MAKALE

Yayın Tarihi: 01.12.2017 Cuma 17:55:00

Gıda ekonomisinde ve gıda güvenliğinde etik ilkelerin önemi

Prof. Dr. Hasan Vural

Gıda ekonomisinde ve gıda güvenliğinde etik ilkelerin önemi

Etik ilkelerinin çeşitli alanlarda uygulanması amacıyla etik matrisi geliştirilmiştir. Etik matrisinde üç ilke bulunmaktadır. Bunlar; fayda, özerklik ve adalettir. Etik matriksin ilk prensibi ve en önemlisi üretici ve tüketicinin yararını da belirten “fayda”dır. Gıda tüketiminde sağlık tehlikelerine neden olacak gıda üretim süreçleri, tüketiciye faydaları azaltma potansiyeline sahiptir. Bunun en uç ve en tehlikeli boyutu da gıda zehirlenmesinden oluşabilecek ölümlerdir. Herkes kabul etmelidir ki gıda sektöründeki etik davranış güvenli gıda sağlanmasıdır.

Etik terimi Yunanca ethos yani “ahlak, töre” sözcüğünden türemiştir. Değerler felsefesinin [Aksiyoloji] dalı olan etik, felsefenin üç ana dalından biridir; varlık, bilgi ve değer. Doğru davranışı, yanlış davranıştan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır. Etik ve ahlak arasındaki bir farktan bahsetmek gerekir. Etik daha çok ahlak üzerinde konuşur, sorgular, tartışır, düşünür, yargılar. Ahlak yöresel, Etik ise evrenseldir. Etik, evrensel kabul gören kurallardır. İnsanların klasik erdem davranışları; adalet, sağduyu, güven ve metanettir. Bazı yazarlar etikle ilgili olumsuz olan şu örnekleri sunmuşlardır:

• İnsanlar önemsemedikleri, etkisinin uzun süreli olmayacağı, ihtiyaçları olmayan şeylere para harcamaya ikna edilmektedirler.

• Gıda (tarım) üreticileri daha fazla sömürülmektedir. Ucuz gıda arzusu gıda üretimine zarar vermektedir. İster muz, ister kahve üreticileri olsun darbelere maruz kalmaktadırlar. Zenginler her fiyattan ucuz gıda istemektedirler (üreticiler maliyetine ya da zararına satış yapmalıdırlar).

• Seebaure’in önerisine göre; “iyi etik davranış kendimiz kurumlarımız ve bütün dünya için daima iyi sonuçlara yol açar”. “Hayvan refahının standardının yükseldiği yerlerde etin kalitesi de artacaktır”. Tüketicilerin alışverişteki davranışları; araştırma, tecrübe ve güven şeklinde etiketlenmektedir. Bir araştırmaya göre, tüketici bir meyvenin şeklini, büyüklüğünü ve rengini alışveriş sırasında bilebilir. Tüketici sadece tüketimden sonra tecrübe kazanacaktır. Lezzeti, yapısı, pişirme kalitesi gibi özellikler başlıca tecrübelerdir.

Gıda zehirlenmesi gibi istenmeyen tecrübelerle de karşılaşabilir. Tüketicilerin güven yaklaşımları sorununa çözüm olabilecek klasik çözüm etiketlemedir (diğer satış bilgileri noktası ve artan bilgi siteleri ile birlikte). Üretimde etik değerlere önem veren bir gıda şirketi buna uygun şekilde ürünü etiketleyebilir, sağlık konusunda bilinçli tüketicilerin araştıracağı şekilde ürün birleşimi hakkında bilgi verebilir. Bu düzenli çözümün iki sıkıntısı vardır. İlki, olumlu güven yaklaşımı sayılamayacak “etik olmayanı” (pestisit kalıntıları içerir, hayvanlar kafeslerde tutulur) etiketleyecek bir unsurun yokluğudur. Daha kötüsü, daha az vicdanlı, özenli bir şirketin olumlu güven varlığını hileli olarak etkileyecek teşviklerin olmasıdır veya en azından yanıltıcı iddalarda (örneği;% 10 yağ içerir yerine ,%90 yağsızdır gibi) bulunmasıdır.

Batı ülkelerinde son yıllarda rekabette üreticiyi ve tüketiciye korumak amacıyla “Adil Ticaret” etiketi uygulaması başlatılmıştır. Aslında adil ticaret ürünlerinin ayırt edici tüm özelliği tüketicilerin onlara verdiği değer olan güven yaklaşımıdır. Adil ticaret hareketinin başarısı ADİLTİCARET (fair trade) markası tüketicilerin ve onların marka garantisi taşıyan ürünler için gerekli olan standartların belgelenmesindeki güven takdirine bağlıdır.

Etik Matrisi

Etik ilkelerinin çeşitli alanlarda uygulanması amacıyla etik matrisi geliştirilmiştir. Etik matrisinde üç ilke bulunmaktadır. Bunlar; fayda, özerklik ve adalettir. Etik matriksin ilk prensibi ve en önemlisi üretici ve tüketicinin yararını da belirten “fayda”dır. Gıda tüketiminde sağlık tehlikelerine neden olacak gıda üretim süreçleri, tüketiciye faydaları azaltma potansiyeline sahiptir. Bunun en uç ve en tehlikeli boyutu da gıda zehirlenmesinden oluşabilecek ölümlerdir. Herkes kabul etmelidir ki gıda sektöründeki etik davranış güvenli gıda sağlanmasıdır.

Gıda Biliminde Etiğin Önemi

Gelişmiş ülkelerde bazı profesyonel gruplar ve şirketler etiğin formal kodlarını kullanmaktadırlar. Bu kodlar iş yerinde beklenen etik standartların hatırlatıcısı olarak gerçek değere sahiptir. Bir kamu belgesi gibi bu kodlar, ihlal edenlere karşı resmi veya hukuki disiplin cezası alması için bir temel olarak hizmet vermektedir. Sağlık iddiaları ile ilgili olarak, etik davranışı uygulamaları için İngiltere’de hükümet “GIDA ETİK KURULLARI” kurmuştur. 1992 yılında ACNFP “gıda kullanımında genetik değişimin etikleri alt komitesini” kurmuştur. Kurumun organları geniş bir yelpazede görüştükten sonra kamu endişesine yol açan dört ana olumsuz etki alanı saptanmıştır:

1. İnsan genlerinin gıda hayvanlarına transferi

2. Bazı dini gruplar tarafından kullanımı yasak olan etlerin genlerinin bazı hayvanlara transferi (domuz genlerinin koyunlara transferi)


3. Hayvan genlerinin vejeteryanlar tarafından özellikle endişe oluşturabilecek bitkilere transferi


4. Hayvan yemi olarak insan geni içeren organizmaların kullanılması.


Son on yıl gıda üretimi ile biyomedikal etiğin temel konuları arasında önemli bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Gıda üretimi ve sağlık, hastalık sorunları arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Örneğin, gıda ve gıda üretimiyle ilgili olan Escherichia Coli enfeksiyonlarındaki artış gıda şirketleri için endişe yaratmaktadır.


Sürdürülebilir Gıda Üretimi ve Tüketimi


İyi bir tarımsal sistem için özellikle arazi, sınırlı tarımsal girdiler, biyoçeşitlilik, hayvanlar ve insanlar ve esnek biçimde nasıl bir kombine sağlanması gerektiği konuları sürdürülebilir tarım unsurlarını oluşturmaktadır. Gıda güvenliği, besin içeriği ve yeşili koruyan ambalajlama sürdürülebilir işleme ve paketlemenin temelini oluşturmaktadır. Sürdürülebilir tüketimin sağlanması için en önemli etmen eğitimdir. Daha sonra da tercihler sürdürülebilir tüketimin sağlanmasında büyük önem taşımaktadır. Gıda sanayinde firmaların etik uygulamasında dikkat edilecekleri temel konular; uluslararası kurallar, hükümet yasaları, şirket standartları, ortalama pazar standartları ve endüstriyel ilişkiler olarak belirlenmektedir.


Bir ülkede etiksel zorluklar şu şekilde sınıflandırılmaktadır:


- Ekonomik Etiksel Zorluklar


- Kişiler Arası Etiksel Zorluklar


- Yasal veya Düzenleyici Etik Sorunlar

- Diğer Etiksel Zorluklar

Gıda üretim ve pazarlamasında etik

Gıda ürünlerinin gönül rahatlığıyla tüketilmesini sağlayan en önemli etken tüketicinin gıdaya olan güvenidir. Beslenme hakkından bahsederken, insanların sağlıklı olarak gıda maddelerine ulaşma hakkına da değinilmiştir. Farklı nedenlerden dolayı insanların bu haktan mahrum bırakıldıkları görülmektedir.


Tamamı etik ihlali olan bu nedenler neler olabilir?


• Ürünün, bilindik bir markaymış gibi algılanmasını sağlamak,


• Üründe gerçekten olmayan bir özelliğin varmış gibi gösterilmesini sağlamak,


• Ürünün uygun olmayan bir özelliğini örtmeye çalışmak,


• Üründe meydana gelen bozulmayı kapatmaya çalışmak.


Çoğumuz satın aldığımız gıdaların eti ket bilgilerindeki üretim ve son kullanım tarihlerini kontrol ederiz. Sağlıklı gıda tüketimi için bu önemlidir. Ancak aynı duyarlılığı gıdanın etiketi ve içeriği konusunda gösteriyor muyuz?


Tahminen çok az kişi bunu merak etmektedir. Aslında gıdalarda hile şüphesi tam da bu noktada başlamaktadır.


- Tükettiğim ürünün etiket bilgileri doğru mu?


- Ürün, etiket bilgisine uygun mu?


- Organik diye aldığım gıda organik mi?


- Katkı maddesi kullanılmış mı?


- Ürün belirtilenden daha düşük kalitede mi?


- Sağlık açısından risk taşıyor mu?


Gıda ürünlerinde en çok karşılaşılan hile çeşidi taklittir. Taklit kelimesi herkesin bildiği bir kelimedir, ama “tağşiş” çok yaygın olarak bilinmez. “Tağşiş” literatürde kısaca, bir ürünün doğallığının başka bir ürünle bilinçli veya bilinçsiz olarak değiştirilmesi anlamına gelir. Gıda sektöründe tağşişin önemli iki nedeni bulunmaktadır.


- Bunlardan biri insan sağlığı açısından risk taşımayan, daha sağlıklı, raf ömrü daha uzun ve fonksiyonel gıda üretimi ve benzeri amaçlarla yapılan tağşiştir.

- Diğeri ise ilkinin tam tersine yüksek kalitedeki ürüne daha düşük kalitede ürünler katarak aynı fiyata tüketiciye sunulan gıdalar üretmektir.

Taklit ve tağşiş problemi sadece Türkiye’de değil Dünya’nın birçok ülkesinde de yaşanıyor. Türkiye’de üretilen veya tüketilen bütün gıdaların kalitesinin belirlenmesi ve izlenebilirliğinin sağlanması gelişmiş bir ülke kimliği açısından çok önemlidir. Yurt içinde kaliteli ve sağlıklı gıda tüketiminin sağlanmasının yanı sıra, ülkemizden yurt dışına ihraç edilen gıdaların kontrolü de aynı derecede önemlidir. Çünkü Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülkelere ihraç edilen ürünlerin hileli çıkması durumunda ülkemize bakış açısı değişmektedir. Gıda ürünlerimize kota konulabilir. Bu da hem ülke ekonomisine zarar verir hem de duyulan güvenin kaybolmasına yol açar. Bundan dolayıdır ki, Türkiye’deki gıda ürünlerinin kalitesinin belirlenmesi, üreticilerin ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi çok önem verilmesi gereken bir konudur. Her ne kadar ülkemizde ve dünyada bu tür sıkıntıların yaşanmaması için pek çok denetim yapılsa da, yasal düzenlemeler getirilse de gıda hileleri devam etmektedir. Üreticinin ve özellikle de tüketicinin bilinçlendirilmesi ve yine özellikle üreticinin sorumluluklarının artırılması son derece önemli görünmektedir. Bilinçsiz kullanılan katkı maddeleri, bilindiği halde kontamine (pestisitler, ağır metaller, hormonlar ve diğer bulaşanlarla) gıdaların tüketime sunulması insan sağlığını tehdit eden en önemli gıda hileleridir. Ülkemizde gıda güvenliğini ve adil ticareti temin amacıyla ETİK KURULLARININ bulunmaması sektör ve tüketici açısından büyük bir eksikliktir.

Bu kurul Avrupa Birliği’ne tarım ve gıda sektörünün uyumu çalışmaları için de önem taşımaktadır. Türk Gıda Kodeksi’nde ve diğer mevzuatta bu kalıntıların miktarlarına dair yasal sınırlar vardır. Belirtilen yasal sınırların aşılması, insan sağlığını ciddi olarak tehdit etmektedir. Bilinen önemli gıda hileleri; Gıda Renklendiricileri, Pul Biberlerde Boya Kullanılması, Bitkisel Yağ Karışımları, Bal örneklerinde yapay tatlandırıcıların kullanılması, Et ürünlerindeki tağşiş (domuz eti kullanımı, başka et türlerinin kullanımı), Alkollü içkilerde metanol kullanımı, Meyve sularında ve süt ürünlerinde görülen çeşitli hileler verilebilir. Sağlığı tehdit eden hilelere önemli bir örnek şöyledir: Çin’den ithal edilen bazı gıdalarda, mesela sütlerde ve bebek mamalarında melanin kullanıldığı basında yer almıştır. Dünya’da insan sağlığını önemli ölçüde etkileyen başlıca gıda taklit ve tağşişlerine şunlar örnek verilebilir; -1981. Toksik yağ sendromu: Anileine ile tağşiş edilen kolza yağının tüketimi sonucu yüzlerce insan ölmüştü.

-1985. Şaraplara donmalarını engellemek için etilenglikol katılması.

-1985. Çürümüş yumurtaların pastacılık ürünlerinde kullanılması.

-1980. Deli dana hastalığına yakalanmış inek etlerinin tüketilmesi.

-1994. Baharatlarda kurşun tetraoksit tespiti.

-1996. Konsantre sentetik elma suyu.

-1999. Yemlerde dioksin bulunması.

-2001. Et ürünlerinde sentetik hormonların kullanılması.

-2002. Çin’deki bal ürünlerinde antibiyotik bulunması.

-2003. Şarapların su, şeker, alkol ve renklendiriciler kullanılarak tağşiş edilmesi.

-2004. Pul biberlerde yasak boyaların kullanılması.

-2005. Atık etlerin normal et olarak kullanılması.

-2006. Genetik olarak modifiye (GDO) edilmiş pirincin normal pirince katılması.

YAZARIN SON 5 MAKALESİ