MAKALE

Yayın Tarihi: 08.12.2017 Cuma 12:25:00

Gıda sektöründe usta-mühendis çatışması

Gülşah ÇINARCIK

Gıda sektöründe usta-mühendis çatışması

Yumurta mı tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan? Bu elbise mavi-siyah mı yoksa altın sarısı-beyaz mı? Sektörde usta mı haklı mühendis mi? Çözemedik, çözemiyoruz… Bir tarafta çok genç yaşlarda mesleğe atılmış, işine yıllarını vermiş, artık belli bir mesleki seviyeye gelmiş ustalar, diğer tarafta 4 yıl mühendislik okumuş, mesleğinin bilimsel tarafını yalayıp yutmuş mühendisler…

Peki bu iki taraf karşı karşıya gelince ne oluyor? Eğer iki tarafta da anlayıştan eser yoksa kıyamet kopuyor!

Usta bu işe yıllarını vermiş, mühendis daha sıralarda ”dirsek çürütürken” o işin inceliklerini öğrenmeye başlamış bile. Onca zamanını, emeğini verdiği işe dışarıdan gelen “mühendis hanım / bey” karışmaya başlayınca rahatsız oluyor. İstiyor ki gelen kişi işine saygı duysun, yaptıklarını onaylasın. Haklı da! Onca yıldır sorun olmadan yürüttüğü bir iş var burada. Gelen, ona destek olmalı, köstek değil. Eğer hoşlanmadıysa mühendisin tavrından, işini zorlaştırmıyor belki ama kolaylaştırmak için de hiçbir çaba sarf etmiyor. “Ben bu işe yıllarımı verdim, 4 yıl okumuş öğrenmiş her şeyi işte, bizden iyi biliyormuş ya, yapsın o zaman”cılık başlıyor. Mühendis hanım / bey tarafında ne oluyor peki bu arada? E okulunu okumuş, bir işin başına geçmiş. Haliyle yıllardır öğrendiklerini pratiğe dökmek istiyor.



Tanışıyor ustayla, başlıyorlar çalışmaya. Usta anlatıyor mühendis hanım / bey, işte biz bu şekilde yapıyoruz / bu şekilde yapılır / yapılıyor diye. Mühendis dinliyor, dinliyor ama bir yerde aklına mantığına uymayan bir şeyler var. Yukarıda belirttiğim gibi “empati” yoksa işin içinde, işte o zaman karışıyor işler. Ne yapacağız peki? Ustanın her dediğine evet doğru yapmışsın usta mı diyeceğiz? E bu kadar yıl okuduklarımız, öğrendiklerimiz ne olacak? Çöpe mi atacağız hepsini. Yok artık! Tabi ki değil… İşte bu noktada başlıyor usta / mühendis uyumu ya da uyumsuzluğu. Bir kere size, daha doğrusu yıllardır öğrendiklerinize ve tabii ki de bilime uygun olmayan hiçbir şeyi, yıllardır devam eden bir uygulama da olsa devam ettirmek zorunda değilsiniz. Öncelikle yapmanız gereken, yapacağınız işin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını en ince detayına kadar öğrenmek. Bu işin uygulanması esnasında ne tür zorluklarla karşılaşılıyor, bilmeniz gerekir. Yani eğer bir sorun çıkarsa çözümünü nasıl üreteceğinizi bilmeli, kararı yalnız başınıza verebilecek durumda olmalısınız. (Bu demek değildir ki kararları tek başınıza verin. Tabii ki fikir alışverişinde bulunmak en doğrusudur, ancak işin özünü kavradığınızda en iyi kararın ne olduğunu kimseye sormadan bilecek durumda olmanız en doğrusudur.)

Tamam, işin temelini de ayrıcalıklarını da öğrendiniz... Sonra?

Bir kere bilinmesi gereken şudur; karşınızda her kim olursa olsun, saygı duymak zorundasınız. Çalıştığınız yerde size en “basit” gelen işleri yaptığınızı bir düşünün mesela. Hiçbir iş kolay değildir. Şimdi bir de ustaların yerine koyun kendinizi, yukarda anlattığım şekliyle. Kimse kimsenin işine karışmamalı. Bakın bu nokta çok önemlidir. Yapılan işe karışmakla, işin mühendislik kısmına müdahale etmek farklı şeylerdir. Unutulmaması gereken bir nokta var, siz mühendissiniz, o da işin ustası. Eğer yapılan işe direkt müdahale edip o öyle yapılmaz böyle yapılır diye girerseniz kıyametin fitilini ateşlersiniz. Karşınızdakinin kendini ve yaptığı işi savunmak için bir zırh giymesine sebep olursunuz ki, bana kalırsa eğer o zırhı giyerse karşınızdaki, mümkün değildir bir daha onu çıkarmak, kendisine ulaşmak. “Yanlış yapıyorsun”, “bu işin uygulaması doğru değil”, “böyle giderse çok başımız ağrır” gibi yargılayıcı sözlerle yola çıkmak sizi dipsiz bir kuyuya itecektir. Bu da herkesin çalışma şevkini kıracak ve iş hayatındaki olumsuzluklar birbirini izleyecektir.

Hatayı “yanlış yapıyorsun!”la düzeltmek yerine, ustaya yaptığı işi takdir ettiğinizi (tabii çok kritik hatalarla çalışmıyorsa!), ancak bazı noktalarda “şu şekilde bir düzeltme yaparsa daha iyi olacağını” anlatmanız gerekli. Yani öneride bulunarak hatayı düzeltme yoluna gitmek en doğrusu olacaktır. Uzun yıllardır otelde çalışıyorum, ustalarla artık nasıl iletişim kuracağımı azıcık kavradığımı düşünüyorum. Şimdiye kadar ne zaman “usta bu böyle olmaz, yanlış yapıyorsun” gibi bir cümle kursam, usta onun hata olduğunu bilse bile bana karşı hemen savunmaya geçerdi. “Gülşah Hanım biz yıllardır böyle yapıyoruz bir şey olmuyor!” işte olmaz olmaz da, bu işler zaten bir kere olur! O da bunu bilse de, savunma gardını kırıp onu ikna etmek, deveye hendek atlatmaktan zor olurdu.

Şimdi artık, uygulamada gördüğüm yanlışları “… yaparsak daha iyi olur” diyerek düzeltmeye çalışıyorum. Yaptıkları hatayı, “sizi anlıyorum, çok yoğun çalışıyorsunuz ve bu şekilde çalışmak kolayınıza geliyor, ama bu şekilde devam edersek sıkıntı yaşayabiliriz. Aslında şu şekilde yaparsak hepimiz için daha iyi olur” gibi olumlu yaklaşımlarla düzeltmek hem benim işimi, hem de onların işini kolaylaştırıyor. Böyle söyleyince de ustalar savunmaya geçme ihtiyacı duymadan dediklerimi ölçüp tartıyorlar. Mantıklarına uyuyorsa hemen uygulamaya koyuyorlar ancak uymazsa tekrar başlıyoruz “nasıl daha uygun hale getiririz”e. Böylece çatışan usta-mühendis yerine uyumlu çalışan usta-mühendis kavramı oluşuyor. Bu da haliyle herkesi daha mutlu ediyor. Karşınızdakinin yaptığı işe –bu iş her ne olursa olsun- ve o kişiye saygı duyarak çalışmak herkesi daha mutlu edecek, birbirine uyumu kolaylaştıracaktır. Usta, mühendis, temizlik personeli, operatör, vs.vs… Bir zincirin halkalarıdır. Birbirine köstek değil destek olarak çalışan personelin başarısı artacaktır. Bundan dolayı önce saygı, sonra da anlayışla bütün problemleri çözebiliriz.