DÜNYA

Yayın Tarihi: 11.05.2020 Pazartesi 23:26:25

Yerel gıdaya ulaşmak hayal oldu

Yerel gıdaya ulaşmak hayal oldu

Küreselleşme gıda üretim ve tüketimini son yıllarda oldukça değiştirdi. Üretim daha verimli hale gelirken beslenme çeşitlendi, dünyanın farklı bölgelerinde gıdaların erişilebilirliği arttı. Ancak bunun bir sonucu da dünya nüfusunun büyük bölümünün kısmen de olsa ithal gıdaya ihtiyaç duyması şeklinde oldu. Bu durum küresel gıda arz zincirlerinin kırıldığı COVID-19 pandemisi gibi durumlarda hassasiyetleri artırıyor.

Aalto Üniversitesi’nden araştırmacılar dünyanın farklı bölgelerinde bitki örtüsünde büyük farklılıkları olduğunu, örneğin Avrupa ve Kuzey Amerika’da herhangi bir noktada buğday gibi ılıman iklim ürünlerinin 500 km yarıçapında bir alandan temin edilebildiğini, ancak bu üründe küresel ortalamanın 3800 km olduğunu belirtti.

Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada beslenebilmek için bitkisel üretim ve tüketim noktaları arasındaki en kısa mesafeler hesaplandı. Çalışmada insan tüketimi için 6 temel bitkisel ürün grubu belirlendi: Ilıman iklim tahılları (buğday, arpa, çavdar), pirinç, mısır, tropikal tahıllar (akdarı, süpürge darısı), tropikal kök bitkiler (manyok) ve baklagiller. Araştırmacılar üretim ve tüketici arasındaki mesafeyi iki farklı senaryoda (normal üretim koşulları ve daha verimli üretim) küresel olarak modelledi.



Dünya nüfusunun %27’si buğdaya yakın oturuyor

Sonuçlar dünya nüfusunun %27’sinin ılıman iklim tahılları ihtiyacını 100 km yarıçapında bir alandan elde edebildiğini gösterdi. Tropikal tahıllar için bu oran %22, pirinç için %28, bakliyat için ise %27 oldu. Mısır ve tropikal kök bitkiler için ise oran sadece %11-16 düzeyinde kaldı. Bu sonuçlar sadece yerel kaynaklara bağlı kalınmasının zorluğunu ortaya koydu.

Araştırmacılara göre sonuçlar yerel üretimin talebi karşılamaya yetmeyeceğini açıkça gösteriyor. Diğer yandan bu durum mevcut üretim ve tüketim alışkanlıkları için geçerli. Etkili şekilde yönetilen yerel üretimin hem gıda atıklarını, hem sera gazı emisyonunu azaltacağı düşünülüyor. Ancak bunun da nüfusun yoğun olduğu yerlerde su kirliliği ve kıtlığına yol açabileceği, hasadın kötü olması veya büyük boyutlu göç gibi durumlarda ise risk yaratabileceği de belirtiliyor.

Araştırmacılar sonuçların kendine yeterlilik ve yerel üretimin koronavirüs salgını gibi durumlar için önemini gösterdiğini, benzer risk çalışmalarının hayvan yemi, gübre ve enerji gibi ithal edilen tarımsal girdiler için de yapılması gerektiğini ifade ettiler.




 

DİĞER HABERLER