RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 31.01.2018 Çarşamba 15:40:00

Organik Gerçekler

Organik Gerçekler

KONUK: Ayhan SÜRMELİ

RÖPORTAJ: Yağmur CEYLAN

İlaç kalıntılarının olmadığı sağlıklı ürünler tüketmek hepimizin hakkı, ancak organik ürünler sektöründe çok fazla sahtecilik söz konusu. Bununla ilgili en doğru kaynak olarak Orgüder Başkanı Ayhan Sümerli’ye konuk olduk.

Her sivil toplum örgütü gibi bizim derneğimiz de organik gıda sektörüyle, organik ürünler sektörüyle alakalı paydaşlarımızın menfaatlerini korumaktadır. Bu konuyla alakalı sektör içerisindeki bilgi paylaşımını yasa ve yönetmeliklerle, kendi konularımızla ilgili olan yasa ve yönetmeliklerde yasa koyucuya destek vermek, fikir vermek ve konuyla alakalı açık tartışmalarda bulunmak maksadıyla kurulduk.

Ayhan Bey sizi tanıyabilir miyiz?

Ne zamandır sektörün içerisinde yer alıyorsunuz? Organik sektöründe yaklaşık 7 seneden beri faaliyet gösteriyorum. Bunun 6 senesinde de Orgüder’in yani Organik Ürün Üreticileri Derneği’nin de başkanı olarak vazife yapmaktayım. Ayrıca da belli bir organik markanın da pazarlaması ve satışını üstlenmiş vaziyetteyiz.

Derneğin kuruluş amacı nedir?

Her sivil toplum örgütü gibi bizim derneğimiz de organik gıda sektörüyle, organik ürünler sektörüyle alakalı paydaşlarımızın menfaatlerini korumaktadır. Bu konuyla alakalı sektör içerisindeki bilgi paylaşımını yasa ve yönetmeliklerle, kendi konularımızla ilgili olan yasa ve yönetmeliklerde yasa koyucuya destek vermek, fikir vermek ve konuyla alakalı açık tartışmalarda bulunmak maksadıyla kurulduk. Ayrıca da Orgüder, genel olarak Türkiye’deki organik pazarın nasıl geliştiğini ve kendi paydaşlarımızda bu pazar içerisinde nasıl roller alabileceğimizi irdelemek üzere kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür.

Derneğin faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz? Üye profiliniz nasıl?

Üye profilimiz, adından da anlaşılacağı üzere organik ürünlerle uğraşan kimseler. Bunlar üretici ayağı, satış pazarlama ayağı, ayrıca da bu konuyla alakalı olarak ihracat yapan kuruluşlar olabilir. Firma temsilcileri de derneğin yönetiminde vazife alıyorlar. Seçimle geliyorlar, genel kurulumuzu 3 yılda 1 kere yapıyoruz. Dolayısıyla genel kurul seçimle belirlenmiş oluyor. Seçilmiş olan yönetim kurulu da başkanı ve ilgili makamları atıyor. Klasik bir sivil toplum örgütünden farklı bir yapılanmamız yok.

Doğal ürünle organik ürünün arasındaki fark nedir?

Şimdi organik ürünün tarifi şu; hiçbir aşamasında kimyevi ve sentetik madde kullanılmadan üretilen ve her aşaması denetlenip yetkilendirilmiş bir sertifika kuruluşu tarafından denetlenip, ayrıca üzerinde işaretle 2 adet logoyu barındıran ürünler. Bu ne demek, iddiası ve ispatı var. İddia ne? Hiçbir aşamasında kimyevi ve sentetik maddeler kullanılmadan üretecek. İspatı ne? Denetleniyor olması ve bunu da ispat edecek ambalajlı olarak sunulup, üzerinde de Türkiye Cumhuriyeti Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın logosunda organik tarım yazar. Diğer tarafta da onu sertifikalandıran yetkilendirilmiş kuruluşun logosunu barındırır. Bu da organik ürünün sadece Türkiye’de değil, dünyadaki tanımı. Fakat doğal ürün dendiği zaman benim bile kafam karışıyor.Her şeyden önce doğal olmayan bir ürün var mı acaba? Ben bugüne kadar sentetik bir gıda ürünü görmedim henüz. Dolayısıyla bana göre doğal demek, biraz kafa karıştırıcı ve hakikatten tüketicilerimiz ciddi manada yanılıyorlar. Yani doğrudur, hiçbir kimyasal gübre, kimyasal ilaçlama yapılmadan üretilmiş de olabilir, şehirden kirlilikten çok uzak yerlerde üretilmiş de olabilir. Ama buna biz organik ürün demiyoruz. Yani her doğal ürün organik ürün olamaz, ama her organik ürün doğaldır. Dolayısıyla ürün analiz yapıldığı takdirde üzerinde kalıntı bile barındırmasa, tarif ettiğimiz şartlara uymuyorsa ona organik demek, yani iddiayı ve ispatı üzerinde barındırmayan ürüne 5262 sayılı yasaya göre organik ürün demek mümkün değil.

Türkiye’de üretimde ve tüketimde organik bilinci ne düzeyde?

Az ama gelişiyor. Bu konuyla alakalı bizim toplam gıda pazarında tüketilen toplam gıdanın yaklaşık %1 civarı, %1’den biraz azı organik olarak tüketiliyor. Avrupa’da bu rakamlar %7-%17 arasında değişiyor. Yani özellikle Avrupa birliğinde olan ülkeler içerisinde en yükseği İsviçre ve Avusturya’da. % 17-18’leri buluyor. Almanya’da %10’lar civarında. Bu rakamın bizde %1 olduğunu düşünecek olursak, kat edecek yolumuz çok fazla. Tüketim az olduğu zaman da tabii bilinç seviyesi, yani bu konuyla ilgili farkındalık da az. Derneğimizin en önemli faaliyetlerinden bir tanesi de tüketicilerimizin arasındaki bu farkındalığı arttırmak, doğru organik ürünün ne olduğunu mümkün mertebe vatandaşlarımıza anlatmak.

Üretimde organik ürünlerin ne kadarı iç pazara veriliyor? Ne kadarı ihraç ediliyor?

Bu konuyla ilgili olarak, yaklaşık olarak parasal değer olarak baktığımızda yaklaşık 1/3’i iç pazarda 2/3’si ihracat olarak yurt dışına çıkıyor. Yaklaşık olarak böyle söyleyebiliriz. Ve bu pazarın toplam büyüklüğü de iç pazar ve dış pazar yaklaşık 350-400 milyon dolar civarında. Yaklaşık olarak bizim toplam pazarımızın, iç pazarımızın büyüklüğü 100-125 milyon dolar civarında, henüz çok küçük.

Organik tarımda pestisistler kullanılmıyor. Zararlılarla mücadele nasıl sağlanıyor bu durumda?

İki türlü yapılıyor. Bir yanlış anlaşma var. Yani hiçbir tarım yardımcı ürünleri ya da hiçbir zirai mücadele ilacı organikte kullanılmıyor anlamına gelmiyor. Tabii ki kullanılıyor. Yoksa bir şey üretmek mümkün değil. Fakat en önemli fark kullanılan her türlü ilacın ve her türlü tarım yardımcı maddelerinin hepsinin organik olması. Dolayısıyla birinci yöntem bu. İkinci yöntem de çok doğal olarak, yani çok klasik yollarla tarım zararlarına karşı eskiden kalan etkin yöntemler var bunlar kullanılıyor. Nedir bunlar? Mesela toprakta gübre ihtiyacını azaltan bir ekim nöbeti vardır. Bu sıklıkla organik tarımda uygulanılır. Bir diğeri biyolojik mücadele yapılır. Belli zararlı haşerelere, onları yiyen tüketen diğer başka hayvanlar kullanılmaktadır.

Dolayısıyla tamamen tabiata saygılı bir şey. Ama buradan şu anlaşılmasın, ‘hiçbir tarımsal yardımcı madde kullanılmıyor ya da hiçbir zirai mücadele işi organikte yapılmıyor’, mümkün değildir. Böyle bir şey olmaksızın üretim yapmak, organik üretim yapmak mümkün değil. Burada en önemli nokta kullanılan bütün her şeyin organik olması, sertifikalandırılmış organik ürünler olması.

Hayvancılıkta olmazsa olmazlar var mı?

Tabii birkaç tane var. Bana göre en önemlisi hayvan refahına çok dikkat ediliyor. Yani sadece organik ziraat demek, işte organik yemle beslenecek, organik meşeili olacak, annesi babası organik olacak anlamında değil. Bu kadarla sınırlı değil. Çünkü organik tarım aynı zamanda çevreye ve hayvan refahına son derece saygılı. En önemli özelliği de, bence en olmazsa olmazı ve en zor temin edileni, belli bir popülasyon için metrekareye koyacağınız hayvan sayısı belli. Serbest dolaşım alanı belli. Dolayısıyla bunların hepsi 5262 sayılı yasanın yönetmenliklerinde belirlenmiş. Bence en çarpıcı olanı 2 tane. Bir tanesi hayvan refahı, diğeri beslenmelerinin doğala dönük olması ve organik menşeiden gelmesi.

Ülkemizde organik tarım bilinci tam oturmamışken, gezerek bal üreten arılardan organik bal üretmek mümkün mü?

Organik bal üretiminde kovanlar gezdirilmez. Çünkü arıların kovandan ayrılma mesafeleri 1 kilometredir. Arı 1 kilometreden daha uzağa gitmez, kovanını terk etmez. Dolayısıyla konumlandırılan kovanlar, yarıçapı 1 kilometrelik bir mesafeden daha fazla olan organik alana konur. Bu sebeple teknik olarak organik arının gidip başka bir yerden çiçek özü alması mümkün değildir. Zaten bunun sonucunda da üretilen bal tahlil edilir, yapılan analiz sonucunda eğer üzerinde herhangi bir kalıntı yoksa, yine 5262 sayılı yasaya uygunsa organik bal olarak satılır. Genellikle arıcılık dediğimiz zaman kovanların, çiçeği daha bol olan yere, arıların daha kolay ulaşabilecekleri yerleri aramak üzerine konulmuştur. Genellikle gezgincidir bu arılar. Organikte böyle bir şey yapmak mümkün değildir. Organik alan üzerinde yapılmak mecburiyetindedir. Aksi halde organik dememiz mümkün değildir.

Organik kanatlı hayvan üretiminde kullanılan yemler organik mi?

Olmak mecburiyetinde. Bi liyorsunuz organikte GDO da olmaz. Yani en önemli olmazların başında da organik ziraat GDO’suzdur. Dolayısıyla organik kanatlıda da olsa, büyükbaşta da olsa tüketilen yemlerin organik olma zorunluluğu vardır.

Amerika’da 0-2 yaş grubuna verilen çocuk bebek mamalarında organik ürünler kullanılıyor. Bu oran ülkemizde ne durumda? Buna önem veriliyor mu?

Şu anda bebek mamalarıyla alakalı ilgili yasal yükümlülük, pestisit miktarı, toksikolojik değerler son derece düşürülmüştür. Çünkü yavrularımız 0-2 yaş içerisinde çok daha hassas bünyelere sahip. Hem de vücut ağırlıkları çok küçük olduğu için alacakları herhangi bir kalıntı büyüklere göre çok daha farklı zararlar oluşturabileceği endişesiyle müsaade edilen toksikolojik limitler, bakanlık tarafından her yıl belirlenir ve konur, minimum seviyedir. Amerika’da özellikle bunu toksikolojik sınır koymak yerine organik ürün deyip, yani sıfır müsadeye getirmiştir. Türkiye’de henüz böyle yasal bir çalışma yok. Ama dediğim gibi bebek mamalarında kullanılan ürünlerin toksikolojik limitleri son derece aşağı çekilmiştir. Türkiye’deki yasanın organik olmasını gerektirmiyor. Bu zaten dönüp baktığımız zaman organik ürünler açısından çok önemli bir nokta. Aynı zamanda bebeklerimiz için de çok önemli bir nokta. Baktığımız zaman organik ürün tüketen en sadık müşterilerimiz kimler? Genç anne adayları ve genç anneler. Biliyorsunuz hayatta en önemli şey evlatlarımız. Hem internet vasıtasıyla, hem de sizin gibi basın yayın kuruluşlarının bunlara önem vermesi sonucunda bilinçlendirme artıyor ve bu çerçevede organik tüketimi de ve organiğin ön plana çıkması da ve organik bilinçlendirmenin artması da imkan dahilinde oluyor.

Son zamanlarda organik adı altında sektörde çok fazla organik olmayan ürün bulunuyor. Yurtdışına bunlarla ilgili satış da yapılmış. İç pazardaki payı nedir bunların? Sizin için de problem yarattığı gündeme geldi yakın zamanda. Bu ürünlere nasıl ceza verilmeli? Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz.

Bu konuyla alakalı 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’nda nasıl cezalandırılacağı yazıyor. Ben cezaların yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Uygulama konusunda belki zaman zaman aksamalar oluyordur. Bunlarla nasıl savaşılır derseniz, bence bu savaşı yapacak olan yine tüketicilerimiz. Çünkü her zaman tağşiş yani kandırma aldatma konvansiyonel ürünlerde de var. Bunlar art niyetli insanlar, çıkar çevreleri tarafından her zaman kanun dışı olarak yapılacaktır. Biliyorsunuz bakanlığımızda bu tağşişi, hile yapanları çok ağır bir şekilde cezalandırıyor. Son dönemlerde hatta teşhir de ediliyor. Bu konuyla alakalı ayıplı ürünü satanlar ilan ediliyor. Organik ürünler için de geçerli. Ama bunun tedbiri bence böyle muhakkak yapılmalı. Ancak yine en önemli savaşacak olan kimseler tüketicilerimiz. Şimdi eğer siz organik ürün tüketmek istiyorsanız ve belli bir fiyat farklı ödüyorsanız, organik ürünü anlamak son derece kolay. Yasa diyor ki; ambalajlı olanını alacaksın ve bunun üzerinde bakanlığın Türkiye Cumhuriyeti organik tarım yazan ve bunu sertifikalandıran kuruluşun logosunu arayacaksın. Bunun dışında organik ürün aramaya gerek yok. Eğer siz bunun dışında ürün ararsanız, aldatılmaya mahkumsunuz.

Televizyon haber bültenlerine de konu olan organik ürünler diğer ürünlerden daha faydalı değil açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Organik ürünler, konvansiyonel ürünlerden daha lezzetli, böyle bir argüman yok. Yani bu göreceli bir kavram. Yani organik üründe lezzetli olabilir, konvansiyonel ürünler de son derece lezzetli olabilir. Size göre o daha lezzetlidir, bana göre öbürü daha lezzetlidir. Böyle bir argüman yok. Çünkü bu çok sübjektif, çok izafi bir kavram. Şimdi organik ürünler daha faydalıdır ya da daha zararlıdır, bu da hangi açıdan dönüp baktığımızla alakalı. Besin değerleriyle alakalı bakacak olursak; organik ürünlerin besin değeri, konvensiyonel ürünlerin besin değerinden çok farklı değil. Bir organik elmanın besin değeri, bir konvensiyonel elmanın ya da 100 gram organik unun besin değeri, 100 gram konvansiyonel undan daha farklı değil. Çünkü hepsinin menşei, kaynak aynı. Ancak organik ürünler bir tercihtir. Organik ürünler sizin bir sağlık poliçenizdir. Neyi biliyorsunuz? Organik ürünler içinde ürünle beraber herhangi bir kimyasal ya da sentetik kalıntı sizin vücudunuza girmiyor. Önemli olan nokta bu. Bence bu açıdan dönüp bakmak lazım. Eğer bu açıdan dönüp bakacak olursak, yani vücudumuzda organik ürün tüketerek herhangi bir kalıntı alır mısınız? Hayır almazsınız. Bu anlamda organik ürünler, konvansiyonel ürünlerden çok daha faydalıdır. Ama organik ürünler, konvansiyonel ürünlerden daha lezzetlidir demek mümkün değil. Besin değerleri farklıdır, daha üstündür, daha aşağıdadır demek de mümkün değil. Organik ürünlerin böyle bir iddiası yok. Bizim iddiamız bir tane, üretimi denetlenen ve hiçbir aşamasında kimyasal ve sentetik madde bulunmayan, insan sağlığına zararlı herhangi bir kalıntı bulunmayan ürünler. Bunu böyle anlamamız lazım.

Organik ürünler diğer ürünlere göre daha pahalı. Ben de bir tüketici olarak bunun farkındayım. Bunun sebebi nedir?

Birkaç tane sebebi var. Bunlardan birincisi hayvancılıkta da olsa, bitkisel ürün üretiminde de olsa girdiler, konvansiyonel üretimden çok daha pahalı. İkincisi ise boyut ekonomisi. Yani bizler küçük metrekarelerle bunu üretiyoruz, konvansiyonel bunu binlerce dönümle yapıyor. Takdir edersiniz ki, ölçekli yapılan şeylerin birim üretim maliyetleri çok daha düşük olur. Bu da neyi gösteriyor? Organik pazar Türkiye’de büyüdükçe, organik ürünlerin fiyatları düşecek. Mesela başka konularda da çok büyük fiyat farklılığı olan bazı kalemler var. Bunları izah etmek mümkün değil. Kanatlıda konvansiyonel tavukla, organik tavuk arasında fiyat farkı neredeyse 2 kat. Niye 2 kat? Organik üretim hayvan refahını da gözetir dedik. Organik tavukları yasa ve yönetmeliğe göre, 81 günden önce kesmek mümkün değil. Ama bir entegrede üretilen konvansiyonel tavuklar 35-40 günler civarında kesilir. Tükettiği yemin fiyatı çok farklı hem de aynı kiloya konvansiyonel hayvan 40 günde geliyor, bizimki 81 günde geliyor. Tüketilen yem en azından 2 kat, hem de daha pahalı. Doğaldır ki, bu ürünün 2 kat gibi bir fiyat farkı yaratması mümkün. Ama bu dediğim gibi değiştirilebilecek bir faktör değil. Yani siz büyük ölçekli de üretseniz aradaki makas çok fazla kapanmaz.

Sizin bu organik ürünler konusunda eklemek istedikleriniz var mı?

Tüketicilerimize, çok az bilinen veya doğru bilindiği düşünülen bir konuda bana bu fırsatı verdiğiniz için ok teşekkür etmek istiyorum. En azından Orgüder olarak hitap etme şansımız oldu. Benim tek söyleyeceğim şey; mademki sağlığınıza önem veriyorsunuz, özen gösteriyorsunuz; aynı zamanda da belli bir fiyat farkını ödüyorsunuz; sizden ricam lütfen organik ürün olduğuna emin olduğunuz ürünleri alın ve tüketin.