GIDA GÜVENLİĞİ

Yayın Tarihi: 22.03.2017 Çarşamba 13:53:22

Ekmekte GDO olur mu?

Ekmekte GDO olur mu?

Gıda Mühendisleri Derneği Genel Başkanı Abdussamed Boyu gündem yaratan GDO ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Hararetli bir gündem yaratan ekmekte GDO konusuyla ilgili Gıda Mühendisleri Derneği Genel Başkanı Abdussamed Boyu açıklama yaptı.

İşte o açıklama:

Yine hararetli bir gündemin içindeyiz, konumuz bu sefer ekmekte GDO.

Peki ekmekte GDO olur mu? Neden olmasın?

​Yoğurtta jelatin, dana sucukta tavuk sakatatı, lahmacunda tek tırnaklı eti hatta yaban domuzu eti, gerçek balda glikoz şurubu nasıl oluyorsa ekmekte de gdo öyle olur, hem de yıllarca tüketilir kimsenin ruhu duymaz hatta bakanlık onlarca yüzlerce denetim yapar da ne hikmetse o denetimlerden Adana'daki ekmeklerde kullanılan gdo'lu soya çıkmaz.

Kim bilir ne kadar zamandır Adanalılara bu şekilde ekmek tükettirdiler.

Allah'tan bir gıda mühendisi meslektaşımız devreye girdi de olayı açığa çıkardı, işte işinde uzman bir gıda mühendisinin farkı!
Sonra bilindik süreç başladı, hemen denetimler sıklaştırıldı, adli soruşturma başlatıldığı açıklandı sonra “gıda kanser yaparcılar”  fırsat bu fırsat çıkıp kanal kanal gezmeye başladı, gündem bir daha gıdaya gelene kadar sorunun ya da sorunların düzeltilmiş oldu.

Oldu mu peki?

Kabul ediyorum son yıllarda denetimlerin sayıca artırılması ve birtakım yeni yasal düzenlemeler yapılması cezaların artırılması gibi gayet ciddi ve olumlu adamlar var ama görüyoruz ki sorunlar çözülmüyor, yani olmuyor ya da tam olmuyor!

Çünkü hilekarlar her zaman bir adım önde,sürekli yeni bir yöntem buluyor ve uyguluyorlar. Bulunan ve uygulanan taklit ve tağşiş yöntemi tespit edilecek, literatüre girecek ki bu konu yasal zeminde izlenilebilecek.

Kimse kusura bakmasın bu sure zarfında atı alan Üsküdarı geçiyor!

Konu aslında ekmekte gdo meselesinin çok ötesinde! Yasal düzenleme ile bu iş tek başına düzelmiyor, düzelmez de zaten.

Peki ne olacak?

Şöyle anlatayım; gıda güvenilirliğinin oluşmasında dört önemli sac ayağı var bunlar; bilinci üretici, bilinçli tüketici, resmi denetim ve işletme içi iç denetim mekanizması.
“Gıda kanser yaparcılar”ın reyting rekorları kırdığı bir ortamda bilinçli tüketici ne oranda mevcuttur sorusunu ben cevaplamayayım herkes kendi cevabını versin. Diğer taraftan resmi denetimler, eksik yada tam, etkin yada değil bir şekilde gerçekleştiriyor o da tamam.

Asıl dikkat çekmek istediğim ve Bakanlık tarafından ihmal edildiğini düşündüğüm husus; İşletme içi "iç denetim mekanizması" yani istihdamı zorunlu personel uygulaması(IZP). Bu iç denetim tam manasıyla sağlanmadığı sürece  tek başına resmi denetimlerle gıda güvenilirliğinin sağlanması mümkün değil.

Birincisi 30 hp gücü altında ve on kişiden az işçi çalıştıran onay kapsamı dışındaki işletmelerde yani fırın pastahane lokanta börekçi yufkacı gibi işletmelerin hiçbirinde istihdamı zorunlu personel(gıda mühendisi) bulundurma zorunluluğu yok. Bakanlık tarafından yeterli denetim yapılamadığı durumlarda tamamen üreticinin ustanın insafına yada ekmek olayında olduğu gibi bilgi düzeyine kalmış bir gıda güvenilirliği gibi vahim bir durum var ortada!

Hoş üretici ya da usta gdolu olduğunu bilseydi kullanır mıydı? Bunun cevabını sektörde çalışan meslektaşlarım çok iyi biliyor, ben açıklamayayım!

İkinci olarak izp bulunduran işletmelerin durumu.  Peki bu işletmelerde istenen başarı sağlanabiliyor mu? Her şeyin sadece çok para kazanmak olmadığı güvenilir ürünlerin üretilmesi bilincinde olan bilinçli üreticileri kapsam dışında bırakarak cevaplayayım;

Elbette başarı sağlanamıyor!

Peki neden?

Şöyle anlatayım, bu sistem maaşını aldığı patronunun denetlenmesini, gerektiğinde engel olmasını istiyor, hadi bakalım olayın ciddiyetine binaen üst perdeden örnek vererek söyleyeyim, hadi bakalım bir gazeteci patronu aleyhinde gazetesinde yazı yazsın, bir bürokrat yanlış gördüğü yerde bakanı eleştirsin vb, bunlar yapılabiliyorsa, izp de pekala yapabilir.

Peki ne olmalı?

Çözüm çok basit, gıda terörü sorununu hakikaten ortadan kaldırmak istiyorsak eğer, işveren ile izp olarak çalışan gıda mühendisinin maaş bağlantısını kesmek. İzp üst kurulu adında bir yapı kurulur, küçük yada büyük ölçekli bütün işletmelere kapasitelerine göre tam ya da yarı zamanlı izp bulundurma zorunluluğu getirilir, izp ihtiyacı olan işletmeye bu kurul görevlendirme yapar, işletme gereken ödemeyi bu kurula yatırır, izp ise maaşını hiç işveren ile muhatap olmadan bu kuruldan alır. Böylece maaş bağlantısı olmayan bir gıda mühendisi uzmanlığını ve mühendis yaklaşımıyla farkını daha net bir şekilde ortaya koyar ve bağımsız ve özgür bir iç denetim sağlayabilir.

Gıda mühendisine gereken önemin verildiği işletmeler karşılığını fazlasıyla alıyor sonrasında diğer departmanlara bile gıda mühendisi görevlendirmeye başlıyor.

Binlerce gıda mühendisinin işsiz olduğu bir ortamda, pideden domuz eti, ekmekte gdo, peynirde kireç tozu, tereyağında patates püresi çıkması ve gıda boyasıyla renklendirilerek tavuk sakatatından üretilen dana kıymasının vatandaşa yediriliyor olması çok düşündürücü!!!

Bu arada, 2017 Türkiye'sinde hala Belediye Zabıta personellerince gıda denetimleri yapıldığına şahit oluyoruz, gıda denetimi uzmanlık gerektiren bir husus, bırakın bunu daha fazla gıda mühendisi istihdam edilerek Gıda TH Bakanlığı yapsın, yok illaki Belediyeler de yapacaksa gıda mühendisi istihdam etsin, denetimleri gıda mühendisi uhdesinde gerçekleştirsin.

Bizler samimi bir şekilde çözüm önerileri sunuyoruz, umarım dikkate alınır.
 

DİĞER HABERLER