RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 07.06.2018 Perşembe 11:20:00

Kent bahçeciliğine ilgi artıyor

Kent bahçeciliğine ilgi artıyor

KONUK: Müge Gültekin

RÖPORTAJ: Hande PUSAT

Tarımın sadece kırsal hayatta değil, kentlerde de yapılabileceğini hepimize hatırlatan Osmanlı Bahçesi’nin Genel Müdürü Müge Gültekin’le Yerel Zincirler Buluşuyor 2018’de bir araya geldik.

Kent bahçeciliğinin gelişmesi ve yaygınlaşması için neler yapıyorsunuz?

İstanbul’da Çamlıca’da 10 yıl boyunca peyzaj proje ve uygulama hizmeti verdiğimiz fidanlık ve seramızda amatör bahçeciliğe olan ilginin dünyada ve Türkiye’de hızla yükselmekte olduğuna şahit olduk. Büyükşehirlerde insanların yerli ve güvenilir tohuma, organik gübreye ve organik tarıma ilgi duyduklarını ve ulaşmakta da güçlük çektiğini tespit ettik.

2013 yılında Kaş’ın Ahatlı köyüne yerleştik. Köyümüze yerleştikten sonra, Kırsal kalkınma, iyi tarım uygulamaları,  ekolojik yaşam ve yerli tohum konularına yoğunlaştık. Şehirlerde amatör bahçeciliğin gelişmesi, yaygınlaşması için çalışıyoruz. Bu amaçla seçtiğimiz 26 çeşit yerli tohumu, organik solucan gübresi ile birlikte bir set haline getirdik.  Ürünümüz evde kendi sebzesini organik yetiştirmek isteyen amatörler için hazırlanmıştır. Sebze yetiştirme setimizin içinde yerli tohum ve ekimde kullanmaları için bir saksıya ya da 1 m2 alana yetecek miktarda organik solucan gübresi var. Ürünlerimiz 23 Nisan’da  Migros mağazalarında, Macro Centerlar’da şehirli amatör üreticilerle buluşacak.

Öne çıkan ve yaygın olarak tercih edilen ürünleriniz nelerdir?

Mutfakta sürekli kullanılan ve 12 ay ekilebilen, kolaylıkla evde saksıda yetişen maydanoz, dereotu, roka, fesleğen, reyhan, kekik  gibi ürünler en çok satılan ürünlerimiz arasında yer alıyor.

Ürün çeşitliliğinize yeni tohumlar eklenecek mi?

Önümüzdeki sene için aromatik-tıbbi bitkiler ve baharat grubu hazırlığı içerisindeyiz. Hatta “Eczaneniz bahçeniz, bahçeniz eczaneniz” sloganıyla yeni bir seri çıkaracağız.

Tohum çeşitlerinizi ne gibi kriterlere göre belirliyorsunuz?

Kolaylıkla saksıda yetişebilecek ve mutfakta sürekli kullanılan çeşitleri seçtik. Maydanoz, dereotu, roka, domates, biber, kabak, patlıcan gibi yerli üreticiler tarafından üretilen tohumları sunuyoruz.

Hem yerli ve HİBRİT olmaması hem de GDO içermemesiyle ön plana çıkan tohumlarınızın kaliteli bir biçimde tüketiciye ulaşması için neler yapıyorsunuz?

Evet tohumlarımızın hepsi standart yerli tohum ve 5553 sayılı tohumculuk yasası çerçevesinde üretiliyor. Ülkemizde yerli tohum satışının yasak olduğu ile ilgili yanlış bir algı yaratıldı. Oysa milli ve yerli tohumlarımızın mevzuata uygun üretim yapan üreticiler tarafından üretilmesi ve satışıyla ilgili bir engel yok. Tüketiciye ulaşma konusunda satış noktalarının doğru olması çok önemli. Tohum ve gübrenin saklama koşulları uygun olmalı. Tohumların bazı satış noktalarında uygun şekilde satılmadığını görüyorsunuzdur. Üzerine Güneş ışığı gelmemesi gerekiyor, çok sıcak bir ortamda bulunmaması gerekiyor. Nem almaması gerekiyor. Fakat bazı aktarlarda tohumların kapının önüne konularak satıldığını, pazarlarda açıkta satıldığını görüyoruz. Bu şekilde tohumların çimlenme oranı düşüyor. Bu nedenle satış noktalarına çok önem veriyoruz.

Satış ağınız hangi noktaları kapsıyor? Satış noktalarınız giderek genişleyecek mi?

Fuar çok hareketli geçti, daha ilk günde 8-9 tane yerel zincirle fuar sonrasında çalışmaya başlamak üzere el sıkıştık. Tohumlarımız Türkiye’nin her yerine hızlı bir şekilde yayılacak.

Kent bahçeciliğine ilgi duyan ya da evinde küçük bir bahçe kurmak isteyen bir tüketici ne gibi zorluklar yaşayabilir?

Aslında çok zor değil, herkes kolaylıkla yapabilir. Sadece biraz ilgi, alaka, sevgi istiyor. Teknik bilgi ve uzmanlığa çok fazla gerek duymadan, sadece bu konuda biraz araştırma yapan herkes evinde en azından birkaç çeşit sebzesini yetiştirebilir.

Bulunduğunuz bölgede kadın çiftçilerle ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Üretim ve paketleme sırasında bulunduğumuz köyün kadın iş gücünden yararlanmayı önemsiyoruz. Bir arada durmak, birbirimizi daha iyi tanımak, dayanışma içinde olmak ve kadınlarımızın kendi ekonomik özgürlüklerini ellerine almalarına katkıda bulunmak da misyonumuzun bir parçasını oluşturuyor.

Bulunduğumuz bölgede üreticilerimizin çoğu kadınlardan oluşuyor. Kadın çiftçiler çok etkin. Fakat kırsalda bir pazarlama altyapısı oluşturulamamış olması,  çiftçilerimizin ürünlerinin aracılar tarafından pazarlanması, emeklerinin tam karşılığını alamaması sonucunu yaratıyor. Ayrıca çoğu domates biber üretiyor, seracılık ile üretim yapıyor. Oysa bölgemiz alternatif tarım ürünleri yetiştirmek için çok elverişli toprak ve iklim koşullarına sahip. Bu amaçla köyümüzde 2 kooperatif kurduk. Tıbbi ve aromatik bitkileri üretmek ve katma değerli ürün haline getirip pazarlamak ve kadın çiftçilerimizin yaşam standartlarını iyileştirmek en büyük hayalimiz. Ankara Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tohum Daire Başkanımız sayesinde bu konularda farkındalığımız arttı. Kendisinin öneri ve tavsiyeleri doğrultusunda bu konulara yoğunlaştık.  Yerel domates, biber üreten, sera sahibi 6 kadınımızla 3. Kooperatifi kurma hazırlığındayız. Ayrıca bu yıl Antalya İl, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Dairesi ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile ortak bir proje yaptık. 2 dönüm ekinezya deneme bahçesi kurduk. Önümüzdeki yıl, Ekosol Tarım’ın sahibi Burçin Karababa ile birlikte, tamamen organik tarım yapılacak bir pilot bölge seçeceğiz. Yerelde kadınlarımıza hem iyi tarım uygulamaları yaptırmak, hem de ürünlerini rahatlıkla pazarlayabilecekleri bir pazarlama altyapısı oluşturmak istiyoruz. Bu konuyla ilgili iki tane kooperatifimiz, destekçilerimiz hep birlikte huzurlu bir şekilde çalışıyoruz.

Yani hem kadına, hem tarıma değer veriyorsunuz.

Evet, bu ülkenin tek kurtuluşunun kırsala ve tarıma yatırım yapmak olduğunu düşünüyorum. Buradan İstanbul’daki girişimci arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Lütfen gelin kırsala yatırım yapın, yapacak o kadar çok iş var ki. İnsanlarda yanlış bir izlenim var. Arkadaşlarım: “Biz de şehirden kaçmayı, kırsala yerleşmeyi çok istiyoruz ama iş büyükşehirlerde” diyorlar. Bunun böyle olmadığını kanıtlamış oldum. 4 yıl önce İstanbul’dan işimi evimi taşıdım. Üretimi ve paketleme tesisini 30 haneli yeni köylü olarak köyüme kurdum. Bu minik tohumlar bir yandan şehirlerde onları yetiştirenlere yeni deneyimler, tatlar sunarken, kırsalda iş gücüne katkı sağlıyor. Yerelde sadece kadın iş gücünü kullanıyoruz.  

Tohumlar iklim koşullarından etkileniyor mu? Antalya’da da, Erzurum’da da rahatlıkla üretim yapılabilir mi?

Evet, Türkiye’nin her yerinde uygulayabilirler. Çimlenme oranları tohumların çeşitlerine göre değişebilir. Kimisi 18 derecede, kimisi 10 derecede çimleniyor. Uygun koşulları oluşturduğunuz takdirde her yerde yetiştirebilirsiniz. Bizim zaten dikkat çekmek istediğimiz konulardan biri bu, 12 ay boyunca evinizde sebze yetiştirebilirsiniz. Mutfağınızda, kapalı balkonunuzda, salonunuzda dahi uygulayabilirsiniz. Seralarda camekanların içerisinde sebzeler nasıl yetiştiriliyorsa, siz de kapalı bir ortamda, sebzelerinizi rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.

Son olarak Food Time Dergisi okuyucularına ve GidaGundemi.com sitesi takipçilerine neler söylemek istersiniz?

Evinizde hiçbir kimyasal gübre ve ilaç kullanmadan, yerli tohumlarla ve organik gübreyle yetiştirdiğiniz sebzelerin tat ve kokusu, pazardan aldıklarınızdan kat kat üstün olacaktır. 4 mevsim sebze yetiştirin, çiçek yetiştirin. Çocuklarımızın toprakla kopmuş olan bağının kurulması için şehir tarımı çok önemli. Çocuklarınızla birlikte evde tohumdan sebze yetiştirmenin mucizelerine tanık olun.