MAKALE

Yayın Tarihi: 12.01.2018 Cuma 16:05:00

Süt şekeri hassasiyeti

Naciye Kutlu

Süt şekeri hassasiyeti

Laktoz intoleransı

Laktoz, glukoz ve galaktoz monosakkaritlerinden oluşan bir disakkarit olup, sütte doğal olarak bulunmakta ve süt şekeri olarak adlandırılmaktadır. Laktoz intoleransı, bu şekerin vücutta sindirilememesi nedeniyle oluşmaktadır. Çünkü laktoz intoleransı olan kişilerde laktaz enzimi yetersiz ya da hiç yoktur.

İnsanoğlu süt içmeye dünyaya gelir gelmez anne sütü ile başlamaktadır. Süt başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere hemen hemen her yaş grubundaki kişilerin severek tükettiği, büyümeyi, kemiklerin güçlenmesini, kalsiyum gibi önemli mineral ihtiyacını, kalp damar sağlığını korumada büyük etkisi olan bir içecektir. Tam yağlı 100 g sütte karbonhidrat miktarı yaklaşık 5 gramdır ve bu miktarın neredeyse %100’ü laktozdan oluşmaktadır. Anne sütünde ise bu miktar %7 oranındadır. Laktoz, glukoz ve galaktoz monosakkaritlerinden oluşan bir disakkarit olup, sütte doğal olarak bulunmakta ve süt şekeri olarak adlandırılmaktadır. Laktoz intoleransı, bu şekerin vücutta sindirilememesi nedeniyle oluşmaktadır.

Laktoz, ince bağırsakta bulunan laktaz enzimi ile yapı taşları olan glukoz ve galaktoza parçalanmaktadır. Parçalanan ürünler kana geçmektedir. Fakat laktoz intoleransı olan kişilerde laktaz enzimi yetersiz ya da hiç yoktur. Bu nedenle sindirilemeyen laktoz, ince bağırsak dengesini bozarak kişide, sindirim bozukluklarına, ishal ve gaz oluşumuna neden olmaktadır. Laktaz enziminin hiç olmadığı durum çok az görülmekte, genelde eksikliğinden dolayı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Belirtiler süt ve süt ürünlerinin tüketiminden 30-120 dakika sonrasında görülebilmektedir. Laktoz intoleransı, kişide ölümcül bir risk oluşturmamakta, fakat yaşam kalitesini önemli derecede etkilemektedir. Bu hassasiyet, süt alerjisi ile aynı değildir.

Süt alerjisi, süt proteinlerinden kaynaklanmaktadır. Laktoz toleransının görülme oranı yaklaşık %10’dur. Yani neredeyse her 10 kişiden biri bu rahatsızlıktan muzdariptir. Normalde bu hassasiyeti olmayan kadınlarda, gebelik sırasında görülme olasılığı da yüksektir. Laktoz intoleransı tanısı, açlık kan şekerinin ölçülmesi ile laktoz içeren bir ürün içildikten sonra kan şekeri ölçümünden elde edilen değerlere göre konulabilmektedir. Laktoz ince bağırsaktan kalın bağırsağa sindirilmeden geçmekte ve burada fermantasyona uğrayarak hidrojen gazı oluşturmaktadır. Bu nedenle diğer bir tanı olarak nefeste hidrojen gazı ölçümü yapılabilmektedir. Özellikle çocuklarda belirtilerin olup olmadığı gözlenmeli ve gereken önlemlerin bir an önce alınması gerekmektedir.

Süt şekeri hassasiyeti olan kişilerin, süt ve süt ürünleri tüketiminde çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünkü, en önemli etkenlerden biri alınan laktozun dozudur. Yapılan çalışmalara bakıldığında, uygun miktarlarda alınan laktozun tolere edilebildiği görülmektedir. Laktaz enzimi eksikliğinin giderilmesi için laktaz tabletleri alınabilmektedir. Ayrıca bu hassasiyetin günümüzde yaygın görülmeye başlamasıyla, sütün laktoz içeriği çeşitli proseslerle yapı taşlarına parçalanmakta ve bu şekilde paketlenip tüketime sunulmaktadır. Laktoz şekerinin tat değeri yapı taşları olan glukoz ve galaktozdan daha az olduğu için, laktozsuz sütlerin tatlılık derecesi bir miktar daha yüksektir. Sert peynir yapımında laktozun büyük çoğunluğu, peynir altı suyuna geçtiği için tüketim için elverişlidir. Yoğurt, kefir gibi mikroorganizma içerikli süt ürünleri, uygun dozlarda olmak üzere rahatlıkla tüketilebilmektedir. Laktoz intoleransı olanlarda görülen en büyük eksiklik anlaşılacağı üzere kalsiyum eksikliğidir. Kalsiyum, kemik gelişimi için önemli bir mineral madde olduğu için, bu eksikliğin, yeşil sebze, badem ya da balık ürünleri ile takviye edilmesi önerilmektedir.