MAKALE

Yayın Tarihi: 07.02.2018 Çarşamba 14:30:00

İslam bu hayvanlara leş diyor

Hüseyin Kami Büyüközer

İslam bu hayvanlara leş diyor

Ülkemiz İslam ülkesi, üretilen her ürün mutlaka helaldir telkini ve anlayışı içerisinde yaşandığı için haram-helal duyarlılığı büyük ölçüde erozyona uğramış bulunmaktadır.

Özellikle helal sertifikalandırma hizmetine başladığımız 2009 yılında, toplumun büyük bir kesiminde helal sertifikanın sadece et konusunda aranması gerektiği gibi yanlış bir izlenim vardı. Bundan dolayı, öncelikle bu süreç içerisinde yıllar boyunca oluşturulmuş olan bu yanlış telkin ve anlayışı değiştirebilmek için toplumun bütün kesimlerine dönük yoğun bir bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmalarına ihtiyaç duyuldu. Bütün kesimlerde mevcut durumu sorgulama, yeniden helal-haram kavramlarını günlük hayatında aktif hale getirme alışkanlığı kazanmış bir toplum oluşturulma hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Dünyada iki milyara yakın Müslüman toplumlar ne yazık ki beyaz ve kırmızı et ihtiyacının önemli bir miktarını Brezilya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerden temin etmektedirler. Bunlara Avrupa ve Çini de ekleyebiliriz.



Yaptığımız araştırmalar da ne yazık ki bu ülkelerde İslami şartlara riayet olayında büyük bir laubalilik yaşanmaktadır. Çoğu kez İslam’da leş hükmünde kabul edilebilecek etler helal olarak işlem görmektedir. Burada Müslüman tüketicilerin taleplerini karşılamak için ortaya çıkan tüccarların vurdumduymazlığı ve dini gayretsizliği de önemli rol oynamaktadır. Hijyenlikten temizlik kastediliyorsa, helalde temizlik temel şarttır. Helal ve tayyib üretim sistemi yani İslam’da temizlik, batılı anlayıştan farklıdır. Batı kafasında şarap hijyendir, domuz hijyendir. Ancak İslam’da bunlar necis olarak tavsif edilir. Yani temiz değillerdir.

Hijyenlik bu sebeple biraz göreceli bir kavramdır. İslam’da maddi temizlikten başka manevi temizlik kavramı vardır. 2010 yılından itibaren takip ettiğimiz olaylar neticesinde kırmızı et fiyatlarının aşırı yükselmesi üzerine, hükümetin ithal eti serbest bırakma kararı yeni sorunları da gündeme getirmişti. Dolayısıyla ithalatta helal et kriterinin olmamasının sonucunda toplumumuza leş yedirilme riski ortaya çıkmıştır. Bir etin helal olabilmesi için İslam’ın ana kaynaklarında yenmesine izin verilmiş bir hayvana ait olmasını ve bu hayvanın İslam’ın kesim şartlarına uygun olarak kesildiğinin bilinmesini gerektirir. Kesim şartlarının başında Allah adına kesilmesi ve keserken Allah adının zikredilmesi esastır. Devamında gırtlak, yemek borusu ve iki ana damarının kesilmesi ve kanın tamamen akıtılmış olması gerekmektedir.

CANLI HAYVAN İTHALATINA EVET! ANCAK ET İTHALATINA KESİNLİKLE HAYIR DİYORUZ!

Canlı hayvan ithalatının yanında et ithalatına da izin verilmesi kafaların karışmasına sebep oluyor. Bu konuda et ithalatının yapılacağı ülkelerde kesimlerin İslami usullere uygun yapılmaması ve ismi geçen ülkelerin tamamında kesimlerin iğne veya tabanca ile bayıltarak ya da kan akıtılmaksızın yapılıyor olması helal olmama riskinden dolayı %99’u Müslüman olan halkımızı korku ve endişeye sevk etmektedir. Kesimlerimiz için etin İslami usullere uygun kesilmesinin önemi bilinmektedir, bu kez de et tanzim satışlarında “Helal et” kaygısının yaşanabileceği göz ardı edilmemelidir. Geçtiğimiz yıllarda yayınladığımız bir yazımızda global dünyanın Yeni Zelanda, Avustralya ile birlikte en büyük et ihracatçısı olan Brezilya ile ilgili Helal et konusunda çok çarpıcı bilgiler verilmişti. İngiltere Halal monitoring Committee(HMC) nin Brezilya’ya gönderdiği uzman bir heyetinin tespiti bir Müslüman için tüyler ürperticidir. Kısaca bu yazıdan bir alıntı aktaralım: ‘Bu araştırmada Brezilyanın en büyük 18 kesim evinde inceleme girişiminde bulunuldu. Ancak 11 kesim evine giriş ve bu kesim evlerinde araştırma imkânı bulabildik. Ne yazık ki sonuçlar şok edici olmuştur:

•Kesim yerlerinin çoğunda Müslüman kesim görevlisi bulunmuyor.

•Allah’ın ismi anılmıyor.

•Kesim yerlerinin çoğunda bayıltma yaygındır(ve kesim anında birçok hayvanın ölmüş olma riski söz konusudur).

•Helal olmanın temel şartları hakkında bilgisizlik vardır.

Birçok nefsine uymuş uygulayıcılar tarafından helal kisvesi altında sertifikalandırılmış, güya “Helal” olan bu etler şehirlerimize mübarek etler olarak giriş yapmaktadır. Durumun vahameti ortaya çıkınca hem bizi, hem de Ortadoğu’daki samimi organizasyonları harekete geçirdi. Bu ürünlerin büyük kısmı başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Dubai, Umman, Katar gibi Orta Doğu ülkeleri ile Afrika ve Avrupa’ya ihraç edilmektedir.’ Bugün de ithal edilecek etlerin haram-helal niteliği tartışılmaktadır. Dolayısıyla da et ithalatı yerine Türkiye’de kesilmek üzere canlı hayvan ithalatına gidilmesi düşüncesinin ağırlık kazanması gerekmektedir. En önemlisi, yaptığımız incelemelerde, Türkiye’de dahi helal kesim şartlarında pek çok zorluklar yaşanırken, nüfusumuzun %99’unu teşkil eden Müslümanlara yeni bir kabus yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Bütün ürünlerde dikkat edilmesi gerektiği gibi etlerde de Müslümanların olmazsa olmazı olan helal ve tayyib şartlara dikkat edilerek kesimlerinin yapılması ve ileri işlenmiş et ürünlerinde de kullanılan katkı maddelerinin helal ve tayyib şartlara uygun olarak üretilmesi Müslüman olarak hepimizin boynunun borcu olmalıdır.