MAKALE

Yayın Tarihi: 24.06.2016 Cuma 17:02:28

Keçiler buldu! Yüzyıllardır severek tüketiyoruz

Cemre BİLGİN

Keçiler buldu! Yüzyıllardır severek tüketiyoruz
14.Yüzyılda bugünkü anlamını kazanan kahve, çoğumuzun vazgeçilmez keyfi… İçmekten ne kadar keyif aldığımızı veya bir fincanının kırk yıl hatırının olmasını bir kenara bırakalım; kahve ile ilgili bilmediklerimizi paylaşalım…

Dünyada en çok Brezilya, Vietnam, Kolombiya, Endonezya ve Etiyopya’da üretilen kahve; aldığı su, güneşlenme zamanı ve nem ile tadını ve aromasını değiştirmektedir. Örneğin; kahve bir yanardağ eteğinde yetişiyorsa kül kokar, muz ağacı gölgesinde yetişiyorsa aromatik bir tadı olur. İlk olarak Habeşistan’ın Kaffa yöresinde bulunan kahve ağacı, düzenli yağış alan tropik bölgelerde yetişir. Kahve ağacı soğukta ölür, ani ısı değişimlerinde zarar görür.



Kahve ağacı bol yağışın ardından yılda 2-3 kez bembeyaz çiçekler açarak dallarına kar yağmış gibi görünür ve bu görüntü muhteşemdir. Bazen portakal çiçeği, bazen yasemini andıran kokusu güçlü ve keskindir. Kahve çiçekleri açtıktan sadece birkaç saat sonra solmaya başlar ve meyve olmaya hazırlanır.
 
Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengi kiraza benzediği için “kahve kirazı” diye adlandırılır. Meyvenin içerisinde birbirine bitişik olan tarafları düz, dışa bakan kısımları yuvarlak olan iki adet çekirdek vardır. Her çekirdeğin içerisinde de tohum olan birer kahve tanesi… Tanelerin düz yüzeyinde derin bir çizgi bulunur, içi sert besidokusu ile doludur.  Bu besidokusunun dışında ince bir zar, zarın dışında daha sert bir kabuk vardır. Kahve çekirdeği tohum olarak kullanılacaksa kabuktan ayrılmaz.



Bazı ağaçların meyvelerinden iki yerine diğerlerine göre daha yuvarlak olan bir tane çekirdek çıkar. Bu çekirdekler üretimde ayrılır ve genellikle normal kahveye göre çok daha pahalıdır.
Kahve meyveleri olgunlaştıktan sonra 14 gün içerisinde çürümeye başladığı için çok düzenli kontrol edilmeleri gerekir.  Kahve meyvesi görüntüsü eklenebilir.

Kahvenin pek çok türü olmasına rağmen tarımı yapılan iki tür coffea arabica ve coffea robusta’dır. Arabica hastalıklara ve iklim koşullarına dayanıklı olmadığından yetişmesi zor, fiyatı pahalıdır. Robusta ise, hastalıklara ve iklim koşullarına dirençli olduğundan yetişmesi kolay, fiyatı ucuzdur. Buna rağmen; Arabica dünya kahve üretiminin %70’ini, Robusta yaklaşık %30’unu oluşturur. Arabica meyvelerinin olgunlaşması için 9 ay, Robusta meyvelerinin olgunlaşması için 10-11 ay gerekir. Arabica ağacından bir yılda yaklaşık 5 kg meyve, bu meyvelerden de 1 kg kahve çekirdeği elde edilir. Arabica, Robusta’ya göre daha az kafein içerir, tatlı bir aromaya sahip olması sebebiyle daha lezzetlidir, asit oranı daha azdır.



Kahve kafein içerdiği için uyarıcı niteliği sebebiyle dikkat artırıcı ve canlandırıcı özelliğe sahiptir. Ağrı kesicilerin etkisini %40 oranında artırmaktadır.

Kahve keşfinin en yaygın hikayesi; Habeşistan yani Etiyopya’da bir ağacın meyvelerini yiyen keçilerin daha canlı ve hareketli olduğunu gören çobanın durumu dervişleri Şazili’ye bildirmesi üzerine, meyvenin suyunu kaynatıp içen dervişin de kendisini daha canlı hissetmesi üzerinedir. Hatta ilk zamanlar kahveye “Şazili” denmiştir. Ancak kahve ağacının meyvelerinin bugünkü anlamda bir içecek haline dönüşmesi ilk kez Yemen’de olmuştur. Sufiler kahveyi, özellikle de akşamları ibadet ve zikir sırasında okurken uyanık kalmak için, sulu bir içecek olarak tüketen ilk topluluktur.

Türk kültüründe kız isteme merasimlerinin vazgeçilmezi Türk Kahvesi, dünya ülkesi olmamız ile birlikte neskafe ve filtre kahvenin de eklenmesi sonucu yelpazesini genişletmiştir.
Günümüzde artık her köşe başında kahve içebileceğiniz bir mekan mevcut. Ama siz kahvenin keyifli ve özel bir içecek olmasından vazgeçmeyin. Kahveyi içtiğiniz kişi sizdeki değeri ve sohbeti ile buna değmeli…