MAKALE

Yayın Tarihi: 08.12.2017 Cuma 10:55:00

Neden ruhsal gelişim?

Azize Yasemin PAŞALIGİL

Neden ruhsal gelişim?

Bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerimizle birlikte kendimizi tanıyıp, kendini geliştirme ilkelerini öğrenerek kişisel gelişimimizi başlatabiliriz.

Bedensel gelişim doğum öncesinden başlayıp 18-20 li yaşlara kadar insan bedeninde görülen değişim ve olgunlaşma sürecidir. Zihinsel özellikler bireyde gelişen anlama ve yorumlamayla ilgili niteliklerdir. İlk başlarda, son derece sınırlı olan zihinsel faaliyetler, zamanla gelişir ve olgunlaşır. Bireyin bu zihinsel gelişimi onun hem doğuştan getirdiği özelliklere, hem de çevresiyle etkileşimlerine bağlıdır. İlkel kavramlar 2-4 yaş arasında; sezgisel düşünme 4-7 yaş arasında; somut düşünme 7-11 yaş arasında; soyut düşünme 11 yaştan sonra gelişir. Ruhsal gelişim kişinin kendi iç dünyasında benliğiyle bütünleşmesi, asıl olmak ve yapmak istediği haline dönüşmesine fırsat verir. İçsel kaynaklarını harekete geçirerek kişinin kendi bilinç evresine ulaşmasını sağlar. Farkındalığını artırır, yaşam amacına ulaşmasını ve bunu hayatına aktarabilmesini sağlar.



Ruhsal gelişim, bilincimizin gelişimi olarak adlandırabileceğimiz, her kişinin kendine özgü niteliklerinden dolayı şahsa özel gelişim sürecidir. Bilinç farklı evrelerden geçer. Genel olarak bilincin geçirdiği evreler, olması gerektiği gibi tamamlanamayıp bir dönemde yaşadığı bir durumda takılı kalınırsa, kişinin hayatında aşmakta zorluk yaşadığı sorunlar baş gösterir. Bu kendiyle ilgili yaşadığı bir travma olabilir, ailesiyle ilgili bir olay olabilir ya da kuşaklar öncesinden genetik kayıtlarla aldığı yaşamsal olaylar olabilir.

Örneğin, çocukluk çağındaki bir çocuktan yetişkin tavırlar sergilemesi beklenilemez. Yetişkin bir bireyin evlilik ya da iş hayatı içinde ergen bir birey gibi hareket etmesi onun ergen bilincinde olduğunu gösterir ve bu halde sorunlarını çözemez. Ruhsal gelişim sürecine destek olmak için düşünce, düşünce gücü, enerji, beyin, bilinç, bilinçaltı, arzu, hayal gücü, alışkanlıklar, ilkeler, olumlu düşünce, dönüşüm, uyum, tavır, özgüven, amaç, inanç, fizyoloji, tutum, davranış, değişim, değerler üzerinde çalışılır. İnsanlar kendilerini tanımaları, yeteneklerinin farkına varmaları ve bunları yaşamlarına uygulayabilmeleri, iç dünyalarındaki öz varlıklarıyla, ruhlarıyla bütünleşmeleri, iç seslerini duymaları, farklılıklarını ortaya koyabilmeleri, bilinçaltlarındaki olumsuz düşünce, yargı ve inanç kalıplarını değiştirerek olumlu yeni düşünce, yargı ve inanç kalıplarını benimsemeleri için öncelikle istekli, kararlı olmaları gerekir. Daha sonrasında bazı yöntemleri öğrenerek kendini hızla yenileyebilir, geliştirebilir, olgunlaştırabilir, daha ileriye taşıyabilirler. Bunun için kitaplardan faydalanabilir, eğitimlere katılabilir ya da uzmanlardan destek alabilirler.



Önemli olan, her nereden destek alıyorsa bunu hayatına uygulaması yani eyleme dökmesidir. Gelişimden bahsedebilmek için kişinin var olan halinden- durumundan daha yüksek bir hal ve duruma geçişinin olması gerekir. Yoksa sadece okumakla, dinlemekle kalır gelişim söz konusu olamaz. Her bireyin ruhsal özellikleri, diğerlerine göre farklıdır; fakat bireyler, bu özelliklerini oluşturan duyguları nispeten ortak yaşarlar. Bireylerin diğer insanlarla örtüşen yanları duygularıdır. Bu duyguların oluşturduğu bütün, her birey için tektir ve kimse kimsenin tıpa tıp aynısı değildir. Bireyin ruhsal özelliklerinin oluştuğu esas dönem, okul öncesi çağdır. Bu dönemde temel kişilik özellikleri gelişir. Bu yüzden bireyin eğitimindeki en önemli dönem, okul öncesi yaşlardır. Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken özellikle 0-7 yaş dönemindeki ruhsal ihtiyaçlarını tam ve yerinde karşılaması büyük önem taşır.

Ruhsal olarak en büyük temel ihtiyaç sevgidir. Sevgiyle büyütülen bir çocuk insanları, doğayı, hayvanları yaratılan her şeyi sevmeyi öğrenmiş olur. Hayatı sevmeyi bildiği kadar kendini de sevmeyi öğrenir, bilir. Kendi iç dünyasıyla çatışan birey dışarı mutluluk saçamaz. Kişinin kalbinde ne varsa yüzüne, gözlerine o yansır. Kalbinde sevgi olan sevgi verecektir. İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Geriye dönüş söz konusu değildir. Yaşam hep ileri gider… O halde neden insan sürekli geçmişte yaşayarak şimdiki anını kendine zehir eder? Neden geçmişte yaşanan olayları sürekli anlatır, kişilerin haksızlıklarını dile getirir, bir türlü yaşananları unutmaz, affetmez ve bunları sırtında koca bir çuval varmış gibi taşımayı kabul eder? Bunlar ruhsal gelişime engel olan dünyevi yanılsamalardır ve kendi içsel yolculuğunuzla isterseniz çözebileceğiniz durumlardır. Sorunları çözmek için öncelikle istekli olmak gerekir, bir sorun olduğunu kabul etmek gerekir. Geçmiş yaşanmış ve bitmiştir, geleceğin ise ne olduğu belirsizdir. Oysaki bugün bizimdir. AN’ın farkında olmak ve tadını çıkarmak gerekir. Böylelikle içsel sevgi, huzur, mutluluk, keyif, barış yaşanabilir. Ruhunuza geçmişin ağırlığını taşımasına izin vermeyin. İyileşmeyi seçin.

Kişisel Gelişim Uzmanı / Gıda Mühendisi Azize Yasemin PAŞALIGİL

Etiketler Neden, ruhsal, gelişim?,