MAKALE

Yayın Tarihi: 14.12.2017 Perşembe 14:10:00

Osmanlı mutfağından gelen lezzet DEMİRHİNDİ

Naciye Kutlu

Osmanlı mutfağından gelen lezzet DEMİRHİNDİ

Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde sarayda özel günlerde büyük bir beğeniyle tüketilmekteydi.  Yakın geçmişte özellikle İstanbul sokaklarında demirhindi şerbeti halkın severek tükettiği bir içecek olmuştur. Hatta Ahmet Haşim bir yazısında şaşırtıcı bir yorumla, demirhindi şerbeti ve yoğurtçu sesi olmayan bir memleketin vatan olamayacağını ve bu şerbetin bilinmediği memleketlerde yaşayanlara acıdığını belirtmiştir.



Demirhindi (Tamarindus indica) Afrika kökenli olup, dünyada 50’den fazla tropikal ülkede üretilmektedir. En çok yetiştirilen ülkeler ise, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka, Tayland ve Endonezya’dır.

Demirhindi sarı-kırmızı salkımlar halinde çiçekleri ve koyu kırmızı renkte, mayhoş tatta meyveleri olan ağacın boyu yaklaşık 30 metreyi bulmaktadır. Demirhindi meyvesi yaklaşık %55 oranında pulp, %34 oranında çekirdek ve %11 oranında kabuktan oluşmaktadır. Meyvenin nem içeriği kuru madde bazında %25 civarındadır.

Demirhindi bütün kısımları bir şekilde yenilebildiğinden, besin içeriği açısından oldukça zengindir. Ürünün meyveleri olduğu gibi tüketilebileceği gibi, bu meyveler baharat olarak özellikle Hindistan’da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Demirhindi suyunda vitamin B içeriği oldukça fazladır. Yaprak ve çiçekleri sebze olarak özellikle salata ve çorbalarda kullanılmaktadır. Bu kısımları vitamin C bakımından oldukça zengindir. Aynı zamanda yüksek miktarda potasyum, fosfor, kalsiyum ve magnezyum minerallerini içermektedir. Demirhindi çekirdeği ise boya, tekstil ve kâğıt endüstrisinde kendine kullanım alanı bulmuştur.

Demirhindi ile ilgili yapılan çalışmalarda, kuru ve yaş haldeki ürünün antioksidan aktivitesinin yüksek olduğu görülmüştür. Diğer çalışmalarda da demirhindinin iltihap önleyici (antiinflammatory) ve mikroorganizma (maya ve bakterileri) gelişmesini engelleyeceği (anti-fungal ve anti-bakteriyel) aktivite gösterdiği belirtilmiştir. Demirhindi meyvesinin şeker oranı çok düşük olduğu için anti-diyabetik aktivitesi de yüksek bulunmuştur. Meyvenin susuzluk giderici, kabızlığı önleyici, cilt lekelerinde açıcı ve ülser tedavisinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Demirhindi meyvesi kan lipitlerini düşürme ve kilo verdirici etkisinden dolayı kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki göstermektedir.

Vücuda bu kadar çok olumlu etkide bulunan demirhindi meyvesi, ülkemizde çoğunlukla şerbet olarak tüketilmektedir. Şavkay, 2000 yılında demirhindi şerbetinin reçetesini, “Demirhindi üzerine kaynatılmış su boşaltılır. İyice karıştırılır. Temiz bir kaba süzdürülür. Şeker ya da bal katılıp eriyinceye kadar karıştırılır. Soğuduktan sonra bardaklara boşaltılarak servis yapılır.” şeklinde vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde sarayda özel günlerde büyük bir beğeniyle tüketilmekteydi. Yakın geçmişte özellikle İstanbul sokaklarında demirhindi şerbeti halkın severek tükettiği bir içecek olmuştur. Hatta Ahmet Haşim bir yazısında şaşırtıcı bir yorumla, demirhindi şerbeti ve yoğurtçu sesi olmayan bir memleketin vatan olamayacağını ve bu şerbetin bilinmediği memleketlerde yaşayanlara acıdığını belirtmiştir. Demirhindi, Osmanlı tıp kitaplarında dalağı güçlendirici etkisi ile kendine yer bulmuştur. Günümüzde marketlerde direkt ya da indirekt (toz halinde) şekilde kolaylıkla bulabileceğimiz demirhindi şerbetinin, özellikle Ramazan ayında, serinletici ve mideyi rahatlatıcı etkisi nedeniyle tüketimi yüksektir.