TÜRKİYE

Yayın Tarihi: 25.08.2011 Perşembe 11:39:00

Biyogüvenlik Kurulu'ndan “Gdo“ Açıklaması

Biyogüvenlik Kurulu'ndan “Gdo“ Açıklaması

Prof. Dr. Hakan Yardımcı, Kurulun bugüne kadar yalnızca 3 soya geninin yem amaçlı kullanılması hakkında olumlu karar verdiğini hatırlatarak, bunların dışında GDO ithalatı ile ilgili bir kararlarının olmadığını kaydetti.

Dünya ticaretine konu olan GDO'lu mercimek olmamasına rağmen, Kanada'nın GDO'lu mercimeğinin Türkiye'de kullanıldığı gibi haberlerin medyada yer aldığını belirten Yardımcı, "gerçekle ilişkisi olmayan ve toplumsal panik yaratabilecek böyle haberlerin kaynağının GDO ve klasik ıslah ile elde edilen ürünün farkını bilmeyenler yanında, bilen kişi veya kuruluşlar olmasının üzücü ve düşündürücü" olduğunu ifade etti.

Hakan Yardımcı, Yenimahalle Tarım Kampüsü Tohum Gen Bankası binasında düzenlediği basın toplantısında, kurul çalışmaları, alınan kararlar, GDO'lu ürünlere ilişkin kamuoyunda "çoğunlukla yanlış bilinen" konulara ilişkin açıklamalar yaptı.

5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu'nun 26 Eylül 2010'da yürürlüğe girdiğini, kanun uyarınca kurulan Biyogüvenlik Kurulu'nun eş zamanlı olarak çalışmalara başladığı hatırlatan Yardımcı, kurulun yapısına ilişkin bilgi verdi.

Kurulun, GDO başvuruları ile ilgili kararlarını bilimsel komitelerden gelecek raporlardan sonra aldığını, komitelerde çalışmak için WEB üzerinden yapılan uzman başvurularının Kurulun onayından sonra bir uzman havuzunda toplandığını anlatan Yardımcı, Kurulun nihai kararını vermeden önce bilimsel komitelerin gen başvuruları hakkındaki çalışma sonuçlarını internet üzerinden kamu ile paylaştığını ifade etti.

Hakan Yardımcı, Türkiye'nin GDO'lar konusunda hazırladığı kanunun AB kuralları ile karşılaştırıldığında oldukça katı olduğunu da belirtti.

Yardımcı, Biyogüvenlik Kanunu'ndaki "GDO ve ürünlerini bu kanun hükümlerine aykırı olarak ithal eden, üreten veya çevreye serbest bırakan kişi, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" hükmünü anımsatarak, bunun ciddi caydırıcı etkisinin bulunduğunu, kanun bilinmediği için böyle bir yaklaşım olabildiğini ifade etti.

GDO ve hibrit ürün konusunun iyi bilinmemesi nedeniyle, klasik ıslah yoluyla elde edilmiş ürünlerin GDO zannedildiğini belirten Yardımcı, her iki ürün grubunun farklı olduğuna işaret etti.

Yardımcı, GDO'da teknolojik bir yöntemle bir canlıdan kesilen genin başka bir canlıya yapıştırılması ve sabit hale getirilmesinin bulunduğuna değinerek, klasik ıslah yoluyla elde edilen hibrit üründe ise bitkinin içinde zaten var olan bir genin, daha aktif olduğu yabani bir türden alınıp aşılandığını, bulunmayan bir genin getirilmediğini vurguladı.

GDO'lu ürünlerin kaçak yollarla getirilmesine ilişkin sorular üzerine Yardımcı, kaçakçılığı takibin kurulun işi olmadığını ifade etti.

Yem amaçlı olarak kullanılacak GDO'lu ürünleri dolaylı olarak insanların tüketmesi durumunda insan sağlığına zararına ilişkin bir soru üzerine Yardımcı, "Öyle bir şey varsa, Biyogüvenlik Kurulu'nun asla böyle birşeye izin vermeyeceğini" söyledi.

Biyogüvenlik Kurulu'nun, "AB kabul etti, biz de kabul edelim" gibi bir yaklaşımı olmadığını vurgulayan Yardımcı, başvuruları tek tek incelediklerini anlattı.

 

Yazan Editör

Gıda Mühendisi

Didem SALİCİK

DİĞER HABERLER