MAKALE

Yayın Tarihi: 29.12.2017 Cuma 16:00:00

Türkiye’de kafes balıkçılığı

Yahya Çavdar

Türkiye’de kafes balıkçılığı

Dünyamızda denizlerden avcılık yoluyla elde edilen ürün, maksimum seviyesine yaklaşmıştır. Avcılık yoluyla elde edilecek ürünü artırma imkanımız bulunmamaktadır. Bu sebeplerle kültür balıkçılığı önemini giderek artıracak ve artan nüfusun protein ihtiyacını karşılamada kilit sektörlerden biri olmaya devam edecektir.

Dünya hayvansal protein ihtiyacının %16’sı su ürünlerinden karşılanmaktadır. 20. yüzyıl başlarına kadar su ürünleri ihtiyacının neredeyse tamamı avcılık yoluyla sağlanmaktaydı. Sanayi devrimi ve sonrasındaki hızlı nüfus artışıyla birlikte avcılık kapasitesinin daha fazla artırılamayacağının anlaşılmasıyla 20. yüzyıl ortalarından itibaren kültür balıkçılığına yönelik yatırımlar hız kazanmış ve talepteki artış büyük ölçüde kültür balıkçılığı üretimi ile karşılanmıştır. Günümüzde ise, dünya üretiminin %40’ından fazlasını kültür balıkçılığı karşılamaktadır. FAO’ya göre 2018 yılında yetiştiricilik üretiminin avcılık üretimini geçeceği tahmin edilmektedir.



Benzer şekilde Türkiye’de de su ürünleri sektöründe ilk dönemlerde üretim tamamen avcılık ile yapılmaktaydı. 1970’li yıllarda su kaynakları ve nehirler üzerine kurulan kara tesislerinde sazan ve alabalık üretimi ile başlayan su ürünleri yetiştiriciliği, 1980’li yılların ortalarından itibaren Ege ve Akdeniz’de çipura / levrek balıklarının denizde ağ kafeslerde üretim yöntemi ile büyük bir gelişme göstermeye başlamıştır. Ağ kafeslerin 1990’lı yıllarda göl ve barajlarda kullanılmaya başlanılması ve 2004 yılında yürürlüğe giren düzenlemeler ile su ürünleri üretimine uygun olan göl ve barajların su ürünleri üretimine kazandırılması ve desteklemelerle kültür balıkçılığında önemli gelişmeler yaşanmıştır.

2014 yılında yetiştiricilik üretimimiz 235 bin tona ulaşmıştır (Tablo 1.). Bu olumlu gelişmeler sayesinde, Ülkemiz, gerek Avrupa ve gerek Akdeniz ülkeleri arasında önemli bir güç haline gelmiş, bilgi ve teknoloji transfer eden ülke konumuna yükselmiştir.



Türkiye denizlerindeki balık çiftliklerinin % 80’ inin açık denizde bulunması nedeniyle dikkatleri üzerine çekmektedir.

Türkiye, Avrupa levrek ve çipura pazarının %25 payına sahiptir ve dünyada su ürünleri yetiştiriciliğinde 3. en hızlı büyüyen ülkedir.

Avrupa ülkeleri arasında Türkiye, alabalık üretiminde ilk sırayı, levrek ve çipurada ikinci sırayı almaktadır. Sektörde yaklaşık 25.000 kişi istihdam edilmektedir. 2014 yılında denizlerimizde kurulu 420 adet balık çiftliğinde yaklaşık 224 bin tonluk bir kapasite mevcuttur (Tablo.2).

TÜİK verilerine göre 2014 yılında açık deniz kafeslerinde yaklaşık 74 bin ton levrek, 42 bin ton çipura ve yaklaşık 6 bin ton alabalık üretimi gerçekleştirilmiştir. Ağ kafeslerde çipura-levrek yetiştiriciliği en yaygın olarak Akdeniz’de yapılmaktadır. Üretimin en fazla olduğu ilk üç ülke sırasıyla Yunanistan, Türkiye ve İspanya’dır. Türkiye, çipura-levrek üretiminin büyük çoğunluğunu Avrupa Birliği ülkelerine ihraç etmektedir. Türkiye kıyılarında en çok çipura-levrek üretimi yapılan iller Muğla ve İzmir’dir. Ülkemizdeki ağ kafes işletmeleri ve bunların tedarikçi firmalarının çoğunluğunun Ege’de bulunması, özellikle deniz balıkları üretimi açısından bölgede avantaj sağlamaktadır. Kafes balıkçılığında Ege Bölgesi’nden sonra Çanakkale, Trabzon ve Ordu illerindeki üretim dikkat çekmektedir.

Balık tüketimi ve yetiştiricilikle ilgisi

Su ürünlerinde kişi başı tüketime bakıldığında Dünya ortalaması 16 kg, Avrupa Birliği ortalaması ise 22 kg’dır. On yıllık veriler incelendiğinde, Türkiye’de kişi başına düşen tüketim miktarı 7.5 kg’nin üzerinde olmasına rağmen, İspanya’da 40.5 kg., Yunanistan’da 23.1 kg. dır. Bu verilere bakıldığında, ülkemizdeki yıllık balık tüketiminin diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar az olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra balık tüketimi bölgesel farklılıklar da göstermekte olup, örneğin Karadeniz bölgesinde kişi başına tüketim 25 kg. iken, büyük şehirlerde (Ankara, İstanbul vb.) 16 kg. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise 0.5 kg’a kadar düşmektedir. Türkiye’de kişi başına su ürünleri tüketiminin dünya ortalamasına çıkarılabilmesi için mevcut üretimin 2 kat, AB seviyesine çıkarılabilmesi içinse 3 kat artırılması gerekmektedir. Türkiye su ürünleri üretimini de tüketimini de artıracak tek kaynak yetiştiricilik ve yetiştiricilik destekli balıkçılıktır.


Bazı sorunlar ve öneriler


Yetiştiriciliği yapılan tür sayısı yetersizdir. Dünyada, yosun, kabuklular ve balıklardan toplam 240 türün yetiştiriciliği yapılırken, ülkemizde yetiştirilen türler piyasa koşulları ve pazar beklentilerine göre değişmekte olup,  iç sularda alabalık, denizlerde ise çipura, levrek ve orkinos üretiminde yoğunlaşmıştır. Ancak, son yıllarda artan AR-GE çalışmaları sonucu, ülkemize özellikle dış pazarda avantaj sağlayacak olan iç su ve denizlerde 23 yeni türün ticari üretimine başlanmıştır. Birçok Akdeniz ülkesinde denenen bu türlerin üretiminin ülkemizde gerçekleştirilmiş olması, ülkemizin bölgede daha etkin hale gelmesini sağlayacak önemli bir gelişmedir. 2014 istatistiklerinde bu türlerin Kötek (minakop), Sarıağız (granyöz), Sivriburun Karagöz, Karadeniz Alabalığı vb. üretim miktarları yansımaya başlamıştır.


Kültür balıkçılığında en önemli girdi yemdir. Dış kaynaklı yem hammaddesine duyulan gereksinim ve fiyatın yüksek olması sektör önündeki en önemli kısıtlardan biridir. Türlere uygun yem geliştirme araştırmaları desteklenmelidir. Karnivor balık türlerinin yanında balık unu ve yağına fazla gereksinim duymayan omnivor türlerin de kültüre alınması ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Sektörde işleme sanayi ve markalaşma konusunda yeterli derecede yol alınamamıştır. Akuakültürde de çevreye duyarlı ve sertifikalı üretim yöntemleri (iyi tarım uygulamaları, organik tarım vb.) geliştirilerek ürünün katma değeri artırılmalı, uluslararası düzeyde rekabet edebilecek yeni ve güçlü markalar oluşturulmalıdır. Sektöre özellikle son dönemde ilgi artmasına rağmen yatırım yapmayı planlayan müteşebbisler yeterli derecede deneyimli değildir.


Pazarlamadaki en önemli sorunlardan birisi, pazarın zaman zaman daralmasından kaynaklı rekabet ve fiyat indirimleridir. Bazen ürün miktarı artarken ürün fiyatı anormal ölçülerde düşebilmektedir ve bunun sonucunda işletmelerin kârlılığı azalabilmektedir.


Karadeniz’deki alabalık işletmeleri için suyun sıcak olduğu Mayıs-Eylül arası dönemde balığı kafeslerde tutabilecek yöntemler üzerine teknolojik araştırmalar yürütülmelidir. Deniz şartlarında çok hızlı büyüyen Karadeniz alabalığının ağ kafeslerde fileto ağırlıkta üretimi sağlanarak Norveç’ten ithal edilen Atlantik Salmonu (somon) ile rekabet edilebilir.