’de ekmeğin içinden çivi çıktı (8,9).

• Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde ekmeklerden fare pisliği çıktı (10).

• Adıyaman’da ekmeğin içinden kırmızı sert bir cisim çıktı (11).

• Zonguldak’ın Kozlu İlçesi’nde ekmeğin içinden sinek çıktı (12).

• İnegöl’de bir vatandaşın fırından aldığı ekmeğin içinden demir çıktı (13).

• Aksaray’da ve Balıkesir’de ekmekten sigara izmariti çıktı (14,16).

• Denizli’de ekmekten bir makineye ait demir parçası çıktı (15,17).

• Çayırova’da ekmeğin içinden yabancı cisimler (ip, tel vb.) çıktı (18).

Son olarak da şu haberi paylaşmak istiyorum; Gebze Darıca’da, bir vatandaşın mahalledeki fırından alarak yediği ekmeğin içinden çıktığı iddia edilen jilet, kalbine saplandı. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan vatandaşın hayati tehlikesi devam etmektedir (19). 2015 yılının Mart ayında gerçekleşen bu olay hala ekmekte gıda güvenliğinin tehlikede olduğunun bir kanıtı değil midir? Olayın ardından Kocaeli İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tüm ilçelerdeki şube müdürlüklerine geçtiği talimatla, fırınlarda bundan böyle kamışlı jilet kullanımına yasak getirdi. Eski geleneksel sistemle ekmek imalatı yapan Kocaeli genelindeki tüm fırınlara plastik saplı hamur çizme aparatları dağıtılacak ve fırınlarda sadece bunların kullanılması sağlanacaktır (20). Önce felaket sonra tedbir kuralı hemen burada da devreye girmiştir. Neyse ki önlemin alınması ve diğer illere de örnek teşkil etmesini de her şeye rağmen olumlu buluyorum. Bu olayla da ne yazık ki görmüş olduk, 29 Ağustos 1954 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan karikatüre (21) göre aradan geçen bunca zamana rağmen hala aynı haberleri gazetelerden okumaya devam ediyoruz.

Yıllardan beri bunca tecrübeye rağmen neden hala bu olaylar yaşanmaktadır? Jilet yerine victorinox bıçak (22) kullanmak bu kadar mı zor? Makinelerin bakımının düzenli aralıklarla yapılması insanların sağlığından daha mı önemli? Ben öğrenci iken hocalarım en çok bizlere şunu aşılamıştı: “Önce İnsan Sağlığı”. Şimdi aldığım bu öğretiyi ben de öğrencilerime aşılıyorum. Zira ekmekte gıda güvenliğinin bu kadar zedelenmesi de eğitimsizliğe bağlıdır. Özellikle istihdamı zorunlu personel çalıştırmak için getirilen en az 10 çalışan kuralı gıda güvenliğini hiçe sayan küçük imalathane ve fırınların ekmeğine yağ sürmüştür. İlk fırsatta Gıda Mühendisleriyle sözleşmelerini feshetmişlerdir. Zaten Gıda denetiminde ki yetersiz Gıda Mühendisi sayısına bir de bu eklenince az önceki sonuçlar kaçınılamaz hale gelmektedir. Dahası belediyelerin zabıtalarla yaptıkları denetimlerle gıda güvenliğinin sağlanamayacağını artık yetkililerin anlaması gerekmektedir.

Sigaralardaki gibi ekmeklerinde üzerine sağlığa zararlıdır ibaresi koymamak için acil önlemler alınması gerekmektedir. Halk Eğitim Merkezlerinde bir günlük hijyen eğitimi sonucunda alınan sertifikalarla ne kadar hijyenik ekmek üretilirse, Gıda Mühendisi olmadan da o kadar güvenli ekmek üretileceği unutulmamalıdır. Bütün bu eleştirileri yaparken fırıncılarında sıkıntılarını dile getirmemiz gerekmektedir. Zira çoğu ilde rekabetle boğuşan, kontrolsüz şekilde her köşe başına açılan fırın veya ekmek satış yerleri ile rekabet etmeye çalışan, küçük ölçekli binlerce pide fırınının da ekmek üretmesi ve sektöre yapılan yatırımın değerinin anlaşılamaması da bu problemlere davetiye çıkarmaktadır. Milyonlarca Türk Lirası harcayıp yatırım yapan, Gıda Mühendisi çalıştıran hatta çoğu un fabrikasında olmayan laboratuvar kuran ekmek fabrikalarıyla gıda güvenliğini hiçe sayan, merdiven altı diye tabir edilen hatta bazılarının ruhsatsız olduğu fırınları ayırt eden bir sistemin olmaması bu sektöre yapılacak yatırımların önünü kesmektedir.

Sonuç olarak bu sektör ülkemizdeki her bir vatandaşımızla birinci dereceden alakalıdır. Gıda güvenliğinin en üst noktada olması gereken bir alandır. Bu konuda bütün yasal düzenlemelerin ivedi bir şekilde alınması ve hayata geçirilmesi elzemdir. Yoksa daha çok duyarız ekmek yiyip hastalanan, yaralanan insanları. Her bir ekmek fırınında kapasiteye bakılmaksızın istihdamı zorunlu personel çalıştırılması gerekmektedir. Gittiğimiz fırınlarda üretim yerlerine göz ucuyla bile bakacak olsak ne kadar sağlıksız ortamlarda ekmek üretildiğini hemen anlayabilmekteyiz. Personeller eğitimsiz ve maalesef temiz değiller. Simsiyah olmuş önlükleri, üretim yerine açılan tuvalet kapıları, küflü duvarlar, temizlenmemiş hamur kazanları ve ekipmanlar, ekmeğin tüketiciye ulaşana kadar en az 2-3 kişinin elini değmesi ve ekmeğin satışa sunulduğu ortam, tezgah ya da dolapların sıhhi olmaması beni derinden üzmektedir. Fırın çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Asgari ücretle çalışılacak bir iş değildir fırın işçiliği veya ustalığı (hamurkarlığı). Her şeyden önce fırınlarımızın hem gece hem de 365 gün çalıştığını göz önünde bulundurursak fırın çalışanlarının izin, çalışma saati ve ücretlerini de bu nispette düzenlenmesi gerekmektedir.

Bir çalışan işinden ve iş yerinden ne kadar mutsuz olursa o kadar isteksiz ve hata yapmaya da meyilli olmaktadır. Bu konunun da üzerine gidilip sorunların düzeltilmesi gerekmektedir. Savaşsız, kavgasız ve mutlu günlerde sağlıklı gıdalar üretebilmemiz ve tüketebilmemiz dileği ile ekmeğimize sahip çıkalım. Ekmeğimizin çivisi çıkmasın.

YAZARIN SON 5 MAKALESİ