MAKALE

Yayın Tarihi: 13.02.2018 Salı 14:40:00

Sultanlara layık bir yemek nasıl olur?

Deniz Orhun

Sultanlara layık bir yemek nasıl olur?

Günlerden bir gün sultanın aşçıbaşısı izin gününde arkadaşlarıyla birlikte gününü geçirirken, arkadaşları sultanın aşçıbaşısından kendilerine “sultanlara layık” bir yemek yapmasını istemişler.

Sultanın aşçıbaşısı evin sahibi olan arkadaşına sormuş: Yemekleri genelde kim yapar sizde? Ev sahibi: “Hizmetçim” diye cevap vermiş. Sultanın aşçıbaşısı hizmetçiden yemek yaparken kullandığı tenceresini getirmesini istemiş. Tencereyi eline alınca koklamış ve temizlenmesini istemiş, sonra bir kez daha, bir kez daha. Herkes Sultanın aşçıbaşısının kalkıp mutfağa gitmesini beklerken aşçı hiç yerinden kalkmadan hizmetçiye “Şimdi her zaman pişirdiğin gibi yemeği bu tencerede pişir” demiş. Yemeği yiyenler bu harika lezzet karşısında şaşırmışlar ve işin sırrını sormuşlar. Aşçıbaşı cevap vermiş; “Siz Sultan’ın mutfağında pişirdiğim yemeğin sizinkinden farklı olduğunu mu sanıyorsunuz? Malzemeler aynı. Sultanlara layık bir yemek için malzemeler ve tencere temiz olmak zorunda, hepsi bu!”

Mutfak kültürümüzde basit ama kökten değişiklikler yapmak, rahat bildiğimiz alışkanlıklarımızın biraz dışına çıkmak ve inanılmaz sağlıklı lezzetleri yakalamak için bu köklü değişiklikle aldığımız kararları uygulamak gerekebilir. Bunlara en iyi örnekte aslında tuz kullanımı diyebiliriz. Hayatımızın deyimlerine bile girip “yemeklerin tadı tuzu” olan tuzu nasıl azaltmalı. Yapılan sağlıklı beslenme çalışmalarında ve üreticilerin verdiği geri bildirimlerde görülüyor ki, tuzda sodyum klorür yerine potasyum klorür kullanılması sağlığı biraz daha az tehdit etmektedir. Daha çok hazır gıdalarda tuzun koruyucu bir özelliği olduğu için sodyum klorürü tercih eden gıda üreticileri de potasyum klorür kullanarak aynı lezzet sonucunu alamasalar da, potasyumun gıda koruyuculuğu özelliğinden yararlanabiliyorlar. Tuzu her gün biraz daha azaltıp, Sağlık Bakanlığımızın önerdiği dozajı aşmamanızı öneririm. Hayati önem taşıyan minerallerden potasyum günlük beslenme düzenimizde kendisine pek yer bulamıyor ama vücuttaki su ve mineral dengesini korumada büyük yardımcı. Peki, potasyum nerelerde var?



Baklagiller: Potasyumca oldukça zengin olan baklagiller aynı zamanda önemli lif kaynakları. Kurufasulye ve mercimek bunlardan birkaçı.

Balık: Güçlü bir potasyum kaynağı olan balık tüketimini arttırmakta kalp damar sağlığımızı olumlu yönde etkiler.

Muz: Açlık hissinin bastırılmasına, metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olan muz, meyveler içinde lifçe ve potasyumca en zenginlerinden.

Süt ve süt ürünleri: Başlı başına potasyum kaynağı olan süt ürünleriyle ihtiyacınız kadar potasyum alabilirsiniz.



Çikolata, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler potasyumca çok zengin. Ayrıca potasyum yanında kalsiyum ve demirce de zengin olan pekmezi de bu listede unutmamak gerek. Potasyum eksikliği halsizlik, kabızlık gibi rahatsızlıklara neden olurken, aşırı miktarda kullanımı da kalp ve böbrek rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle diyetinizde doktorunuza ve beslenme uzmanınıza danışmadan hareket etmeyin.

Ne olursa olsun, tuz oranını azaltırken baharatları arttırmak gerekir ki, onların sağladığı faydalardan vücudumuz yararlansın. Hem bu şekilde lezzetten de ödün vermemiş oluruz.

Tadınız tuzunuz kaçmasın, tuzu azaltın baharatları attırın :)