MAKALE

Yayın Tarihi: 28.12.2017 Perşembe 15:10:00

Gıda işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine bakış

Deniz İlknur Ardalı

Gıda işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine bakış

Uluslararası bağlamda iş yerlerinde işin yürütülmesi ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verecek koşullardan korunmak ve daha uygun bir iş ortamı oluşturmak için gerçekleştirilen metotlu çalışmalar ‘iş güvenliği’ olarak adlandırılmakta ve çalışan-işletme-üretim güvenliği kavramlarını da kapsamaktadır. Çoğu gıda firmasında hiçte azımsanmayacak iş kazaları yaşanmaktadır. Gıda ürünleri imalatı sektörü ölümlü iş kazası sayısında da en çok kaza meydana gelen ilk 10 sektör içerisinde yer almaktadır.



İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları ilk olarak Avrupa’da endüstriyel devrimle birlikte başlayarak, 1986 yılında Çernobil’de yaşanan nükleer kazanın ardından iş güvenliği kültürüne yönelik çalışmalarla birlikte günümüze kadar oldukça yol kat etmiştir.

Ülkemizde ise son yıllarda yaşanan acı deneyimler sonrasında artan farkındalıkla birlikte iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalar, kamu dahil tüm işletmeler için gereklilik halini almıştır. En son açıklanan istatistiki verilere göre, gıda ürünleri imalatı iş kolunda güvenlik tedbirlerinin alınmamasından dolayı 6586 iş kazası meydana gelmiştir.

1 Ocak 2013 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi açısından işveren tarafından alınacak tedbirleri ve işverenin yükümlülükleri açık şekilde düzenlenmiştir. İş kanunu ile başlayan mevzuat zinciri altmış civarında kanun, yönetmelik ve tebliğleri kapsamaktadır. Öncesinde az tehlikeli sınıfta anılan gıda işletmelerinin birçoğu en son revize edilen Rev:2 Altılı Nace Kodları listesinde tehlikeli sınıfa dahil edilerek, bu konudaki eksiklik telafi edilmiştir.



Bu durum çerçevesinde işverenlerin kendi içlerinden görevlendirerek veya dışarıdan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimliği hizmeti almaları gündeme gelmiştir. Söz konusu hizmetleri alırken işletmelerin yapılacak işin tehlikelerine göre sağlık taramaları, doğru risk analizi ve değerlendirmesi, etkin iş güvenliği eğitimleri, standartlara uygun kişisel koruyucu donanım kullanımı, acil durum yönetimi kapsamında deprem, sel, yangın, ilkyardım konularında efektif çözümler üretebilecek kişi veya firmaları tercih etmeleri yararlı olacaktır. Ayrıca, 50’den fazla çalışanı olan ve 6 aydan fazla çalışan gıda işletmeleri ilgili yönetmelik çerçevesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu oluşturmalıdır. Kurulda, bahsedilen disiplinlerden kişilerin yer alması ve tehlike sınıfına göre acil durum olmadıkça asgari az tehlikeli 3 ayda, tehlikeli 2 ayda, çok tehlikeli sınıfta her ay toplanarak işletmedeki tehlikeler ve alınacak önlemlere ilişkin kararlar alınmalıdır.

Mevzuat gereğince işletmeler, bünyesinde bulunan yetkin kişilerce ya da dışarıdan hizmet alarak oluşturacakları risk analizi ekibi ile risk analizi ve sonrası değerlendirmesini yapmalıdırlar.

Risk analizinin iş kazası, meslek hastalığı, yer değişikliği vb. gibi nedenler olmadıkça az tehlikeli 6, tehlikeli 4, çok tehlikeli sınıfta 2 yılda bir güncellenmesi gerekmektedir.



Uluslararası bağlamda iş yerlerinde işin yürütülmesi ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verecek koşullardan korunmak ve daha uygun bir iş ortamı oluşturmak için gerçekleştirilen metotlu çalışmalar ‘iş güvenliği’ olarak adlandırılmakta ve çalışan işletme-üretim güvenliği kavramlarını da kapsamaktadır. Çoğu gıda firmasında hiç de azımsanmayacak iş kazaları yaşanmaktadır.

Gıda ürünleri imalatı sektörü ölümlü iş kazası sayısında da en çok kaza meydana gelen ilk 10 sektör içerisinde yer almaktadır.

Gıda sektöründe iş kazasına sebep olabilecek temel olaylarını: Elle taşıma, kayma / düşme, hareketli / yüksekten düşen cisimler, zararlı maddeler ile temas, hareketli araçlar ile temas, basınçlı kazanlar, konveyör bantları, paketleme makineleri, şerit testereler v.b. gibi hareketli makineler, yüksekten düşmeler, sabit cisimlere çarpma, elektriksel nedenler, yangın / patlama olarak; Gıda sektöründe sıklıkla rastlanan meslek hastalıklarını; Tendinit ve karpal tünel sendromu gibi kronik kasiskelet sistemi hastalıkları; gürültüye bağlı işitme kaybı, uzun süre soğuk ve nemli ortamlarda çalışmaktan kaynaklanan hastalıklar; sindirim sistemi hastalıkları, kontak dermatitler ve egzama gibi cilt hastalıkları enzimler, hayvanlar, tahıllar, unlar vs ile çalışmaktan kaynaklanan solunum sistemi hastalıkları, astım; bruselloz, e.coli, salmonella, basillus, toxoplasmosis gibi mikroorganizmalardan kaynaklanan alerjik ve/veya bulaşıcı hastalıklar, enfeksiyonlar; bunlarla birlikte soğutmak, sterilize etmek, ayırmak, dezenfekte etmek için kullanılan sıvı, gaz veya buhar halde bulunan CO, amonyak, PVC (polivinil klorür) vb gibi kimyasallara maruziyet sonucu zehirlenmeler, devamlı tahriş ve yanık vakaları olarak sıralayabiliriz. Bu olumsuzlukları önlemek için proaktif yaklaşımda bulunulmalı, uzman kişilerin oluşturduğu risk analiz ekibi ile gıda güvenliği yönetim sisteminde olduğu gibi adım adım risk analizi ve değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu sayede alınacak önlemlerle kazaya veya hastalığa yakalanma oranı yüksek oranda düşürülecek (ikame, mühendislik önlemi vb.), düşürülemeyen durumlarda standarda uygun kişisel koruyucu donanımlar kullandırılarak çalışanın maruziyeti azaltılacaktır.

Dünyadan örnek vermek gerekirse; Güney Kore’deki duruma baktığımızda 2002 yılına kadar İş Sağlığı ve Güvenliği kültürü yerleşmemiş olduğunu, beraberinde iş kazası ve meslek hastalıkları sayılarının fazla olduğunu görürüz. Günümüze gelindiğinde ise Güney Kore’nin yürüttüğü İSG çalışmalarında, hükümet politikaları ve kişilerin inançları sayesinde hatırı sayılır gelişme kaydettiklerini, dünyanın sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kongrelerinin yapıldığı bu alandaki öncü ülkelerden biri haline geldiğini görüyoruz.

İş kazası sayısında dünya üçüncüsü, Avrupa birincisi olarak neden biz de onlar gibi olmayalım. Kendi adıma bu alanda çalışan kişilere yönelik kanunlar kapsamında ağır cezalar ve yaptırımlarla bu seviyelere geleceğimizi düşünmüyorum. İstenen seviyelere gelmek için işverenin empatisini ve çalışanların farkındalığını artırmalı, yeni neslin kültürünü yeşertmek adına motive edici, cezalandırma değil ödüllendirme anlayışını güden hükümet politikaları benimsenmelidir. Böylelikle her kesim iş güvenliğinin HERKES’in işi olduğunu bilecek ve elini taşın altına koyacaktır.

Gıda Y. Mühendisi Deniz İlknur ARDALI