MAKALE

Yayın Tarihi: 29.12.2017 Cuma 16:15:00

Sektörün parlayan yıldızı alabalık

Cem Kadeş

Sektörün parlayan yıldızı alabalık

Kültür balıkçılığı sektörü ilginç bir sektör. 30 yıllık mazisi var. Türkiye’de tarım, büyükbaş hayvancılık, küçükbaş hayvancılık, tavukçuluk, arıcılık ve bunların alt hizmet sektörlerinin ise neredeyse asırlık geçmişleri mevcut. Fakat son 20 yılın istatistikleri kültür balıkçılığı sektörünün ve bu sektörün parlayan yıldızı alabalığın önemine dikkat çekiyor.

Hayvancılık ve tarımda sürekli geriye giden bir tablo seyir ederken, kültür balıkçılığı müthiş bir ivme ile büyümeye devam etmektedir.

Şimdi konuya farklı bir noktadan giriş yapalım;

Ülkemizde çok ciddi hayvansal protein sıkıntısı çekiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda yapmış olduğu çarpıcı bir çalışma var; Türkiye genelinde kırmızı eti hiç tüketmeyenlerin oranı toplamda %20.2, erkeklerde %17.6, kadınlarda ise %23.2 olduğu saptanmıştır. Kentte yaşayanların %17.3’ü, kırda yaşayanların ise %28.9’u kırmızı eti tüketmemektedir. Her iki yerleşim bölgesinde de kırmızı et tüketmeyen kadınların oranı erkeklerden yüksektir. Kentte yaşayanların %30.5’i, kırda yaşayanların ise %20.8’i haftada 1-2 kez, kentte yaşayanların %17.6’sı, kırda yaşayanların ise %25.5’i ayda 1 kez kırmızı et tüketmektedirler. Tavuk, hindi tüketim sıklığına bakıldığında, en yüksek tüketim sıklığının haftada 1-2 kez olduğu saptanmıştır (%42.9).



Haftada 1-2 kez tavuk, hindi eti tüketenlerin oranı kentte %44.7, kırda ise %37.6’dır. Balık tüketim sıklığına bakıldığında; hiç tüketmeyenlerin oranını %39.1’dir. Kadınlarda hiç balık tüketmeme oranının erkeklerden daha yüksek olduğu saptanmıştır (sırasıyla, %42.1, %36.5). Ayda 1 kez balık tüketenlerin oranı %25.6’dır. Kentte yaşayanların %18.8’i, kırda yaşayanların ise %12.4’ü haftada 1-2 kez balık tüketmektedirler. Genelde %77.6’sının hiç sakatat tüketmediği, %12.8’inin ayda bir kez sakatat tükettiği ve erkeklerdeki tüketim sıklığının her iki yerleşim bölgesinde de daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hazır et ürünlerinin tüketim sıklığına bakıldığında; bireylerin %56.4’ü hiç et ürünü tüketmezken, %17.3’ü haftada 1-2 kez tüketmektedir. Her iki yerleşim yerinde de (kent-kır) tüketim sıklığının erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir (sırasıyla, %23.5, %12.3). Evde yapılmış et ürünlerinin ise %89.1 oranında hiç tüketilmediği saptanmıştır.



Yukarıdaki veriler ülkemizde ciddi anlamda bir hayvansal protein tüketimi sorunu olduğunu göstermektedir. Hele ki, en değerli hayvansal protein kaynağı olan balığın tüketim oranı çok düşüktür. Japonya’da bir kişi yılda yaklaşık kendi ağırlığı kadar (70 kg/ yıl) balık tüketmektedir. Türkiye’de kişi başına balık tüketimi 2014 yılı rakamlarına göre 6,5 kg/yıl seviyesindedir. Dünyada bu oran 18, AB ülkeleri ortalaması ise 25 kg civarıdır. Ülkemizde denizden yakalanan hamsi, kültürü yapılan alabalık, çipura ve levrek balıklarını da çıkartırsak, kişi başına balık tüketim oranımız 3 kg seviyesine kadar düşmektedir.

Balık tüketimimizde başı hamsi çekmekte. O da avcılığın iyi olduğu yıllarda iyi, olmadığı yıllarda ise kötü. Son 10 yılın istatistikleri hamsi avcılığında tepe noktasını gördüğümüzü, bundan daha yüksek üretim seviyelerini bulamayacağımızı ve hatta su ürünleri avcılığının geriye gideceğini göstermektedir. FAO’nun 2030 raporu da bu doğrultudadır. Dünya üzerinde 7 adet büyük balık avcılığı noktası mevcut iken bunların 4’ünü tüketmiş durumdayız, bir tanesini tüketmek üzereyiz. Kalan iki rezerv alan da dünya su ürünleri avcılığını yöneten ülkelerin ağzının suyunu akıtıyor. Yani o iki kaynağı da tüketmemiz yakındır. FAO raporuna göre, 2030 yılında dünya balıkçılığının %60’ı kültür balıkçılığı ile, %40’ı ise avcılık ile sağlanacak. Şu an ise %60 avcılık, %40 kültür balıkçılığı. Türkiye’de de tablo hemen aynı Peki neden alabalık bu kadar önemli bir tür ve neden bu kadar çok üretiliyor?

Ülkemiz iç su kaynakları Gökkuşağı Alabalığı (Onchorynchus mykiss) üretimi için çok uygun. Halen su kaynaklarımızın büyük çoğunluğu kirlenmemiş durumda. Ayrıca oksijen, sıcaklık ve pH değerleri açısından da alabalık üretimine çok uygun.

Gökkuşağı Alabalığı 8 – 20 °C arası sıcaklıklarda yaşar. 20 °C üzeri sıcaklıklarda yem alımı azalır. Hastalık riski artar. Oksijeni yüksek, akıntılı suları tercih ederler. Ancak kış aylarında göl ve göletlerde de üretilebilirler.


Gökkuşağı Alabalığı üretimi için tercih edilecek yöntemler şöyledir;


- Karada beton havuzlarda: Bu tip yetiştiricilikte, soğuk su kaynaklarına ihtiyaç vardır. Mümkün olduğunca kaynağa yakın yerden su temin edilmeye çalışılır. Uygun sıcaklık değerlerinde aynı tesiste anaç üretimi, kuluçkahane, larva üretimi ve porsiyonluk balık üretimi mümkündür. Larva üretimi için 8-10 °C sıcaklık ideal iken, porsiyonluk üretim için 18 °C sıcaklık daha iyidir. Bu tip işletmelerde su sıcaklığına bağlı olarak yumurtadan porsiyonluğa kadar 14 -18 aylık büyüme periyodu yeterlidir.


- Göl ve göletlerde, ağ kafeslerde: Bu tip yetiştiricilikte, karada yavru üreten tesislerden alınan 2 – 50 gr arası yavru alabalıklar, büyütme amaçlı olarak göletlere yerleştirilmiş ağ-kafeslere konur ve büyümeye alınırlar. Göletlerin yaz aylarında su sıcaklığı yükseliyorsa, işletme yavru balığı büyük almalıdır. Değişmiyorsa, küçük yavru alınabilir. 5 X 5 kare kafeslerden 20 m çaplı HDPE yüzer kafeslere kadar değişken birçok kafes tipi kullanılır. Sıcaklık ve başlangıç için alınan yavru çeşidine göre 4 – 12 ayda porsiyonluk ağırlığa ulaşabilirler.


- Denizde ağ kafeslerde: Bu üretim şekli için uygun tek denizimiz Karadeniz’dir. 250 gr/ad olarak alınan alabalıklar denizde yerleştirilmiş 20 m çaplı HDPE kafeslere atılırlar ve 4 – 6 ay gibi bir sürede 2– 3 kg ağırlığa ulaşabilirler.


Görüldüğü üzere alabalık üretmek aslında oldukça kolay. Aynı zamanda hastalıklara karşı da dayanıklı bir tür. Bu nedenle alabalığın üretimi bu kadar yaygınlaşmıştır. Ayrıca GTHB projeli alabalık üretiminde 0,65 TL/kg destekleme vermektedir. Yani 250 ton üretim yapan bir tesis 162.500,00 TL destekleme alabilir. Ancak alabalık üretiminin de yaşadığı bazı sorunlar vardır;


» Yem hammaddesi balık unudur ve hamsi ya da ringa balığından elde edilir. Dolayısıyla yem fiyatlarında sürekli bir artış söz konusudur.


» Yem fiyatlarındaki artışa rağmen, balık satış fiyatları yeterince değer artışı elde edememiştir. Bu nedenle FCR (Yem Değerlendirme Oranı) kontrolü yapamayan üreticiler zarar edebilmektedir.


» AB’nin son aldığı antidamping kararı nedeniyle %9 ek vergi yükü binmiştir. Bunun arkasında da devletin verdiği 0,65 TL/kg destekleme yatmaktadır. Ancak devletin bu direkt destekleme yerine yem desteği şeklinde destek modelini değiştirmesi düşünülmektedir.


Yukarıda verilerle paylaştığımız üzere, alabalık yetiştiriciliği ülkemiz su ürünleri sektörünün parlayan yıldızıdır. Balık ve dolayısıyla da alabalık çok değerli ve ucuz bir gıdadır. Bu ürünü tüm tüketicilere doğru şekilde ulaştırmalı ve ülkemiz insanının kaliteli proteinle beslenmesine katkı sağlanmalıdır.


Sektör için yaşanan farklı dinamikler alabalık üretiminin yıllara göre belli dö- nemlerde sıkıntı yaşadığını göstermiştir. Ancak buna rağmen tüm tarımsal sektörler içinde en hızlı ve istikrarlı büyüyen sektör alabalık sektörüdür.


Gelecekte kişi başına balık tüketimimizin artacağı ve balık avcılığının zirve noktasına ulaştığı düşünülürse, Alabalık yetiştiriciliği gelecekte de parlayan bir yıldız olacaktır. Ancak bu üretimi gerçekleştirirken bizim için çok değerli olan tatlı su kaynaklarımızın da sürdürülebilir bir şekilde kullanılması önemlidir.


Bol bol balık tüketmeniz ve sağlıklı yaşamanız dileğiyle.

YAZARIN SON 5 MAKALESİ