MAKALE

Yayın Tarihi: 05.01.2018 Cuma 13:50:00

Suya mikrobiyolojik bakış

Leyla Tarhan

Suya mikrobiyolojik bakış

Çevresel etkenler, halk sağlığında giderek daha büyük önem kazan- maktadır. Bu etkenlerin başında sular gelmektedir. Tüm canlılar suya bağımlıdır. İnsanların bulmak için çağlar boyu savaş verdikleri, top-lumların gelişmesinde temel etken olan su, geçmişte pek çok uygarlığın çöküp yok olmasına da neden olmuştur.

Su; içme veya kullanma (yemek yapma, kişisel bakım, temizlik, havuz, sulama vb) gereksinimlerine göre, sınıflandırılan özelliklere sahiptir. Bu özelliklere göre, elde edilen kaynak ve kullanılan kalite indeksi değişmektedir. Şehir su şebekeleri, kuyu, çeşme, dere, nehir ve göl suları olarak tanımlanır. Kullanılan su tipi ve kalite indeksi, yaşamımızı direkt veya dolaylı yoldan etkileyebilmektedir. Örneğin, geçmişte karşılaşılmış su kaynaklı salgınlar ve bu salgınlara bağlı olan hastalık ve ölümler tarihe geçmiştir. Günümüzde de karşılaştığımız bu tür salgınların önüne geçebilmek için suya, çeşitli arıtma ve temizleme işlemi yapılmaktadır. Su, çeşitli işlemlerden geçirilerek, sağlıklı şartlara uygun hale geldikten sonra kullanıma sunulmaktadır.



İnsani tüketime sunulan su dışında, proses suyu, sulama suyu, yıkama suyu, havuz suyu, sucul hayvanların içinde barındığı göl, deniz ve okyanus suyu da çevresel olarak etkilendiğimiz diğer çeşitlerdir. Proses suyu, gerek gıda üretiminde, gerekse kozmetik üretimde önemli bir kalite parametresidir. Eğer bu alanlarda kullanılan su, mikrobiyolojik olarak enfekte ise, üretim sonunda elde edilen son ürünün tümü bulaşık olacaktır.

Tüketilen gıdalar yoluyla gelişen sistemik salgınların yanında, kozmetik yoluyla karşılaşılan pek çok dermatolojik salgınla karşılaşılmaktadır. Tüm bunların yanında, enfekte su ile bozulan ürünlerin, prestij ve marka değeri kaybı da göz önünde bulundurulmalıdır. İşte bu safhada, suyun mikrobiyolojik içeriğinin analiz edilmesi, meydana gelebilecek pek çok problem için baştan önlem alınabilmesini sağlar. Yer altı depolama tanklarından sızıntı olması, tarımsal akıntılar, uygun olmayan endüstriyel uygulamalar, madencilik işlemleri, atık kimyasalların yer altına sızması, su kalitesini büyük oranda etkilemektedir. Çevresel etmenlerle mikrobiyolojik veya kimyasal bulaşlı su, içme yoluyla, yemekle beraber, banyo sırasında deriden emilimle, aerosol ve su buharının solunmasıyla insan vücuduna girebilmektedir.



Sularda bulunan ve yine su yolu ile taşınan pek çok mikroorganizma vardır. Suda bulunan ve sağlık açısından ileri derecede önem taşıyan bazı mikroorganizmlar ve parazitler şöyledir:

Su analizlerinin önemi

Sularda, hastalık yapan mikroorganizmaların varlığının belirlenmesi ve suyun insan tüketimi için mikrobiyolojik kalitesinin belirlenmesi, insan ve çevre sağlığı için oldukça önemlidir. Günümüzde, özellikle su tüketimin ve kullanılan suyun fonksiyonel olarak çeşidinin artması, mikrobiyolojik veya parazitik analizlerin yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Clostridium perfringens

Gazlı kangren adı verilen, seyri oldukça ağır toksik infeksiyöz bir hastalığa neden olur. Toprak, kuyu suyu, göl, havuz suyu gibi pek çok ortamdan izole edilir. Spor oluşturdukları için suda, toprakta, besinler üzerinde uzun süreler yaşar.

Legionellas pneumophila

Lejyoner hastalığı mikrobu olarak bilinen özellikle split klimaların temizlenmeyen hava filtrelerinde ve banyo duş başlıklarından sıklıkla izole edilen, insanlarda pnömoni gibi ağır akciğer hastalıklarına yol açan bir bakteri türüdür. Lejyoner bakterisinin sebep olduğu hastalık, 1976 yılında, 221 kişinin hastalanıp, 34 ölüme yol açan salgın sonrasında, gizemli hastalık olarak tanımlanmıştır. Salgın ilk olarak Amerikan ordusu emekli askerlerinin Amerikan Lejyonu adındaki kongresine katılanlarda ortaya çıktığı için Legionella diye adlandırılmıştır. Sularda hiç bulunmaması gereken bir patojen türüdür.

Giardia

Giardiyoz denilen sistemik enfeksiyonlara neden olmakla beraber, nadiren cilt enfeksiyonları da yapar. Dünyanın her bölgesinde ve tüm yaş gruplarında görülebilmekle birlikte, bu parazitin yol açtığı hastalığa çocukluk yaşlarında daha sık rastlanmaktadır. Akut ishal veya vakaların çoğunda olduğu gibi yağlı, yumuşak dışkılama, karında şişkinlik ve gaz, kramp şeklinde karın ağrısı belirtilerine neden olabilir. Sularla taşınır ve kistleri, suda uzun süre yaşar.

YAZARIN SON 5 MAKALESİ