MAKALE

Yayın Tarihi: 31.01.2018 Çarşamba 14:25:00

Yemek yemeden yaşamak mümkün

Şengül PARLAK

Yemek yemeden yaşamak mümkün
Hatırlayacaksınız zamanının en ünlü filmlerinden biri, MATRIX. Hangi hapı seçerdiniz? Seçtiğiniz hapla başka bir boyuta geçmek ve yaşamın sırrına ermek... Ya gıdalarımız olmasaydı? Domates yerine bir kırmızı hap marul yerine açık yeşil, pancar yerine koyu kırmızı hap içseydik. Çok mu ütopik göründü?

Araştırmalar gösteriyor ki, o kadar da inanılmaz değil. Dünya, gıda yerine hapı koyabilir mi? Bu konu 1930’lu yıllarda medyada kullanılmış yarı gerçek yarı şaka yollu işlenerek gelecekteki gıda kaynaklarının insan nüfusuna yetmeyeceği anlatılmıştı. Asıl neden süregelen savaşların üretime vurduğu gemle ortaya çıkmış; o zamanlarda dahi açlık olasılığı insanları panikletmiş, bu tür kitaplar ve yazılar yazılmaya başlanmıştı. 1933 yılında yapılan Chicago Dünya Fuarı’nda bu konu, şu sloganla karşımıza çıkmıştır; ‘Bilim bulur, Sanayi uygular, İnsan uyar’. İnsan uyar mı? Yemek işi, zevk işi. Önce gözümüze sonra burnumuza en son damağımıza hitap etmeli yoksa yemek yemenin ritüeline ne gerek olur ki?

1960’lı yıllarda Astronotlara hazırlanan besin gıdaları, toz yiyecek ve konsantre hapları tekrar gündeme getirirken, anlaşılıyordu ki dünya dönüp dolaşıp bu konuya eğilmekte. Vitamin ve mineraller haplarla vücuda alınabiliyor, fakat vücuda gerekli kalori sadece yemek yiyerek elde edilebiliyordu. Dünya yine de destek hapları konusunda araştırmalarını sürdürdü. Günümüzde olduğu gibi eczanelerde, demir, kalsiyum, çinko hapı, Omega 3 yağ asidi hapı, yaşlanmayı geciktirici hap, eklem ve kıkırdaklar için hap, sağlıklı saç ve tırnaklar için hap, güçlü beyin fonksiyonları ve konsantrasyon hapı gibi birçok konuda insan metabolizmasını destekleyici haplar satılmaya başlamasıyla insanlar bu hapları kullanmaya başladı. Aslında bu hapların çıkış nedenleri vardı. Şöyle ki, artık sanayileşmiş dünyada 3 ayda büyüyen piliçler 3 haftada büyümeye başlamış, sebze ve meyvelerin yeni, daha görsel fakat eskiyi aratan çeşitleri ortaya çıktığından, içindeki besin değerleri normalin altında kalmıştı. Bu, insanoğluna eskiden yediği bir elmadan aldığı vitaminin yeni durumda ancak bir kilo elmadan ulaşabileceği sorununu da doğurmuş oluyordu. İnsan bünyesine destek gerektiği fikri ile konsantre gıdalar veya yeterli vitaminin sığdırıldığı haplara gereksinimi arttırmıştı. Başka bir neden de büyük şehirlerde yaşıyor; çok çalışıyor, az uyuyor, strese çok fazla maruz kalıyorduk.

Böylece daha fazla çinkoya, kalsiyuma ihtiyaç duyuyorduk. Bu ihtiyaçlarımızı doğal yollarla karşılamamız mümkün gibi görünmüyor, vücudumuza destek gerekiyordu. İşte bu destekleri takviye olarak almak artık çok normal görünmekte. Hep deriz karaciğer dostu enginarı bol bol tüketmek gerekir. Ya enginarı sevmiyorsak? Hemen bir enginar hapıyla çözüm buluyoruz artık. Hadi bir düşünelim, yemek olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Yemek olmadığı anda hayatımızdan çıkacak olan tüm sektörleri size sıralayınca çok şaşıracaksınız. Fatma Teyze pazara gidip pazarcı amcanın Ayşe Kadın Fasulyesini alıp evde pişirmeyecek, yanına bir de pirinç pilavı gider aslında ama o da ne pirinç yok memlekette. Doğal olarak eşi eve geldiğinde büyük bir zevkle sofra kurulup yemekler yenmeyecek. Televizyon karşısında meyve soyulmayacak ya da çiğdem çitletilmeyecek. Fatma Teyzenin yemek yapmak istemediği bir gün ünlü balık restoranına gidilip mum ışığında bir yemek yenmeyecek. Neden? Neden olacak restoran diye bir sektör de yok. Yiyecek içecek yani otel, kafe, çay bahçesi de yok. Hadi içeceklerimize dokunmayalım. Onlar kalsın diyebiliriz. Daha ilginci evde mutfak yok, ekstra bir odamız olacak orası artık hobi odası olarak kullanılabilir. Tencere ve kap kacağa çiçek ekilip bahçeye koyulabilir. Bakkallar, marketler yok artık en kötüsü de dondurma çikolata yok. Daha neler yok neler…

Buzdolabı, fırın, bulaşık makinesi gibi beyaz eşya sektörü de yok. Küçük bir soğutucu ve rengarenk haplarımız var artık. Bu açıdan baktığımızda yemek yapmakla, alışveriş etmekle ya da oturup yemek yemekle geçirdiğimiz zamanımızı farklı aktivitelere ayırabiliriz. Kulağa hoş görünmekte mi dersiniz? Benim fikrim çileğin güzel kokusunu içine çekerek yaptığım bir turta ve ağzımda bıraktığı o enfes tat, bilimin alt edemeyeceği tek sektör. Bir kere yemek yemenin psikolojik bir tarafı da var, karnın doyunca mutlusun. Soğuk bir dondurma, sıcak yaz akşamında seni çok serinleten bir yiyecek. İnsanoğlunun bunlardan vazgeçmesi için önünde çok yıllar var. Olmayacak iş değil. Zaten bilim de bu konularla ilgili araştırmalarını bırakacak gibi değil. Şu var ki… Bu gelişmelerin bana yetişmeyeceğinden ötürü çok mutluyum.