RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 13.04.2018 Cuma 17:25:00

Fıstığın en lezzetli hali

Fıstığın en lezzetli hali

KONUK: Nilüfer-İlyas ÖZYILDIRIM

RÖPORTAJ: Özlem İnci SESÜREN

Başarılı iki kardeş, Nilüfer Hanım ve İlyas Bey, daha önce çalıştıkları kurumsal şirketlerden ani bir kararla ayrıldılar ve bir marka arayışı içine girdiler. Aradıkları markayı bulmuş olacaklar ki, Fıstıkzade markasının Master Franchise’ını alarak Ataşehir’de bir buçuk yıldır kendi işlerini yapıyorlar.

Hikayenizi çok merak ediyoruz. İşlerinizden neden ayrıldınız ve neden Fıstıkzade’yi seçtiniz?

İlyas Bey:
Ben 15 yıl kurumsal alanda çalıştıktan sonra istifa ettim ve gıda sektörüyle bir bağ kurarak kendi işimizi kurmak adına bir arayışa girdim. Çok firmayla görüştük fakat kanımız bizi Antep’e çekti. Biz Antepliyiz ve fanatik Anteplileriz. Kendi yöremizle alakalı bir çalışma yapmak bizi daha çok cezbetti. Baklava bizim için önemli bir ürün. Hem geleneksel, hem lezzetli, hem de çok keyifli. Gıda alanını seçmiştik ama ne yapacağımıza karar vermemiştik. Gaziantep’ten Franchise vererek dışarı açılma hayali olan bir firmayla karşılaştık, Fıstıkzade. Gaziantep’te çok büyük markalar, çok kıymetli işletmelerimiz vardır. Fakat genel olarak yerel kalmayı tercih ediyorlar. Fıstıkzade’nin ise böyle bir vizyonu vardı. Franchise vererek büyümeyi hedefleyen ilk Antep markası olma hayali vardı. Hem beklentilerimiz, damak tadımız, hem de markanın beklentileri ve vizyonumuz örtüştüğü için Fıstıkzade ile yola başlama kararı aldık. Bizim için lezzetli bir başlangıç oldu.

Franchise verirken çok seçici olduğunuzu görüyoruz. Bu noktada nelere dikkat ediyorsunuz?

Nilüfer Hanım:
Aslında Franchise verirken seçici olmamızın sebebi İlyas Bey’in de anlattığı gibi bu markanın yöresel, geleneksel ve çok kıymetli ürünlerinin olması. Kendimizi konumlandırırken, alışılagelen baklava markalarından farklı bir noktada olmak istedik. Siz buraya geldiğinizde kahve içebilir, yöresel bir Antep kahvaltısı yapabilir, katmer yiyebilir ya da çeşitli tatlılara ulaşabilirsiniz. İster burada oturarak tüketebilir, ister evinize paket olarak götürebilirsiniz. Dolayısıyla biz burada baklava cafe konsepti yaratmak istedik. Bu imajı ve bu çizgiyi koruyacak, bu düzende devam edebilecek Franchise’larımızın olmasına da bu nedenle özen gösteriyoruz.

Yatırımcılarınız neden Fıstıkzade’den Franchise alsınlar?

İlyas Bey:
Daha tatlı bir iş yok çünkü. Daha lezzetli bir Franchise ürünü yok. Baklava dünya çapında bir ürün. Baklavayı bilmeyen yok. Kültürümüze çok güzel yerleşmiş, geleneksel bir ürün. Biz bunu güzel bir harmanla Nilüfer Hanım’ın da söylediği gibi bir konseptte baklava cafeyi yarattık. Bir kere ürün hiçbir katkı malzemesi kullanmadan tamamen geleneksel yöntemlerle yapılan, en kaliteli malzemeler seçilerek yapılan bir ürün. Dolayısıyla Türkiye’de en iyi diyebileceğim kadar iddialı olduğumuz bir ürün. Satacağımız ürüne güvenmek benim için çok önemlidir. Kendim yemediğim, sevmediğim şeyi müşteriye satmak veya tavsiye etmek gibi bir becerim yoktur. Ürün iyi olursa satışı kolay olur. İkinci kısmı da Fıstıkzade yeni büyüyen, yeni gelişen, bundan birkaç sene sonra çok daha farklı yerlerde görülecek bir marka. İstanbul’da ilk mağazayı açalı daha 19 ay oldu. Şu anda İstanbul’da 5, Türkiye’de 15 şubesi var. Franchise konusunda neredeyse hiçbir markanın 2 sene içerisinde ulaşamadığı rakamlara ulaştı. Bir iddiamız var, orijinal Gaziantep baklavası diyoruz. Çünkü ürünler günlük olarak Gaziantep’ten tüm Türkiye’ye sevk ediliyor. Hikayesi olan, ürünü çok iddialı, kaliteli, müşterilerine iyi hizmet etme vaadi olan keyifli bir ortam burası. Bundan dolayı Fıstıkzade’den Franchise alsınlar.

Üretimin Gaziantep’te olduğunu söylediniz. Neden İstanbul’da değil?

İlyas Bey:
Biz orijinal Gaziantep baklavası satıyoruz. Orijinal laf olsun diye oraya konmuş bir takı değil. Baklava şu anda Avrupa Birliği patentine sahip bir ürün. Avrupa Birliği bu patentin özelliğini şöyle tanımlar; bir ürün eğer o yöreyle adlandırılacaksa o yörede imal edilmeli, o yörenin etrafından elde edilen hammadde ile yapılan bir ürün olmalı. Orijinal Gaziantep Baklavası ifadesini kullanabilmeniz için bir kere imalatın Gaziantep’te olma şartı var. İstanbul’da böyle çok marka var. Hukuken Gaziantep baklavacısı yazma hakları yok. Bu bir gerçek. Avrupa Birliği’ne veya hukuki anlamda bir sürece başvuracak olursak Gaziantep takısını çıkarmak ve baklavacı ekini kullanmak durumundalar. Ürünün orijinalliğini, kalitesini korumak ve hikayeyi devamlı hale getirmek için imalatı Gaziantep’te tutma hedefiyle yola çıktık. Bir de eski ustaların, büyüklerimizin söylediği bir şey var; havasıyla suyuyla bile bazı şeyler değişiyor. En iyi malzemeyi seçip buraya getirseniz bile, içine karışan sudan, havadan oradaki lezzeti bulmadığını söylerler.

Her gün İstanbul’a sevkiyat yapılması, çok emek verilen ciddi bir organizasyon demek. Bu süreci aksatmadan nasıl yönetiyorsunuz?

Nilüfer Hanım: Tabii ki kolay olmuyor ama keyifli oluyor. Aslında keyif aldığınız zaman her şeyi yapabilir hale geliyorsunuz. Bugün Trabzon’daki tüketicinin de günlük olarak Gaziantep baklavası yiyor olması çok güzel bir durum. Adana, Antalya ya da İstanbul’da da ürünlere kolay ulaşabiliyor olmanız bizi bu işi yapmaya ve bunun için çalışmaya motive eden en önemli ayrıntı. Kendi araçlarımız, dağıtım kanallarımız var. Bir aracımız gelip ürünleri bırakırken, diğer aracımız dönüyor oluyor. Bu şekilde her gün düzenli olarak sürdürüyoruz. Zor ama imkansız değil.

İlyas Bey: Baklavanın imalat süreci çok erken saatte başlar. Çünkü serin havada çalışılması gerekir ve ürünün taze, günlük olarak mağazaya gitmesi gerekir. Sadece İstanbul’a günlük göndermiyoruz. Türkiye’nin bir ucu Van’da, diğer ucu İzmir’de, yukarıda Trabzon’da, aşağıda Antalya’da, Türkiye’nin dört bir köşesinde şube ağımız var. Tüm Türkiye’ye günlük gönderim yapıyoruz. Sabah başlayan imalat öğlene doğru tamamlanıyor. Ürün soğuma sürecine giriyor. Ambalajlama, paketleme işleminden sonra Nilüfer Hanım’ın söylediği gibi araca yüklenip yola çıkıyor. Herkes bize ürünlerin nasıl geldiğini soruyor. Zor geliyor, kolay bir süreç değil, ama seviyoruz ve işin bence orijinalliği, hikayesi bu. Her yerde baklava var, herkes baklava yapıyor. Ama bizim iddiamız, yola çıktığımız ve ayrıştığımız nokta; biz Gaziantep baklavacısıyız ve günlük olarak bu işi yapmayı seviyoruz.

Şimdi tüketicilerin çok merak ettiği bir soru soracağım, kaliteli hammadde kullanıyorsunuz, glikoz şurubu kullanmıyorsunuz. Bu durum fiyat açısından tüketicilere nasıl yansıyor?

Nilüfer Hanım:
Aslında fiyatlandırma olarak diğer markalarla çok da ayrıştırabileceğimizi söyleyemeyiz. Biz burada işin hakkını verebilmek için kendi payımıza düşenden kısmayı tercih ettik. Çünkü bizler için herhangi bir kimyasal ürünün ya da glikoz früktoz şurubunun ürettiğimiz herhangi bir üründe kullanılması kabul edilebilir bir durum değil. Fıstığın bile en iyisini seçmeye özen gösteriyoruz. Kimyasallarla hiç işimiz olmuyor. Tüketmeyeceğimiz hiçbir yiyeceği kimseye sunmama çabasındayız. Dolayısıyla da evet belki üretim olarak maliyetlerimiz biraz daha yüksek ama fiyat bandında diğerlerinden çok da ayrışmıyoruz.

İlyas Bey: Gaziantep’te Baklavacılar Odası’nın baklava için belirlediği fiyatlar vardır. Baklava gerçekten önemli bir ürün ve yanlış kullanılması istenmediği için zamanında böyle bir kuruluşla yola çıkılmış. Gaziantep’teki fiyatları Oda belirler. A sınıfı imalat yapıyorsanız bunun fiyatı bellidir. İstanbul’da biraz daha serbest piyasa ekonomisi geçerli. Bizim ürünümüz buradaki üründen daha kaliteli bir ürün ve bunun bir lojistik maliyeti var. Tabii ki bu tüketiciyi ilgilendirmez ama kalite olarak şu anda istediğiniz baklavacıyı gezin, birçok üründe fiyatımız onlarla aynı. Sadece bazı ürünlerde fark olabilir, ama fiyatı yukarıda derken de bir uçurum yok. Aslında oradaki amacımız ürünü yüksek fiyatlandırmak değil. Ürünün maliyeti gerçekten o olduğu için böyle bir fiyat politikası belirledik. Mesela dolama dediğimiz bir ürün var. Tek kat yufkanın arasına sarılan 600 gram fıstıkla yapılıyor. Kullandığımız fıstığın ortalama fiyatı 100 lira civarında. 600 gram fıstık kullanıldığında ortaya çıkan bu miktar sadece fıstık maliyeti. Yağı, işçiliği, transferi hiç saymıyorsunuz. Biz ürünü kalitesine göre fiyatlandırıyoruz. İstanbul’daki en iyi, en yaygın markalardan fiyat alın, bizim fiyatlarımızla aynı. Biz Müslüman mahallesinde salyangoz satma derdinde değiliz. Biz iyi, kaliteli, doğal ürünü piyasa şartlarıyla müşteriye sunma iddiasıyla ilerliyoruz.