RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 25.01.2018 Perşembe 15:10:00

Doğaya dokunan adam

Doğaya dokunan adam

KONUK: Toprak SERGEN

RÖPORTAJ: Çiğdem COŞKUN

Televizyon ekranlarına veda eden bir isim… Toprak Sergen… Belki de birçoğunuzun yaşamak isteyeceği bir hayat seçmiş, doğa ile iç içe, insanlara doğayı-doğruları-güzelliği anlatmaya çalışıyor. Denizin mavisi, doğanın yeşili ve Toprak Sergen üç renk olmuşlar… Artık herkesin cebinde olan internet ile sizlerle iletişimde olan Toprak Sergen ile başka konular konuştuk…

Klasik soruları sormayacağız. Sizi tanıyalım demeyeceğiz, neden televizyona küstünüz demeyeceğiz, bir sonraki dizi projeniz nedir demeyeceğiz. Bunlar internette var, oradan öğrenebilirsiniz. Noktasına, virgülüne dokunmadan, olduğu gibi Toprak Sergen sizlerle…

İstanbul’da televizyon dünyasında yaşarken nasıl bir Toprak vardı, yaşam tarzınızı değiştirdikten sonra nasıl bir Toprak var? Size bu yaşam değişikliği ne kattı?

tarzımı değiştirmedim ki ben hiç Aslında hep böyle yaşadım ve yaşıyorum. Sıklıkla o dönemde de söylüyordum. Ben zaman zaman, bazen de çoğu zaman serseri gezginlik hakkımı kullanıyorum. Dolayısıyla pek diyeceğim şey yok aslında Size bu yaşam değişikliği ne kattı? Bunun içinde tabi tango hayatıma girdi, Yeni Adet sisteme girdi, tabii ki ToprakSergen.tv girdi. Bunların hepsi bütünsel yapının birer birer üstüne eklenen güzellikler bence.

Dalyanda uluslararası sertifikalı organik çiftlik sistemi yürütüyorsunuz. Neden böyle bir işe girme gereği duydunuz?

Bu da başlı başına en az 10 dakika konuşulması gereken bir konu. Ama kısaca şunu söyleyeyim; uluslararası sertifika şu demek, bizim sistemimiz Almanya'daki bir laboratuvar tarafından denetleniyor ve ürünlerimiz tamamen uluslararası sisteme açık hale geliyor. Gerçekten hani biz de konuşulan ‘-Bu organik mi? -Tabi abla. -Nasıl organik? –Bahçeden.’ organik demek değil işte. Bırak onu, en azından bir Türk sertifikan olması gerekiyor. Ama tabii kimse bunları yapmıyor. Sonuç, sertifika önemli. Herkes de organik hayattaki organik ürünlere bakarken, -bu çok çok önemli- sertifikasını sorsunlar. İşte biz onu yürütmeye çalışıyoruz ve Yeditepe Üniversitesi’yle, hem Akdeniz Üniversitesi’yle, hem Tema’yla, hem Greenpeace’le, hem Çevko’yla bağ lantılı biri için bu anlamda bir model, modern organik çiftlik ve aynı zamanda üstüne de turizm modu da entegre olmuş bir sistem. Çünkü Türkiye'de hiç yok. Keşke olsa diye bakıyoruz, ben de olabilmesi için elimden geleni yapıyorum. Güzel bir şey oldu, yeni adet sistemi. Eski köye yeni adet getirdik.

Organik ülkemizde ne durumda? Size göre yayılması için neler yapmak gerekiyor

Yayılması için… Önce doğru algılanması sağlansın da, sonra yayılır. Bizim Dalyan’daki yaşam alanına insanlar geldiğinde, bütün bunları görür hale geliyorlar. Çünkü böyle ‘Ben Ege’ye gideyim de, domates de ekerim’ böyle bir şey değil, çok daha girift bir şey. Doğayı da sevdiğin anda, zaten doğa her zaman sana açık. Çok güzel anlar ve bunun üzerine turizm dokusu da dokunulmuş anlar ve insanların bu anları görmelerini sağlayabilirsin, bu harika bir şey bence.

İnsanlar organik konusunda çok fazla kandırılıyor. Siz nelere şahit oldunuz?

Bir tanesi çok iyiydi. Zekeriyaköy yolunda bir yerde, bir arkadaşım anlattı. Durdurmuşlar arabayı organik diye,’- Bu organik mi? -İşte bu organik falan’. Sonradan anlaşılıyor ki, arkadaş halden indirmiş karpuzu, orada organik diye millete satıyor.

Organik ve doğal yaşam için verdiğiniz mücadeleyi daha da çok insana tanıtabilmek için televizyonun da kullanılması faydalı olmaz mı?

Hayır Şu yüzden hayır, hayır gelmiyor çünkü. Televizyon sisteminin hemen hemen %90-95’lik bir bölümü ne yazık ki senin görüşlerine hiçbir şekilde itibar etmiyor, ciddiye almıyor ve ilgilenmiyor. Çünkü çok daha başka bir modda, gerçekten öyle. O yüzden de gerçekleri ve doğruları doğru kanallardan göstermek, tarafsız kanallardan göstermek en doğrusu. Burada da zaten internetin DEV bir ana kütle olduğunu adım gibi biliyorum, o yüzden de gurur duyuyorum. Facebook, Twitter gibi sosyal medya hesapları, bizim yayınlar, ToprakSergen.tv, buradan 1,5 milyon kişi zaten takip ediyor. Televizyonda kaç kişi izliyor, neye göre izliyor? O programların hangileri doğru da, gerçekten o lezzet veriliyor da, o çıkıyor ortaya? Benim televizyon yapmayış sebeplerim bunlar zaten, ne bileyim televizyonda bence faydalı olmaz, bilemedim yani.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorsunuz. Katılacağınız etkinlik veya grupları neye göre belirliyorsunuz? Önceliğiniz sağlık sorunları mı, doğa mı, beslenme mi?

Evet bolca. Öncelik şu ben de, biz de bir aile geleneği vardır. Eğer para karşılığı üç tane iş yapıyorsanız, bir tane de para karşılığı olmadan bir şey yap insanlara, ben hep bunu sürdürmeye çalışıyorum. Hepsi aynı öncelikte. Sağlık mı, doğa mı, engelsiz kardeşlerimiz mi, bir şeye dikkat çekmek mi, her şey olabilir. Gerçek ise, bilimsel ise, doğaya dokunuyorsa, altında bir çapanoğlu yoksa, elimden geldiğince tabi ki çorbada benim de keşke tuzum bulunabilse.

Hersey.tv.tr fikri nasıl ortaya çıktı? İçeriği ve kullanıcıları hakkında bilgi verir misiniz?

İşte bu televizyon dünyasının sürekli olarak geri geri gittiğini çok net bir biçimde görmek ve internetin ise çok dev bir yayılışla hareket ediyor olacağını görmek. ToprakSergen.tv, bir öncesi DogaSeniCagiriyor.tv’ydi. Yedi yıl oldu başlayalı ve bu sadece bizim kendi özelimizdeki öykü. Hepimiz biliyoruz, dünya üzerindeki bilgi her yıl doubleup olduğuna göre, 2x2=4, en basit hesabıyla böyle görünen bir şeyin, alt tarafındaki o müthiş pozitif ve herkesin her şeyi görebileceği şekilde ilerlemesi zaten başlı başına harikulade bir özgürlük duygusu. Dolayısıyla hersey. tv.tr’de de sen istediğin şeyleri yayınlayabiliyorsun, ki internet enerjisine göre bizde bir şey 1 dakikadan fazla değildir. Çok hızlı, pulsar gibi olman gerekiyor. Zaten o yüzden günde bir 14-15 yayınları bulduğumuz oluyor. Herkes, her şeyi, her zaman görmeli ve en doğrusunu, en güzel şekilde görmeli. Hersey.tv.tr de şu demek bu arada, televizyonda göremeyeceğin, Türk kafası her şey. Hersey.tv.tr, yeni adıyla da ToprakSergen.tv oldu artık. Bir yandan da daha düz oldu.

Sitenizde yer alan yemek tariflerinin çekimlerini ekibiniz mi yapıyor? Yemekleri neye göre belirliyorsunuz?

Orada bir dolu kategori var. Ekipten bir arkadaşımızın, kendi editörlerimizden, aynı zamanda kaptanlarımızdan bir arkadaş, kendi çektiği yemek sistemleri de var. Ama internet üstünde doğru ve güzel ve keyifli olanlar da var. Zaten ben de sürekli bir yerleri dolaşıp, hareket edip, böyle 1800 civarında bölüm çekmiştim, onlar da var. Yani insan, yaşantı, ilginç, değişik, hepsinin olduğu kısa kısa küçük küçük eğlenceli puzzle parçacıkları diyelim ona.

Bundan sonra Toprak Sergen’den ne gibi yenilikler göreceğiz? Planlarınızda neler var?

Gelecekle ilgili konuşmaktan hoşlanmıyorum, bir şey olduktan sonra konuşmayı seviyorum ama tam şu arada mesela artık küçük prens var. İvit Küçük prensi baştan sona, bütün 21 ayrı tipi 21 ayrı sesle okumayı da başardım. Evet, o benim evrenle olan bir diyaloğumdu. Zaten bizim yayınları izleyenler içinde sürekli parçaları ve bütünleri görüyorlardır.

Birçok firma doğada karbon ayak izini azaltma çalışmaları yapıyor. Bu konu ile ilgili çalışmalarınız var mı?

WWF'le de bağlantılıyız. Doğal olarak bütün bu dışsal ya da içinde bulunduğumuz bu dünyanın algıladığı sözcüklerle var olan durumun haricinde, biz zaten uluslararası organik sertifikalı organik bir çiftliğiyiz. Zaten oradaki kuralların hepsi, yani pestisit kullanamazsın, doğaya zarar veremezsin, etrafında doğaya zarar verecek herhangi bir şey barındıramazsın, falan falan bir dolu bir şeyin zaten tam anlamıyla içindeyiz. Ve benim adım zaten Toprak yani. Dedem Ziraat Fakültesi Dekanı’ydı, 1972 Tübitak ödülü sahibi. İsmimin veriliş sebeplerinden bir tanesi de o. Dolayısıyla ben zaten doğanın çok içindeyim. Elimden geldiğince, maksimum dozda hareket ettiğimi düşünüyorum.

Spor ve sağlıklı beslenme ne zamandır hayatınızda? Şu anda spor ve sağlıklı beslenme konusunda neler yapıyorsunuz?

Mesela 9 yıldır spor yapıyorum. Tabi ki doğal olarak sağlıklı beslenme ona entegre olmuş durumda. 11 yıldır Hacettepe Üniversitesi Dekanı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı aynı zamanda ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Baş- kanı ile bütün Türkiye'de dolaştığımız bir şey yaptık. Dolayısıyla sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama, bütün bunlar tamamen entegre olmuş durumda. Zaten pek çok ilaç markası ya da hastanenin ya sesiyim ya eventlerini sunuyorum. Tamamen olayın içindeyim. Spor olarak, eğer İstanbul’daysam haftada altı gün gurur duyduğumuz bujinimizde fight club'da antrenmana devam, temel disiplinim benim muay thai. Sekiz yıldır onu yapıyorum. Ama önemli olan antrenman yapmak ve düzenli yapmak diye düşünüyorum.

En sevdiğiniz yemek ve asla yemem dediğiniz yiyecek nedir?

İkisi de yok.

Siz yemek yapar mısınız? Bu konuda iddialı mısınız? Hiç sağlıksız kaçamaklarınız var mı?

Hayır, yemek yapmam, iddialı değilim. Sağlıksız kaçamaklarım olmaz mı Ben ilgilenmiyorum yemek yapmakla ya da zaman olmadığını düşünüyorum ya da ona zaman ayırmıyorum. Bu konuda da hiçbir iddiam yok. Sadece balığı çok güzel yaparım, o da bazı balıkları, denk gelirse. Sağlıksız kaçamaklarım var, bir dolu harikulade yiyecek var ortalıkta. Ben onu yeme, bunu yeme, hiçbir şeyi yeme modelinin çok stres yaratıcı bir şey olduğunu düşünüyorum. Gerçekten düzenli spor yapıp ve kendini her seferinde bir adım öteye taşıyacak modda antrenman yapan herkesin, zaten kendi kendine sağlıklı beslenme moduna gireceğinden adım gibi eminim. Çünkü o insanlar bunu yapıyorlar, dolayısıyla bence sağlıklı beslenmenin en az, en az bile değil çok daha fazla önemlisi spor yapmak. Herkes sağlıklı beslenmeyi çok konuşuyor ama zaten çok konuşuyoruz, standartlığımız bu bizim. Ama spor yapan neredeyse kimse yok.

Son olarak Food Time Dergisi okuyucuları ve GidaGundemi.com takipçilerine neler söylemek istersiniz?

İşte bunu galiba. Bunu sporla ayrı tutmak bence imkansız bir şey. İnsanlar mutlaka spor yapsınlar. Sonra istediklerini yiyebilecek noktaya geliyorlar. Bana göre, en azından ben öyle uyguluyorum. Herkesi sevgiyle selamlarım. Çok teşekkür ederim söyleşi için, umarım harikulade bir şey olacak.