MAKALE

Yayın Tarihi: 08.01.2018 Pazartesi 12:50:00

Kanserin sonunu getirebilir!

Cengiz Çelik

Kanserin sonunu getirebilir!

Rejenerasyon (kendini yenileme), aksolotllarda, kertenkele ve deniz yıldızlarına göre çok daha hızlı gelişir. Tüm organlarını yeniden üretebilen bu canlının en dikkat çekici özelliklerinden biri de, beyin hücrelerini dahi yenileyebiliyor olmasıdır.

Eşsiz görüntüsü ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran aksolotllar, son yıllarda evlerde bulunan akvaryumlarda da beslenmeye başlanan bir semender türüdür. Vücutları çok hassas ve duyarlıdır. Akvaryumlara uyum sağlayabilen aksolotllar, iyi bakıldığı zaman uzun seneler yaşamaktadır. Su ısısı 10 derece altına düşerse aksolotllar yeterli besini alamadıkları için kış uykusuna yatarlar.



Aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması nedeniyle bilim insanlarının dikkatini çekiyor. Bilim insanları, hasarlanmış beynini, kesilmiş omuriliğini ve kalbini tamir edebilen aksolotllar üzerinde çalışarak sinir sistemi, kalp damar sistemi, üreme sistemi hastalıkları ve yaralanmalar gibi doku hasarlı hastalıklara çare bulacak.

Belki kanserin bile sonu getirilecek. Türk bilim insanları da bu canlının üzerinde bilimsel çalışmalar yürütmeye başladı. Araştırmalar, Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi’nde (REMER) yapılıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan REMER sorumlusu Prof. Dr. Gürkan Öztürk, aksolotlların 15 yıl ömrü olduğunu belirterek, “Örneğin bacağı koptuğunda organın yerinde bir hafta içinde ufak bir tomurcuk oluşuyor. Bu gittikçe büyüyor. Şekli uzantı gibi oluyor.



Arkasından yaklaşık 2 ay içinde parmaklar oluşuyor. 2 ayın sonunda tamamıyla orjinalinin aynısı bacak oluşmuş oluyor. Bu başka bir canlıda yok. Beklentimiz bu kapasitenin insan dahil diğer canlılarda da olabilmesi. Aksolotl öğrendiğimiz mekanizmaları aktive ederek, kalp, beyin, omurilik, böbrek gibi tüm organlarda tamir kapasitesini artırmak istiyoruz. Anne karnındaki bebeğin oluşumunda nasıl bu yüksek kapasite varsa Aksolotl bunu kaybetmiyor. Biz doğumdan sonra bunu kaybediyoruz. Öğrendiklerimiz bizdeki mekanizmaları anlamamıza yardımcı olacak” ifadelerini kullandı.

Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30’a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.