MAKALE

Yayın Tarihi: 25.12.2017 Pazartesi 17:00:00

Evimizin hijyen ordusu!

Alperen EKİNCİ

Evimizin hijyen ordusu!

Elbette ki kir olarak tanımladığımız bu unsurları ortamdan uzaklaştırmak için kimyasal çözeltiler kullanmaktayız. Marketlerden satın aldığımız deterjanlar, endüstriyel boyutta yüksek konsantrasyon ve spesifik alanlara göre hazırlanmış karışımlar değiller. Bugün, her eve girmiş olan ve etkin durulanmaması sonucu uzun vadede ciddi sağlık problemleri yaratabilecek olan çamaşır suları (Cl bazlı deterjan grubu) evsel tüketimler için ciddi riskler barındırmaktadır.

İnsan hayatında, enerji gereksinimini karşılayabilmek için tüketilmek zorunda olan gıda maddelerinin üretim, depolama ve sevkiyat aşamalarının tamamı bir gıda mühendisi için kritik noktalar içeren proses süreçleridir. Halbuki gıda, üretiminden son tüketicinin gıdayı tüketmesi sürecine kadar kontrol ve kayıt altına alınması gereken önemli bir parametredir. Bu yazıda son müşteri olan tüketicinin satın aldığı gıda maddesini tüketinceye kadar muhafaza ettiği ya da tüketime hazır hale getirip tükettiği ortam olan evlerimizin temizlik ve hijyen faktörlerinin gıda ile ilişkisini irdelemeye çalışacağım. Bildiğimiz gibi gıda maddesinin bozulmasını teyit ettiğimiz 3 parametre mevcut. Kimyasal bozulmalar, fiziksel bozulmalar ve biyolojik bozulmalar. Bu 3 bozulma çeşidinde de gıdanın bulunduğu ortamın her bir bozulma çeşidine göre farklı farklı katkıları bulunmakta.



Çapraz bulaşma dediğimiz, ortamda var olan bu faktörlerin gıdaya bulaşması ile bozulma riski yükselmektedir. Bir ev ortamını düşündüğümüzde “kir” olarak tanımlanan çoğu zaman gözle görülebilir birikimler haline gelmiş tehlikeler gıda maddelerine bulaşarak gıda maddesini tüketilemez hale getirmektedir. Kir terimini daha da detaylandıracak olursak...

Kirler, genellikle farklı fiziksel ve kimyasal özellikler taşıyan değişik maddelerin heterojen bir karışımından oluşur. Kirlerin yapısının bilinmesi, temizlik işlemlerinde başarılı olunması için önem taşımaktadır. Temizlik işlemlerinde yüzeylerin kir ve lekelerden arındırılması yanında, yüzeylere zarar verilmemesi de büyük önem taşımaktadır. Yüzeyde mekanik ya da kimyasal bir hasar oluşturmamaya, görünüm ve renk açısından yüzeyleri bozmamaya özen gösterilmeli, suyun olumsuz etkilerinden dolayı yüzeyde oluşabilecek kireçlenmeye karşı önlem alınmalıdır.

Kirler bileşenlerine göre şöyle gruplandırılabilir;

a) İnorganik tuzlar, şeker, üre, ter

b) Pigmentler (toprak, kurum, metal oksitler, karbonatlar, silikatlar)

c) Doğal yağlar (bitkisel ve hayvansal yağlar, vücut yağları)

d) Sentetik yağlar (mineral yağlar, vaks)

e) Proteinler (kan, yumurta, süt, deri döküntüleri)

f) Karbonhidratlar (nişasta, şeker, selüloz)

g) Boyar maddeler (meyve, sebze, şarap, kahve, çay)

Kirler kaynağına göre başlıca şu şekilde sınıflandırılabilir:

a) Havadan gelen toz

b) Vücut salgıları

c) Evsel veya endüstriyel bir çalışma sonrası oluşan kirler

Kirler yüzeyler üzerine yerleşim şekline göre başlıca üç şekilde sınıflandırılabilir:

a) Katı kirlerin yerleşmesi

Katı kirler, nispeten iri tanecikler şeklindedir ve yüzeyin içine kadar işlemezler. Yüzey ile kir arasında kimyasal bir etkileşim olmamıştır. Fiziksel çekim güçleri de zayıftır. Bu tür kirler deterjan ve mekanik etki ile kolayca temizlenebilir.

Daha ufak tanecik (pigment) halindeki kirler, yüzeye elektrostatik çekim gücü ile mikroskobik büyüklükteki tozlar da “Van der Waals” kuvveti denilen moleküller arasındaki çekim gücü ile yerleşirler. Pigment türü bu tip kirlerin temizlenmeleri daha güçtür. 0.1 mikrondan daha küçük pigment türü kirlerin temizlenmesi ise pratik olarak olanaksızdır.

b) Yağ ve protein bazlı kirlerin yerleşmesi

Yağ, yağ asitleri ve proteinlerin yüzeylerde donmasıyla oluşur. Bu tür kirler direkt olarak yüksek sıcaklık ile karşılaştığında yüzeyde yerleşir ve temizlenmeleri güçleşir. Önce ılık su ile işlem yapılmalı ve protein bazlı olanların yüzey üzerinde sabitleşmesi önlenmelidir.

c) Boyama ve kimyasal olarak yerleşme

Genellikle çay, kahve, şarap, yemek sosları, ilaç, kan gibi boyar maddeler içeren sıvıların yüzey ile kısmen kimyasal reaksiyona girerek bağlanmaları ile oluşur. Bu tür kirler yüzey üzerinde leke şeklinde gözlenir. Temizlenme yöntemleri açısından bakıldığında kir türlerini üç ana grupta toplamak mümkündür:

a) Gevşek kirler

Bulundukları yüzeye yapışmayan ve temizlenmeleri için bir temizlik solüsyonu (su ve deterjan) gerektirmeyen kirlerdir, iki grupta incelenebilirler:

1. Büyük, kaba kirler (taş, kum, çakıl, kağıt parçaları, talaş ve sigara izmaritleri gibi)

2. Küçük toz partikülleri

b) Yapışkan kirler

Suda çözünen yapışkan kirler, bir deterjan çözeltisi ve mekanik işlemle temizlenebilen maddelerdir (mürekkep, meyve suları, çay, kahve gibi).

c) Çay, kahve, yemek sosları gibi leke bırakan kirler. Kirlerin büyük kısmı bu grupta yer almaktadır. Yıkama, en yaygın temizleme yöntemidir, iyi bir yıkama işleminde su, temizlik ürünü, sıcaklık, mekanik etki ve zaman faktörleri kullanılarak kirlerin büyük bölümü yüzeyden uzaklaştırılır. Elbette ki kir olarak tanımladığımız bu unsurları ortamdan uzaklaştırmak için kimyasal çözeltiler kullanmaktayız. Marketlerden satın aldığımız deterjanlar, endüstriyel boyutta yüksek konsantrasyon ve spesifik alanlara göre hazırlanmış karışımlar değiller. Bugün, her eve girmiş olan ve etkin durulanmaması sonucu uzun vadede ciddi sağlık problemleri yaratabilecek olan çamaşır suları (Cl bazlı deterjan grubu) evsel tüketimler için ciddi riskler barındırmaktadır. Klorlu bileşikler geniş etkili ve oldukça güçlü dezenfektanlardır. Hem gram pozitif hem de gram negatifler üzerine etkilidir. Ayrıca bazı bakterilerin sporları üzerinde de etkilidir. Klorlu bileşiklerin çoğu hem ucuz hem de sert sularda kullanılabilir niteliktedir. Bu gibi maddelerin olumsuz tarafları, metaller için aşındırıcı olmaları, plastikler ile reaksiyona girmeleri ve en önemlisi organik maddeler ile geniş ölçüde bileşikler oluşturarak kendi etkilerini azaltmaları veya yok etmeleridir. Buna ilaveten uzun süre bekletmelerde hipokloritler değişime uğrayarak etkilerini kaybeder. Ayrıca; Dezavantajlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

* Toksiktir

* Deri ve metalleri aşındırıcı özelliğe sahiptir.

* Organik maddelerin var olduğu yerlerde etkisi azdır

* Işık ve ısıyla bozulur.

Deterjan seçiminde toksik etkisi az olan, yüksek etki değeri olan ürünler öncelikle seçilmeli, elbette ki deterjanın kullanılacağı yer seçimimizi etkileyecektir. En büyük avantajları geniş spektrumlara sahip olmaları, kolay ve ucuz bir şekilde bulunabilmeleridir. Piyasa bu denli zararlı olabilecek kimyasallarla dolu iken biz yaşam alanlarımızı daha doğal yöntemlerle var olan risklerden arındırabilir miyiz acaba?

Bu sorunun cevabı bu yazımızı okuyacak olan orta yaş ve ileri yaşlarda ki bayanlarda kesinlikle ‘EVET’ şeklinde olacaktır. Ancak kapital sermayelerin satış tekniklerinden, hızlı yaşam ve kolay tüketim imkanlarında dolayı bugün hemen hemen her ev sahibi daha çok piyasada ki kimyasalları tercih etmekte. Küçük tüyolar olması düşüncesi ile var olan kimyasallardan uzak uygulayabileceğimiz temizlik çeşitleri ve kullanabileceğimiz doğal malzemelere göz atacak olursak;

Karbonat ve su: Kirli yüzeylere karbonatı toz haliyle sürün. Daha sonra nemli bir sünger ya da bezle ovalayın. Çok zorlu kirlerde kaya tuzu da kullanabilirsiniz. Limon suyu ve sirke: Küf ve donmuş yağ lekeleri için limon suyunu ya da sirkeyi, spreyle ya da lekeli alanın üzerine serperek uygulayabilirsiniz.

Sert bir fırça ile fırçalayıp birkaç dakika bekletmeniz daha kolay çıkmalarını sağlar.

Dezenfektan: Çamaşır suyu yerine, kendi dezenfektanınızı yapmak için; 2 kase su, 3 yemek kaşığı sıvı sabun ve 20-30 damla çay ağacı yağını karıştırmanız yeterli. Bu karışımı mutfağınızda sprey ya da silme yöntemiyle uygulayabilirsiniz.

Kaya tuzu ve su: Yüzeydeki kirler kazıyarak çıkacak denli zorluysa kaya tuzu serpin ve ıslak bez ya da süngerle ovalayın.

Beyaz sirke, su ve gazete kağıdı: 2 yemek kaşığı beyaz sirke ve 4 lt suyu karıştırın. Spreyli bir şişeye bu karışımı doldurun, camlara sıkın ve gazete kağıdıyla silin. Eğer sirke bulamazsanız ya da kokusundan hoşlanmıyorsanız, su katılmamış limon suyu ya da soda kullanarak sorunu aşabilirsiniz. Halı temizliği en çok göz korkutan şeylerden biridir. Ancak aşağıdaki yöntemler işinizi kolaylaştıracak. Kilimleri dövün: Dışarı taşıyabileceğiniz kadar küçük halı ve kilimleri, döverek tozlarından arındırın.


Soda: Halı lekelerinde sodanın kullanımı eskiden beri bilinir. Lekenin katılaşmış yüzeyindeki halı tellerini ayırın ve sodayı direkt olarak üzerine dökün. Sonra eski bir bez/havluyu üzerine bastırarak sodayı emdirin. Sodadaki karbonat lekeyi yüzeye taşır ve lekeyi çıkarır.

Mısır unu: Büyük çaplı pislikleri temizlemek için, mısır ununu pis bölgeye dökün. 5-15 dakika bekleyin ve elektrik süpürgesiyle vakumlayın.

Leke çıkarıcı: 1/4 sıvı sabun ya da deterjanı 1/3 fincan su ile blenderda karıştırın. Köpürene kadar devam edin. Karışımı, halıya spreyle uygulayın ve sirke ile durulayın. Görmüş olduğunuz gibi birçok doğal malzeme ile temizlik olayını kimyasallardan uzak halledebiliyoruz.

Ancak şu unutulmamalıdır ki: bulaşıcı hastalıklar, mikrobik yayılımlar gibi bulaşanların bulunması durumunda kaçınılmaz olarak dezenfektan amaçlı kimyasallara başvurmak sorunun kökten çözümü olacaktır.