RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 20.07.2017 Perşembe 16:40:00

BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca kanatlı sektörünü değerlendirdi

BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca kanatlı sektörünü değerlendirdi

KONUK: BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca

RÖPORTAJ: Hande Pusat

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Koca, Türkiye’de beyaz et sektörünü değerlendirdi.

Türkiye’de beyaz et sektörünü değerlendiren Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Koca, Türkiye’de protein ihtiyacının önemli bölümünün kanatlı sektörü tarafından karşılandığını ve kişi başına tüketilen etin 23kg’ının beyaz et olduğunu anlattı.

Dünya nüfusu şu anda yaklaşık olarak 7,3 milyar. BM verileri 2050 yılında bu rakamın 9,7 milyara ulaşmasını öngörüyor. 2100'de ise 11,2 milyar insan dünyaya sığmak durumunda kalacak. Kaynakların iyice azaldığı koşullarda gıda güvenliğinin sağlanması ve bu büyük nüfusun sürdürülebilir, sağlıklı ve uygun fiyatlarla beslenebilmesi çok önemli. Tüm bu kriterlere uygun şekilde üretim yapan kanatlı eti sektörü, insanlığın ihtiyacı olan güvenilir protein kaynağına kolayca ulaşmasında etkili bir rol üstleniyor.



Kanatlı sektörü, 600 bin kişiyi istihdam ederek, ortalama 2,4 milyon kişinin geçimini sağlıyor.

Ülkemiz kanatlı eti sektörü, sahip olduğu potansiyel ile dünya oyuncusu olmaya aday bir ülke konumunda. Yoğun istihdam gerçekleştiren ve tarımı destekleyen yapısıyla Türkiye ekonomisine önemli ölçüde katma değer sağlıyor. Kanatlı eti sektöründe, hammadde üreticisi çiftçi, sektörle ilgili esnaf, yem, ilaç-aşı, yan sanayi, nakliye, pazarlama dalları dahil yaklaşık 600 bin kişi çalışıyor. Bu kişilerin ortalama 4 kişilik bir aileye sahip oldukları varsayılırsa; sektörden geçimini sağlayan kişi sayısının yaklaşık 2,4 milyona ulaştığını söyleyebiliriz. 80 milyon nüfusa sahip ülkemizde 2,4 milyon kişinin bir sektörden geçimini sağlaması çok önemli bir gösterge. Sektörün büyümesiyle birlikte sektöre destek veren diğer sektörler, yani ekosistem de büyüyor.

Dünyada en fazla piliç eti üreten ülkeler ABD, Brezilya ve Çin. Türkiye, piliç eti üretiminde dünyada 8. sırada. Üretim 2016 yılında bir önceki yıla göre 8.900 ton geriledi.  Ancak büyük resme bakıldığında Türkiye piliç eti üretiminin 1990-2016 yılları arasında 12 kat, piliç ve hindi üretiminin ise 2000-2016 yılları arasında 3 kat arttığı gözlenebilir.



Pek çok sektörün hayatta kalma mücadelesi verdiği 2015 ve 2016 yıllarında kanatlı et üreticileri olarak yatırım yapmaya devam ederek mevcudu korumaya odaklandı ve bunu da büyük ölçüde başardı. 2017 yılında % 6 oranında bir büyüme öngörülüyor.

Ülkemizde de sağlıklı ve dengeli beslenme için gerekli olan hayvansal protein temininde sıkıntı olduğu kesin. İnsanlarımızın sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için hayvansal protein açığının kapatılması gerekiyor. Bizler sektör olarak halkımızın tavuk etine uygun fiyatla ulaşması konusunda yoğun çaba içerisindeyiz.

OECD 2015 verilerine göre dünyada kişi başı et tüketimi Amerika Birleşik Devletleri’nde 95 kg, Avrupa Birliği’nde 68 kg. Türkiye’de ise 2016 verileri bu rakamın 37,5kg olduğunu ve bunun da 23 kg’ının kanatlı eti olarak tüketildiğini gösteriyor. Türkiye kişi başına et tüketimi dünya ortalamasının altında. Bu durumda Müslüman ülke olmamız nedeniyle domuz eti tüketiminin olmaması en önemli etken. Oysa; gerek kişi başına büyükbaş hayvan eti, gerekse kanatlı eti tüketimimiz dünya ortalamasının üzerinde. Sektör olarak domuz etinden kaynaklanan açığımızı kapatmaya talip olduk ve bunu sağlamak için de her türlü çabayı göstermekteyiz. 2025 yılı projeksiyonunda Türkiye’nin et tüketiminin 48,7 kg’ye çıkacağını öngörüyoruz. Ülke olarak biz yükselişe geçerken dünya et tüketimi ortalaması domuz etine rağmen 43,9 kg ile Türkiye’nin gerisinde kalacaktır.

Ayrıca hindi eti de çok önemli bir protein kaynağı olup, hindi üretiminin, dolayısıyla tüketiminin artırılması konusunda özel çaba ve destekler gerekiyor ve bunun için de çalışmalar sürüyor.



Dünya piliç eti üretiminde 8.sırada yer alan Türkiye, kanatlı eti ticaretinde 5.sırada yer alıyor. Sektör olarak ihracata çok önem veriyoruz.  2016 yılında 66 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülke Irak. Türkiye kanatlı eti ihracatında 2008 yılından itibaren önemli artışlar gösterdi. 2014 yılında Dünya ticaretinde %3,4 lük paya ulaştı. 2000 yılında 6 milyon dolar olan ihracatımız 2014’te tavan yaparak 700 milyona ulaştı. 2015’te yaşanan kuş gribinden sektörümüz olumsuz etkilendi. 2015 ve 2016 yıllarında ihracattaki payımız %2,6 ya düştü. 2016 yılında miktar olarak %6,2 parasal olarak ise % 17,9 azalma yaşandı. Ancak sektör olarak 2017’den umutluyuz, ihracatımızı yüzde 10 arttırmayı hedefliyoruz.

Bu noktada halkımızı sağlıklı ve iyi protein kaynağı beyaz eti güvenle tüketmeye devam etmeye ve çeşitli mecralarda yer alan yanlış ve kirli bilgilere itibar etmemeye davet ediyoruz. Zira sektörümüz hakkında bilimsellikten uzak bilgi kirliliği yaratılıyor.

2005 yılından bu yana da Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu’muz, sektörle ilgili bilimsel temeli olmayan iddialardan dolayı kamuoyunda oluşan yanlış algıların düzeltilmesi, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi hedefi ile çalışmalarını her geçen sene artırarak devam ediyor.

Sektör olarak, modern ve ileri teknolojilerin tamamını uyguluyor, hijyenik ve kaliteli beyaz et üretimini dünya standartlarının da üzerinde bir üretim modeli ile en iyi şekilde başarıyoruz. Maalesef bazı kişi ve kesimler başarılarımızın sırrının bilim olduğunu çözemiyorlar ve işin ehli olmayan konuşmalar yaparak tüketicimizi yanıltıcı bilgilere boğuyorlar. Bu yanlış algı ve bilgilerin düzeltilmesi için en önemli otorite olan Tarım Bakanlığı’mızın müdahaleleri bizim için önemli.

Nisan ayında Antalya’da Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtalarından 33 ülkeden önemli bilim insanı, uzman ve sektör paydaşları olmak üzere toplam 1.500 kişinin katılımı ile 4. Uluslararası Beyaz Et Kongresi düzenlediklerini anlatan Sait Koca, kongre açılışına katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Sayın Mehmet Daniş’in de beyaz et üretimi ve tüketiminin artırılması konusuna dikkat çektiğini ve ilerleyen süreçte sonuç alınacak politikalar olduğunu kaydetti.