RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 05.12.2017 Salı 15:35:00

Geleceğin mutfağında da İnoksan var

Geleceğin mutfağında da İnoksan var

KONUK: İnoksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emre Varlık

RÖPORTAJ: Hande Pusat

Ar-Ge çalışmalarına verdiği önem ve geniş satış ağıyla endüstriyel mutfak sektörünün öncüsü konumunda olan İnoksan’ın yatırım planlarını Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emre Varlık ile konuştuk.

İnoksan, endüstriyel mutfak denilince akla ilk gelen marka olarak pek çok otel-restoranda yer alıyor. Horeca sektöründe bu kadar çok tercih edilmesinin sebebi nedir? Müşterilerinize ne vaat ediyorsunuz

İnoksan, 1980 yılında kurulmuş bir firma. Bu sene 37. yılımızı kutladık. İnoksan’ın tercih edilmesinin en büyük sebeplerinden birisi sektöründe lider ve öncü olması. Bu da endüstriyel mutfak sektöründe her zaman ilkleri yapan, ilkleri başaran, ilk bulaşık makinası, ilk fırın üretimi gibi devamlı ilklere imza atmış bir firma olmasından kaynaklanıyor. İşimiz taahhüt diyoruz, taahhüt demek söz vermek demek. Müşterilerimize doğru çözümler sunduğumuz ve projeleri zamanında teslim ettiğimiz için de tercih sebebi olduğumuzu düşünüyoruz.



Horeca sektöründe endüstriyel mutfağın rolü büyük önem taşıyor. Bir mutfağın projelendirme aşamasının olmazsa olmazı nedir?

Öncelikle ihtiyacı tam tespit edebilmek önemli. Biz projeyi çizmeden önce satın alma müdürleri ve aşçılarımızla toplantılar yapıyoruz. İhtiyaca göre çözüm önerileri sunuyoruz ve 37 yıldır ciddi bir mimar kadrosuyla çalışıyoruz.

İnoksan aynı zamanda bir dünya markası. Endüstriyel mutfak alanında sektörel talepler açısından farklılıklar oluyor mu?

İnoksan’ın doğuş yeri Türkiye olduğu için Türk mutfağının öncelikli olması bizim için ana kriter. Ama şu anda 72 ülkeye ihracat yaptığımız için çeşitli mutfakların farklı ihtiyaçlarını da karşılamak durumundayız. Amerika’dan Çin’e kadar 72 ülkede çalıştığınız zaman her kültürün her mutfağın farklı talepleri olabiliyor. Mümkün olduğunca bunu Ar-Ge’mizle birlikte çözüp destek sağlıyoruz. Her türlü çözüm önerisi sunabiliyoruz.



İnoksan aynı zamanda bir Japon firmasıyla iş birliği yaptı. Bu alandaki tecrübelerinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Onların adına bir süre üretim yaptık, diğer firmalarda olduğu gibi üretim devam ediyor. Aynı zamanda İtalya ve İspanya’da var. Dönem içerisinde çeşitli firmalarla iş birliği yaparak, onların markasıyla onların adına üretim yapıp ihracata sevk edebiliyoruz.

Müşterilerinizle olan ilişkilerinizin çok uzun ömürlü olduğunu görüyoruz. Bu sürekliliği sağlamak için neler yapıyorsunuz?

Müşteri memnuniyeti en büyük kriterimiz. Müşterimize çözüm önerileri sunup yardımcı olabiliyorsak ve işlerini kolaylaştırabiliyorsak, bu İnoksan için tercih sebebi oluyor. Müşteri ilişkileri, projeyi teslim ettikten sonra bitmiyor kesinlikle. Çünkü servis süreci var. İş geliştirme anlamında da tamamladığımız mutfakları kontrol ediyoruz, aşçılarımıza yeni bir ihtiyaç olup olmadığını soruyoruz. Özel bir talepleri varsa, çalışma alanlarını rahatlatabilmek adına cihazlarımıza uyguluyoruz. Müşterilerimizin yeni ihtiyaç ve taleplerini sunabilmek adına satış bölümümüz belirli periyotlarla müşteri ziyaretleri yapıyor.

Sadece mutfak projelerine mi yöneliyorsunuz, yoksa anahtar teslim otel ve restoran projelerinde de yer alıyor musunuz?

İnoksmed ve İnoksdesign diye 2 ayrı markamız da var. Paslanmaz cihazlarda aklınıza gelen her şeyi üretiyoruz. Bursa’da büyük bir firmanın otomotiv yan sanayiinde paslanmaz parça da üretiyoruz. Ameliyathane masaları üretiyoruz, çamaşırhane sistemleri kuruyoruz. Otellerde mobilya kısmına girmiyoruz ama yardımcı malzeme dediğimiz tabak, çanak, kap kacak olmak üzere çamaşırhanesini, mutfağını ve servis arabalarına hatta açık büfelerine kadar mutfaklarını tamamlayıp teslim edebiliyoruz.

Endüstriyel mutfak sektörünün en tecrübeli isimlerinden olarak, sektörü değerlendirebilir misiniz? Rekabet, pazar hacmini nasıl etkiliyor?

Rekabet oldukça yoğun çünkü yabancı markalar da artık Türkiye’de yerleşik haldeler, kendi genel müdürlükleri var ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Ticaret Odası’nda kayıtlı 650 tane endüstriyel mutfak üreticisi bulunuyor. Aslında önü açık bir pazar var, çünkü müşteri portföyümüz yeterince bilinçlenmiş değil. Hala ev tipi mutfak kullanan kafelerimiz, kahvehanelerimiz var. Kullanılan cihazlar ciddi sarfiyata neden oluyor. Örneğin, tezgah altı bulaşık makinemiz yıkama programını 3 dakikada tamamlayabiliyor. Ev tipi bir makinenin yıkama süresi 40 dakikayı bulur. Harcadığınız su, enerji ve zaman çok kısa sürede cihazın kendini amorti etmesini sağlıyor. Bu konuda tüketicileri ve kullanıcıları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Ürünlerimizin özelliklerini, nasıl hızlı pişirdiğini ve az elektrik harcadığını anlatıyoruz. Doğaya ve dünyaya tasarruf açısından bir faydamız olması adına müşterilerimizi bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Yaşam sürdükçe insanlar hayatını devam ettirmek için yiyecek içecek, bunun için de mutfak her zaman var olacak. İhracatta pazarları büyütmek adına her sene yeni bir ülke seçiyoruz ve o ülkelerde çalışmalar yapıyoruz.



Müşteri talepleri günümüzde nasıl şekilleniyor? 20 yıl öncesinden bu yana endüstriyel mutfak tercihleri nasıl değişti?

Tabii ki her konuda olduğu gibi mutfak da ihtisaslaştı. Gastronomi ve aşçılık okulları açıldı. İnsanların ciddi anlamda eğitim alması bizim için de çok büyük bir artı. Kendimizi ifade ederken daha az yoruluyoruz. Kendini programlayabilen, pişirdikten sonra yıkayabilen özel teknolojik ürünler üretmeye başladık. Bu ürünlerin hepsi müşterilerin talepleri doğrultusunda gelişiyor. Teknolojik gelişmeleri takip edip yakalamak adına Ar-Ge ekibimizle beraber çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

Mutfağın asıl kullanıcıları olan aşçıları ve değişen jenerasyonu daha iyi anlamak ve isteklerine daha iyi cevap verebilmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Gastronomi ve aşçılık okullarıyla iş birliklerimiz devam ediyor, sosyal sorumluluk projelerimiz var. Bursa Showroom’da akademi-mutfak atölyemiz var. Bu akademi mutfakta kız öğrencilere eğitimler verdik. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sertifikalar organize ettik. Cezaevinde eğitimler verdik. Danışman aşçılarımız 15 gün süreyle cezaevindeki mahkumlara eğitim verdiler ve eğitim sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Yamak Sertifikası verildi. Mahkum arkadaşlarımızın cezası bitip çıktıklarında, yamaklık belgesiyle herhangi bir restoran veya otelde kolaylıkla iş sahibi olabilecekler. Kız yurdundaki kardeşlerimizle de aynı eğitimi gerçekleştirdik. Sevgi Evi dediğimiz, eski adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu’nda da organize ettik. Hem, sektöre yeni aşçılar, mutfağı seven insanlar kazandırmak adına, hem de sosyal sorumluluk projesi adı altında halen devam eden eğitimlerimiz var. Aşçı dernek ve federasyonlarıyla iş birliği içindeyiz. Endüstriyel mutfak fuarlarında her zaman bir aşçılık yarışması düzenlenir. Aşçılarımıza destek olmak adına yarışmalara sponsor olmaya özen gösteriyoruz. İlk müşterimiz aşçılar ve kolay iletişim kurabildiğimiz insanlar oldukları için çeşitli organizasyonlar yapıyoruz ve mümkün olduğu kadar sık birlikte olmaya çalışıyoruz.

Sadece gıda alanında değil, farklı kurum ve kuruluşlara da hizmet veriyorsunuz. İnoksan hangi sektörlere daha fazla hizmet veriyor?

Turizm sektörü diyebiliriz tabii ki. Çünkü Türkiye bir turizm ülkesi, 3 tarafı denizlerle çevrili. Özellikle Akdeniz Bölgesi’nde ciddi otel yatırımları var. Ege kıyıları keza öyle. Asıl ağırlığımız turizm ama üniversite mutfağından tutun da hastaneye, cezaevi, okul, fabrika mutfaklarına kadar çok geniş bir yelpazede üretim alanımız mevcut.

Türkiye ve yurt dışındaki satış ağınız nasıl genişliyor? Hangi bölgeleri hedefliyorsunuz?

İnoksan olarak, Türkiye’de Dış Ticaret Müsteşarlığı’mızın desteklediği 260 firma arasından, özel eğitimlerden geçerek seçilmiş, Turquality kapsamına girmiş bir firmayız. Turquality destekleriyle; Amerika, Rusya ve Suudi Arabistan olmak üzere 3 hedef pazar belirledik. 3 ayrı bölgeye de özel önem veriyoruz ve yoğun fuar çalışmaları yürütüyoruz. Olmadığımız her ülkeye ulaşmak istiyoruz. Tüm dünyada Turquality’nin ve devletimizin de destekleriyle, Türk markasının global bir marka olması için çalışıyoruz. Yeni pazarlar her zaman hedefimizde. Programlı bir şekilde her yıl 1 ile 5 arasında ülke seçip o ülkede yapılanma ve showroom oluşturma adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Teknoloji gelişiyor; sürücüsüz arabalardan, robotik mutfaklardan bahsediliyor. Sizin öngörünüze göre geleceğin mutfağında neler olacak?

Aslında gelecek geldi bile. Buna döner kesme robotumuzu örnek verebilirim. Ustası olmadan etin piştiğini anlayıp, eti otomatik kesen robotlarımızı dünyanın dört bir yanına satıyoruz. İnosmart dediğimiz akıllı fırınlarımız var. Pişirme işlemini kendi kendine tamamladıktan sonra, yıkamasını otomatik yapıp temiz bir şekilde bir sonraki gün servis için hazır olan, uzaktan erişim ile programlayabildiğiniz, ısısını ayarlayabildiğiniz akıllı fırınlarımız gündemde. Teknolojiyi takip ediyoruz, yakalamaya çalışıyoruz. Bütün yenilikleri cihazlarımızda uygulamaya özen gösteriyoruz.

Son olarak Food Time Dergisi ve Gidagundemi.com sitesi takipçilerine neler söylemek istersiniz?

Bizim de işimizin temeli iletişim. Öncelikle müşteriyle iletişim kuruyoruz, temel ihtiyaçlarını anlıyoruz. İhtiyaçlarına göre çözüm önerileri sunuyoruz. Bu anlamda da Food Time Dergisi’ni tebrik ederim. İletişimi bizler için kolaylaştırıyorsunuz. Müşterilerle, üreticilerle, gıda üreticileriyle bir platformda buluşturabiliyorsunuz, bu iletişimde çok büyük rolünüz var. Sektör adına öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Food Time Dergisi’ni fuarlarda da takip ediyoruz. Önümüzde bir Franchise fuarı var. Orada da beraber olacağız inşallah. Bu tarz araçlarla iletişimi hızlandırarak, çok daha kolay şekilde daha başarılı işler çıkaracağımıza inanıyorum.

Etiketler inoksan, emre varlık,