MAKALE

Yayın Tarihi: 12.01.2018 Cuma 15:55:00

Neden pahalı et yiyoruz?

Emre Aşu

Neden pahalı et yiyoruz?

Cevap belki de ülke olarak yemek kültürümüzde saklıdır. Bizlerin yemek kültüründe kırmızı etin önemli bir yeri vardır. Evinizde yemek yapmayı seven biri iseniz, kırmızı etten yüzlerce yemek yapabilirsiniz. Etçil, eti seven ya da daha değişik bir tanım yapmak gerekirse et aşığı bir toplumuz aslında. Yöresel etler arasındaki aroma farklarını bile hemen fark edebilen bir milletiz.

Bir misafirimiz geldiğinde ona mutlaka et yemeği yapmayı isteriz. Adana ve Urfa Kebaplar, Et mangalları, Ali nazik, Cağ Kebabı, Kuzu şiş, Et haşlama, Tas Kebabı gibi. Ağzınızın sulandığını görüyor gibiyim. Muhtemelen sizde kırmızı eti çok seven birisiniz. İşte tam bu noktada, bu kadar eti seven bir millet olmamıza rağmen neden doyasıya et yiyemiyoruz. Artan et fiyatları nedeniyle, Türkiye’de maalesef yeteri kadar kırmızı et tüketilemiyor.

Sindirim sistemine, beyin sağlığına, kas ve kemik sitemine yararlı olduğu belirtilen et, AB ülkelerinde kişi başına yılda 60-70 kilogram düzeyinde tüketilirken, bizde bu rakam hemen hemen dörtte bir seviyelerinde. Bir tarım ülkesi olan, bereketli ovaları, çok verimli toprakları olan ülkemizde, biz niye “dünyanın en pahalı eti” ni tüketiyoruz. Aslında sorunun cevabı o kadar da zor değil. En basit ekonomi kuramından başlayalım önce. Tabii ki Arz-Talep dengesi. Evet, et yemeği çok seviyoruz ama yeterince et üretemiyoruz.

Tabi bunun da sebepleri var. Geçmişten günümüze uygulanan hatalı yetiştiricilik, mera alanlarının yanlış kullanımı, hatalı cins(ırk) besi hayvanı yetiştiriciliği, hayvan yemini ithal etmemiz ilk akla gelenler. Tarım ülkesiyiz ama yemi ithal ediyoruz. Dolar arttıkça yem fiyatları da, yani maliyetler de artıyor. Mera alanları en çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kullanılıyordu. Oraların da durumu son günlerde malum… Ayrıca Avrupalı yetiştiriciler ülkemize göre, hemen hemen 3 katı verimlilikle besi hayvanından et alıyorlar. Tabi bu kadar olumsuzluk bir araya gelince haliyle et fiyatları da dünya standartlarının 3-4 katı üzerinde oluyor.

Esasen Türkiye, tarım ve hayvancılık üretimi alanında dünya ile kıyasladığınız zaman önemli bir potansiyele sahip. Maalesef bugüne kadar mevcut durumu daha ucuz et üretmek için pek lehimize kullanabildiğimiz söylenemez. Ülkemizin tarım ve hayvancılıkta vardığı noktada var olan sorunlar, acil çözülmesi gereken konular arasında artık en başlarda yer alıyor. Bu nedenle de tarım ve hayvancılıkla ilgili kısa vadeli çözümler ile birlikte ciddi reformların da gerçekleştirilmesi bir zorunluluk halini almış ve artık adım atılması gerekiyor. Tabi tüm bu reformları yaparken kısa vadeli olarak uygulanacak çözümlerinde bir tokmak misali 'ucuz ithalat' ile sonsuza kadar fiyat baskısını kırmayı beklemek en hafif tabiri ile fazla iyimserlik olur.

Kur ve ithalat fiyatı artınca yani fiyatlar birbirine yaklaşınca zaten bir türlü dengeleyemediğimiz arz-talep dengesi içerisinde iç fiyatlar daha da yükseliyor. Evet, halkımızın dünyanın en pahalı eti yemesini istemiyoruz. Belki de sırf bunun için kısa vadeli olması şartı ile mevcut durumu dengelemek için, izlenebilirliği olan ve de en önemlisi halkın hassasiyetlerine dikkat etmek  AB ülkelerinde kişi başına yılda 60-70 kilogram düzeyinde et tüketilirken, bizde bu rakam hemen hemen 4 te bir seviyelerinde. Bir tarım ülkesi olan, bereketli ovaları, çok verimli toprakları olan ülkemizde, biz niye “dünyanın en pahalı eti”ni tüketiyoruz. şartı ile ithal ete izin de tartışılıp uygulanabilir ama altını çizerek tekrar söylemekte fayda var, ülkemizin kısa vadeli değil kalıcı çözümlere ihtiyacı var. Tabi bazı gözü açık ve fırsatçılara da tam bu noktada dikkat etmek gerekiyor. Et spekülatörlerine... Dışarıdan ucuz et getirerek ve pahalıya satmak isteyen uyanıklara...



Peki, et yememiz şart mı!

 Kırmızı et kaliteli protein yönünden oldukça zengin bir gıda. İnsan vücudun da 20 çeşit aminoasit (Proteinlerin yapı taşı)‘e ihtiyaç var ve bunlardan yalnızca 12’sini vücudumuz sentezleyebiliyor. Et ve türevlerinden elde edilen proteinler kaliteli protein oldukları için esansiyel (elzem) aminoasitler açısından yeterli düzeydedir. Aynı zamanda kırmızı et B vitamini, çinko ve demir yönünden de oldukça zengin bir gıdadır. Bebeklerin ve çocukların gelişimleri için son derece önemli iki ihtiyacı vardır. Protein ve demir. Kırmızı et tüketiminin çocukların hem fiziki hem de zihinsel gelişimleri açısından da büyük öneme sahip olduğunu, artık birçok bilimsel araştırma ortaya koymuş durumdadır. İşte tam bu özellikleri yönünden de kırmızı etin mutlaka tüketilmesi gerekmektedir.

Aslında bu sorun ülke olarak hep beraber çözmemiz gereken bir konu. Öncelikli olarak hayvan sayısının artırılması ve doğru cins (et ırkı) ile ıslah edilmesi gerekiyor. Mutlaka ama mutlaka hayvan yeminde dışa bağımlılık ortadan kaldırılmalı ve mera besiciliğini geliştirmeliyiz. Özellikle kırsaldaki küçük aile işletmeleri veya besicileri hayvan varlığını iki katına çıkarmaları için desteklenmeli ve teşvikler verilmelidir. Tüm bunların olabilmesi için de en başta Devlet, Sivil Toplum Örgütleri, Üreticiler, Meslek Odaları beraber, ortak akılla hareket etmelidir. Çünkü, bizler hep birlikte hareket ettiğimiz sürece uzun vadeli çözümler üreterek uygulayabiliriz. Yoksa maalesef ülkemizde var olan ‘bananecilik’ hastalığından kurtulamazsak eğer, herkes topu hep yaptıkları gibi birbirine atarak suçlayıcı politikalara devam ederse, bu konuyu daha uzun yıllar konuşuruz, yazarız, çizeriz ama başladığımız yere bumerang gibi döner dururuz.

Umarım ihtiyacımız olan birlikte hareket etmeyi en kısa zamanda başararak kırmızı eti gerçekten çok seven halkımızın, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir an evvel ucuza yemesini sağlarız.