RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 15.12.2017 Cuma 10:45:00

Tavukta hormon - antibiyotik kullanımı ve gen transferi

Tavukta hormon - antibiyotik kullanımı ve gen transferi

KONUK: Besd-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Koca

RÖPORTAJ: Cemre Bilgin

Öğünlerin vazgeçilmezi tavuk etinin hormonlu olup olmadığı sorusu herkesin kafasında soru işareti oluşturuyor. Ama uzmanlar, tavuklara hormon verilmesinin ekonomik açıdan zor olacağını söylüyor. Diğer yandan tüm dünyada hormon kullanımı kesinlikle yasak. Tüm bunlara rağmen halen hormon kullanıldığı söylemi neden gündemi meşgul ediyor? Bu konu üzerine Besd-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Koca ile bir söyleşi yaptık.

Zaman zaman gündeme gelen “Tavukta hormon, antibiyotik kullanımı, gen transferi” konularında bilgi verir misiniz? Tavuk üretiminde bunlar kullanılıyor mu? Tavukta erken büyümeye sebep oluyor mu?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanatlı yetiştiriciliğinde hormon kullanımı kesinlikle yasaktır. Türkiye’de kullanılmasının yanında imalatı, satılması hatta bulundurulması bile yasaktır. Bunun hukuki yaptırımı mevcuttur.

Kanatlı sektörü, Türkiye’nin en sıkı denetlenen sektörüdür. Tarım Bakanlığı’nın sürekli ve düzenli olarak yaptığı kontroller, araştırmalar, analizler ve raporlarla sabittir. Türkiye’de Besd-Bir üyesi firmaların üretim tesislerinde üretilmiş tavuklarda hiçbir antibiyotik kalıntısı yoktur. Ayrıca, antibiyotiğin büyüme faktörü olarak kullanılması hem Avrupa Birliği’nde hem de Türkiye’de kesinlikle yasaktır. Yani antibiyotiği büyüme faktörü olarak kullanamazsınız, kesin bir kuraldır.

Antibiyotik ancak ve ancak, tavuğun yetişme sürecinde; uzman veteriner hekim gözetiminde ve reçetesiyle yalnızca tedavi amaçlı kullanılabilir. Orada da Bakanlığın çok sıkı bir kontrol prosedürü vardır, bu tedavi günü gününe denetlenen bir süreçtir. Ayrıca tedavi amaçlı kullanılan antibiyotikler de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca ruhsatlıdır. Sonuçta tavuk, tedavi sürecini tamamlayıp, antibiyotikten arınma süresi dolduktan ve bu süreç kontrol edildikten sonra kesimhaneye gider. Kesimhaneye giden tedavi sürecini tamamlamış tavukta da antibiyotiğe ilişkin hiçbir kalıntı yer almaz.

Hormon-antibiyotik kullanımının gündeme gelmesi, bilgi kirliliğine ve uzman olmayan kişilerin basında uzun demeçler vermesine sebep oluyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Kanatlı sektörü, sıklıkla algı ve bilgi kirliliğine maruz kalıyor. Ülke ve ülke ekonomimiz için oldukça önemli olan kanatlı sektörünü tanımadan, herhangi bir araştırma yapmadan konuşan ve yazanları anlayabilmek mümkün değil. Sektörümüz hakkında bilgi kirliliği yaratanların pek çoğu bilimsellikten uzak. Herhangi bir şekilde sektörü tanımıyor, araştırmıyor ve merak etmiyor. Duydukları kadarıyla yorum yapıyorlar. Oluşan bu bilgi kirliliğinin önlenmesinde uzman kişilerden oluşan bilim kurullarının oluşturulmasının yararına inanıyoruz. Zira bu yetkili kişilerin yapacağı gerçekçi, doğru ve verilere dayalı açıklamalar tüketicinin kafasında oluşan olumsuz algıların azalmasına katkı sağlayacaktır. Sağlık Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada da geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda televizyon ekranlarındaki konuşmaların bilimsel bir temele dayanması gerektiği belirtildi. Sağlık ve beslenme konusunda yorum yapanlar için “ekran sertifikası ve akreditasyon” zorunluluğu getirilecek. Sektör olarak biz kanıta dayalı tıp konuşulmasından yanayız. Bugüne kadar hep bilimin yanında olduk, sektörü büyütüp geliştirirken de bilimden ayrılmayacağız.

Tavukta erken büyüme için kullanıldığı gündeme taşınan bu takviyelerin veya uygulanan işlemlerin tavuk piyasasına etkileri nelerdir? Üretici ve tüketici açısından değerlendirir misiniz?

Tavuklar genetik seleksiyonlarına göre büyüme süresinde farklılık gösterirler. Türkiye’de yetiştirilen tavuklar yurtdışından, yaşam standartları, yumurtlama süreçleri, kaliteleri ve dayanaklıklarına göre seçilerek ithal ediliyor ve damızlaştırılıyor. Tüketicinin isteğine bağlı olarak seçilen ırklar hiçbir kimyasal geliştirici ve büyütücü kullanılmadan yetiştiriliyor. Türkiye’de şu anda piliçler 33-45 gün aralığında kesilmeye hazır hale geliyor. Bu süre ihracat yaptığımız ülkeler nezdinde de değişiklik gösteriyor.

İhraç hareketinin sürekli olduğu birçok Arap ülkesi bu sürede kesilen piliçlerin çok büyük olduğunu söyleyerek taleplerinin daha erken kesilmiş piliçler olduğunu söylüyor. Türkiye’de büyütülen bahse konu genetik seleksiyondaki tavuklar sayesinde üretimde 1,7 kg yem ile 1kg canlı ağırlık alınabiliyor. Gelişen teknoloji, yeni genetik seleksiyonlar ve gelişen yem/barınak standartları ile tavuk kesim yaşı her geçen gün düşüyor. (1925’te 122 gün iken şu an 33-45 gün aralığında.) Yaklaşık 2 yıldır tüketicinin tavuk tüketme davranışlarını ölçümlemek üzere geniş bir örneklem içinde algı araştırmaları yapıyoruz. Araştırma sonuçlarına göre tüketicinin tavuk eti tüketmekle ilgili bir sorunu yok ama tavuk hakkındaki dedikodular sorun algısı yaratıyor. Bu iletişim sorununu çözmek de biz üreticilere düşüyor. Araştırma sonuçlarına göre tüketicinin tavuk tüketimini azaltma gibi bir davranışı bulunmuyor.

Beyaz et sektörünün pazar durumu nedir? Pazar değişkenliğini etkileyen faktörleri öğrenebilir miyiz?

Türkiye’de piliç eti üretimi sürekli artmaktadır. 2014 yılında üretim 1,94 milyon tona ulaşmış, kişi başına piliç eti tüketimi 21 kg a yaklaşmıştır. Buna rağmen, Türkiye’de hayvansal ürün tüketimi maalesef dünya ortalamasının altındadır. Oysa sağlıklı beslenmenin ve gelişmişliğin göstergesi hayvansal ürün tüketim rakamlarıdır. Hayvansal tüketimi artırmada kırmızı et üretimi tıkalı ve kısıtlı durumdadır ve ithalatla ayakta durmaya çalışmaktadır. Ülkemizde domuz eti üretimi ve tüketimi yoktur ve olmayacaktır. Bu durumda hayvansal ürün tüketimi artırmada, ülkemizdeki beslenmede hayvansal protein açığını kapatmada piliç eti önemli rol oynamaktadır. Türkiye’nin kanatlı eti ihracatı da 2008 yılında kazandığı ivme ile son yıllarda düzenli olarak artış göstermektedir. Sektörün, ihracatta yakaladığı başarı umulanın çok üzerindedir.

Besd-Bir olarak bilgi kirliliğini önlemek ve pazarı doğru yönlendirmek için neler yapıyorsunuz?

Olumlu ve umut veren gelişmelere rağmen, özellikle son dönemde sektör hakkında bilimsellikten uzak, birçok bilgi kirliliği yaratılıyor. Oluşan bu bilgi kirliliğinin önlenmesinde bilim kurullarının oluşturulmasının yararlı olacağına inanıyoruz. Bu kişilerin açıklamaları tüketicinin kafasında oluşan olumsuz algıların ortadan kalkmasına katkı sağlayacaktır. Sağlıklı ve kaliteli üretim için yeni teknolojileri izlemeye devam ediyoruz. Yeni teknolojiler ile ilgili yatırımları gerçekleştiriyoruz. Eğitim ve Ar-Ge çalışmalarına ağırlık veriyoruz. 2005 yılından kurulan Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu ile sektörle ilgili kamuoyunda oluşan yanlış algıların düzeltilmesi, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesini hedefliyoruz. 2014 yılının Eylül ayından bu yana, son dönemde düşen iletişimimizin tonunu olması gereken yere getirmek hem de kamuoyunu ve basını bilgilendirmek amacıyla düzenli ve sürekli bir iletişim çalışması içindeyiz. Sektör ile ilgili kamuoyundaki bilgi kirliliğini azaltmak ve olumsuz algıyı pozitife çevirmek adına iletişim fırsatlarının değerlendirmek, konusunda uzman danışmanların sözcülüğünde proaktif ve reaktif iletişim çalışmaları ve sektör itibar yönetimi yapmak üzere bir takım çalışmalar gerçekleştiriyor, bu çalışmaların olumlu geri dönüşlerine her geçen gün tanık oluyoruz.