MAKALE

Yayın Tarihi: 18.12.2017 Pazartesi 16:15:00

Günah keçisi MSG

Furkan DEMİRGÜL

Günah keçisi MSG

MSG yani Mono Sodyum Glutamat gerçekten günah keçisi mi yoksa sadece iftiraya uğrayan masum bir katkı maddesi mi? Bu MSG hayatımıza ne zaman ve kim tarafından girdi merak eden okurlarımız için araştırdık...

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, bu yazının Mono Sodyum Glutamat’ı (MSG) aklama veya olduğundan daha ‘masum’ gösterme amacı yoktur. Sadece MSG’yi ‘şeytanlaştıran’lara karşı, olanı olduğu gibi aktarma amacıyla kaleme alınmıştır. Herhâlde hakkında en çok yazılıp çizilen, en çok iftiraya uğrayan, gıda endüstrisinin günah keçisi ilan edilen katkı maddesi Mono Sodyum Glutamat’tır. Gıda teknolojisi hakkında sınırlı bilgisi olanlar dahi MSG’yi E koduna varıncaya kadar bilir. Çünkü endüstriyel gıda üretimine çamur atmak isteyenlerin en sık atıf yaptığı katkı maddesi MSG’dir. Peki, MSG tüm bunları hak ediyor mu? MSG, 20 adet amino asitten biri olan Glutamik asidin bir tuzudur.



Glutamat doğal olarak et, balık, sebze ve domates gibi birçok besinde bulunur. MSG, 1866’da Alman kimyager Ritthausen tarafından keşfedilmiştir. Ticari olarak üretimine ise 1900’lü yılların başında geçilmiştir. Bu yüzyıllık süre zarfında MSG hakkında çok sayıda araştırma yapılmıştır. Yapılan hiçbir araştırmada, MSG ile insan hastalıkları arasında bir ilişki kurulamadığı gibi MSG’nin nörotoksin etkisinin -önerilen dozda kullanıldığı taktirde- insanlarda ortaya çıktığı da gösterilememiştir. Zaten bu ilişki ortaya çıkarılmış olsaydı şu an MSG’den katkı maddesi olarak bahsediyor olamazdık. Aslında MSG gerçekten de nörotoksik etkisi olan bir maddedir. Ancak bu etkisi sadece fare ve tavşanlarda -vücut kütlesindeki kilogram başına 3 gram gibi düşük dozda dahi- ortaya çıkmaktadır. İnsanda bu etkisinin ortaya çıkabilmesi için ise MSG’nin çok yüksek dozlarda (kg başına 15- 18 gram) alınıyor olması gerekmektedir.



Bir insanın ağırlığı 70 kg alınacak olursa ancak 1 kg MSG tüketilmeli ki nörotoksik etki ortaya çıksın. Gıdalara genelde binde 1 ile binde 8 oranında katılan bir madde için de bunun gerçekleşmesi pek mümkün görünmemektedir. Tüm katkı maddelerinde olduğu gibi MSG için de doz kritik önemdedir. Yıllar önce, MSG’li gıdaların tüketimi sonrası hastaların astım atağı geçirdiği bildirildi. Bunun üzerine, MSG ile astım arasında bir ilişkinin olup olmadığı ve MSG tüketiminin sağlık açısından herhangi bir risk oluşturup oluşturmadığı araştırıldı. Uzun incelemeler sonucu astım ile MSG arasında bir ilişki kurulamadı. Tüm bunlara rağmen MSG içeren gıdaları tüketmemeyi tercih edebilirsiniz. Ben de genelde tercihimi bu yönde kullanıyorum. Ancak MSG’nin de bütün kötülüklerin anası olmadığının bilinmesi gerek.

Etiketler Günah, keçisi, MSG,