MAKALE

Yayın Tarihi: 05.01.2018 Cuma 15:05:00

Omega-3 yağ asitlerinin sağlıkla ilişkisi

Nursel EROĞLU

Omega-3 yağ asitlerinin sağlıkla ilişkisi

Eskimoların Omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme alışkanlığının onları kalp damar hastalıkları, romatizmal hastalıklar, astım, diyabet, yüksek tansiyon gibi hastalıklardan koruduğu belirlenmiştir. Omega-3 yağ asitleri çoklu doymamış elzem bir yağ asididir.

Elzem yağ asitleri vücut tarafından sentezlenemeyen, sağlıklı yaşamın devamı ve hastalıklardan koruyucu etkisi sebebiyle diyetle besinsel yoldan mutlaka alınması gereken yağ asitleridir. Yağ asitleri içerisinde elzem olarak klasik verilerde linoleik (LA), linolenik (LNA), ve araşidonik asitler (AA) sayılmaktadır. LNA’nın desaturasyonu (uzaması) 20 karbon atomlu, beş çift bağlı eikosapentaenoik asidi (20:5, EPA) verir. Desaturasyonun devam etmesiyle karbon zinciri 22 karbon zincirli yine altı çift bağlı dokosaheksanoik (22:6, DHA) asit oluşur. Omega-3 yağ asitlerince en zengin su ürünleri ringa, uskumru, sardalye, alabalık, somon ve hamsi sayılabilir. Bitkisel besinlerden zengin kaynakları keten tohumu yağı, kanola yağı, soya yağı, ceviz yağı, semiz otu örnek verilebilir.

Omega-3 yağ asitlerinin sağlık üzerine olumlu etkileri ilk olarak doymamış yağdan zengin balık etleri ve yağları bol içeren diyetle beslenen Gröndland Eskimoları toplumunda gelişmiş ülkelerde görülen hastalıklara karşı dirençli oldukları gözlemlenerek fark edilmiştir.

Omega-3 yağ asitlerinin sağlıkla ilişkisini sıralarsak;

1- Omega-3 yağ asitleri diyette doymuş yağların yerine kullanıldığında düşük dansiteli kolesterolu ( LDL) düşürür.

2- Omega-3 yağ asitlerinin kanser savaşında olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir.

3- Beyinde yüksek oranda yağ bulunur.

Bu yapısal yağların ana maddesi Omega yağ asitleridir. Beynimiz inanılmayacak derecede bir Omega-3 yağ asidi olan DHA’dan zengindir.

4- Anne sütü DHA’dan oldukça zengindir. Bu bebeklik çağında beyin gelişimi ve ileriki yaşlarda özellikle erişkin ve yaşlılarda beyin işlevlerinin artması ve normal fonksiyon görmesi için gereklidir. Anne sütü almayan bebek formulalarına anne sütü içeriğine benzerlik için DHA mutlaka ilave edilir.

5- Omega yağ asitlerinin göz retinasında da görme fonksiyonları üzerine olumlu etkileri vardır.

6- Hamileler diyetlerinde yeterli miktarda Omega-3 yağ asitlerini almazlarsa, fetüs bu yağ asitlerini annenin dokularından çeker. Annenin daha fazla çocuk yapması halinde kaybolan EFA’lar yerine diyetle konmazsa, bundan sonraki her çocuk daha dü- şük DHA düzeyli olacaktır. DHA yetersizliği ise, doğum sonrası depresyonla ilişkilidir.

7- Düşük kan DHA düzeyi olan kişilerin depresyona yatkınlığı yüksektir.

8- Alkol beyinden DHA’yı çeker. %16- 50 oranındaki alkolik kişi aynı zamanda depresyonludur, kronik alkoliklerde bu oran % 70’e çıkar.

9- Düşük Omega yağ asitleri oranı, yüksek doymuş yağ ve trans yağdan zengin diyetsel faktörler, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlar ve bu hastalıkların görülme sıklığını artırır.

10- Çalışmalar kan testlerinde Omega-3 yağ asitleri düşük olan çocukların dikkat yetersizliği, hiperaktivite bozukluğu olduğunu göstermiştir. Bu durum huysuzlukla, sorumsuzlukla, uyku bozukluğuyla ve konsantre olamama ile ilişkilidir.

11- DHA insülin direncini etkiler. İnsülin hassasiyeti artar.

12- Omega-3 yağ asitleri vücuttaki kronik inflamasyon riskini azaltır.

Sonuç olarak, Omega yağ asitleri elzem ve değerli yağ asitleridir. Diyetsel besinler ile mutlaka günlük öğünlerde yer almalıdır. Düzenli tüketimde kalp sağlığında, depresyona kadar birçok hastalığa karşı koruyucu özellik taşır. Haftalık tüketimlerde en az 2-3 kez Omega-3 yağ asitlerinden zengin balıkları tüketmeye çalışalım. Her gün bir öğünde diğer Omega yağ asitlerini içeren semiz otu, ceviz, keten tohumu gibi besinleri soframızda bulunduralım. Doğanın sunduğu katkısız şifayı besinlerde bulalım.