MAKALE

Yayın Tarihi: 11.01.2018 Perşembe 10:45:00

Evinizde gibi hissettiren tatil

Gülşah ÇINARCIK

Evinizde gibi hissettiren tatil

Bir kere belli bir çalışma sisteminizin ve disiplininizin olması gereklidir. Turizm sektörüne yakın olanlar bilirler, otelcilikte inanılmaz bir personel sirkülâsyonu söz konusudur.

İşe başlayan personel, o veya bu sebeplerden dolayı değişik sürelerle çalıştıktan sonra işi bırakabilmektedir. Bu “devamlı değişim” de, aslında sizin belli seviyelerde tuttuğunuz çıtanızı düşürmeye en çok sebep veren durumlardan biridir. Neden mi? Şöyle açıklayalım…

Misafirler, özellikle uzun yıllar boyunca tatillerinde devamlı sizi tercih eden “repeat guest” dediğimiz konuklar, her geldiklerinde tanıdık yüzler görmek isterler. Bu durum özellikle yurt dışından gelen misafirler için çok geçerli bir durumdur. Çünkü misafirler tanıdık yüzler gördüklerinde kendilerini evlerinde gibi hissederler. Tersi durumlarda, önceki yıllardan tanıdıkları personeli göremediklerinde üzülürler. Sebep, az önce de bahsettiğimiz kendini “evinde” hissetme rahatlığıdır.



Sabit bir personel kadronuz yoksa bu sizin başarısız olacağınız, kalitenizi düşüreceğiniz anlamını mı taşımalıdır? Tabii ki hayır! İşte disiplin ve çalışma sisteminizin oturması misafirlerinizi size uzun yıllar boyu bağlayacak en önemli iki unsurdur.

Turizm tesisi olarak, belli bir çalışma sisteminizin ve istikrarınızın olması gereklidir. Değişen durumlarda vereceğiniz tepki her zaman aynı olmalıdır. Bu durum değişen personel ya da yönetici kadrosuyla paralel olarak değişmemelidir. Aksi takdirde, isminiz her gelen çalışana göre ya yukarılara çıkacak ya da aşağılara inecektir. Bu durum da sizi “belli bir kalitesi ve disiplini olan tesis” konumundan çok uzaklara taşıyacaktır. Bu tip sorunlardan kurtulmak, hatta bu duruma düşmemek için yapılması gerekense basittir. Oturmuş bir sistem ve “duruma” göre değişmeyen çalışma şekli.

Basit bir örnekle demek istediğimizi açalım. Örneğin; mutfak ve mutfakta pişen yemekler. Her tesisin mutfak departmanında pişen yemeklerin belli “reçeteleri” vardır. Nedir bu reçeteler? Her yemeğin içine konulacak malzemenin hangi miktarda, hangi sırayla, ne şekilde konulacağını anlatan yazılı dokümanlardır “reçete”ler. Ne işe yararlar kısmına gelince. Mutlaka her aşçının çalışma şekli birbirinden farklıdır.

Kimi usta yemeğin baharatını daha az kullanma gereği duyar, kimi usta ise yemeğe tadını veren baharattır düşüncesiyle daha fazla baharat kullanır. İşte bu lezzet farklılıkları da misafir tarafından hemen fark edilen en önemli unsurlardan biridir. Şöyle düşünelim; tatile gittiğinizde aklınızda kalanlar nelerdir?

Mutlaka gezdiğiniz gördüğünüz yerler, yaşadığınız keyifli zamanlar çok yer kaplar anılarınızda. Ancak insanlardaki tat alma duyusunun önemi su götürmez bir gerçektir.

Kendimden örnek verecek olursam, “gittiğim falanca yerde yediğim filanca yemek çok güzeldi, keşke tekrar gitsem de yesem” dediğim çok yer vardır. Fotoğraflarda kalan manzaralarla beraber, artık sosyal medyada devamlı paylaştığımız yemek fotoğraflarının da lezzet olarak beynimizde bıraktığı etki yadsınamaz. İşte tüm bunlar da, gittiğiniz yerleri sizin için özel kılan durumlardır.



Örneğin; her ülkede olan bazı çok bilinen markaları ele alalım. Nereye giderseniz gidin, yediklerinizin hep aynı lezzette olacağından eminsinizdir. Neden? Çünkü ürettikleri her ürünün belli bir üretim şekli vardır ve bu gittiğiniz ülkeye ya da restorana göre değişmeyecektir. Bu da markaların neden gerçekten marka olduğunu gayet net açıklamaktadır.

Konuyu toparlayacak olursak, yapılan her işte, belli kriterleriniz ve belli bir kalite politikanız varsa hangi sektörde çalışırsanız çalışın, kendi kulvarınızdaki marka olmanız kaçınılmazdır. Özellikle turizm gibi her yıl yeni tesislerin yapıldığı ve rekabetin arttığı bu günlerde, marka olma yolunda ilerlemek sanırım tesislerin yapacağı en akıllı işlerden olacaktır.