MAKALE

Yayın Tarihi: 09.02.2016 Salı 12:24:26

Artan Gıda Fiyatları Gıda Üretiminde Hileli üretimi Tetikler mi?

Serkan DURMUŞ

Artan Gıda Fiyatları Gıda Üretiminde Hileli üretimi Tetikler mi?
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ( FAO ) verilerine göre, dünyadaki gıda fiyatları geçen yılın ocak ayı ile kıyaslandığında yüzde 16 oranında geriledi. Geçen yılın tamamında ise yüzde 19 düşerek art arda dördüncü defa yıllık bazda düşüş yaşadı.

Ülkemizde ise durum çok farklı. Ocak ayında geçtiğimiz yılın ocak ayı değerlendirildiğinde gıda fiyatları yüzde 11,7 artarken 2015 yılı genelinde bazı gıdalarda yüzde 30’ların üzerinde artışların görüldüğünü ve özellikle işlenmiş gıda ürünleri ile et ve et ürünlerinin fiyatlarındaki artışın son yılların en yüksek seviyelerinde olduğunu söylemek mümkün.

Aslında ülkemizde gıda fiyatlarının artışı bu yıla özel bir durum değil. Son yıllarda dünya gıda fiyatları ile kıyaslandığında ülkemizde gıda fiyatlarının, özellikle son beş yıldır ciddi oranda arttığını net bir şekilde görebiliriz. Bu durum ülkemizde tarım ve gıda sanayine dair birçok problemin tekrar değerlendirilmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Ülke olarak artık çok gerilerde kalmış olan bir tanımlamayı üzülerek söylememiz gerekir ki, artık tekrar gözden geçirmeliyiz. Evet, artık kendi kendine yetecek kadar tarım yapabilen ve kendi halkının gıda gereksinimini sağlayabilen bir ülke değiliz. Bu durum bizleri dışa bağımlı kılmakta ve diğer sanayi girdilerinde olduğu gibi tarımsal ürünlerde ve gıda ürünlerinde de dolar ve euro ile gıda ürünleri ithal eden bir ülke konumuna sokmaktadır. Dolayısıyla, tarımsal ürünler ve gıda fiyatlarının ülkemizde yükselmesine sebep olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.


Tüm bu gelişmeler ile birlikte artan gıda fiyatları ve maliyetleri Gıda sanayinde hileli gıda üretiminin yapılmasını teşvik eder mi?

Gıda Güvenliği ve Halk Sağlığı, üzerinde yorum yapmayı bile düşünemeyeceğimiz kadar önemli iki kavramdır. Bu nedenle insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü gıda üretimi ve yapılabilecek hile ve tağşiş önlenmeli ve tedbirler alınmalıdır. Ancak bunları biliyor olmamız, ucuz fiyata gıda talebinin aslında ucuz fiyata gıda arzını tetikleyebileceği gerçeğini değiştirmeye yetmez.

Ekonomik alım gücünün düşmesi, insanların gıdaya duydukları gereksinim ve yüksek fiyattaki gıda maliyetleri, pek tabiî ki gıda hileleri ve tağşişlerle daha ucuz ve sağlıksız gıda üretilmesini teşvik edebilir. Bu durum şayet kontrol altına alınamaz, üretim ve piyasa denetimleri etkin olarak gerçekleştirilemez ise, güvenli ve sağlıklı gıda üretimi sadece üreticinin vicdanına bırakılırsa, son dönemlerde çokça duyduğumuz ve kamuoyunda yer alan gıda zehirlenmeleri ve gıda hilelerini daha çok duyar hale gelebiliriz.

Kanun ve yönetmelikler tek başına bir anlam ifade etmez. Denetim ve kontrol mekanizmasının tam anlamıyla işlemediği bir ortamda gıda güvenliği ve halk sağlığı kavramlarından söz edilemez.

Tam da burada birbirinden ayrılmaz üç sacayağına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Üretici, insan sağlığı ve gıda güvenliğini her şeyin üstünde görerek üretim yapmalı, bir gıda üreticisi olarak güvenli gıda üretmesinin başlıca görevi olduğu gerçeğini unutmamalıdır. Ürettiği gıda ürününde ilgili mevzuat ve kanunlara uygun üretim tekniğini uygulamalıdır.

İşin kontrol mekanizmasını elinde bulunduran Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasındaki en büyük sorumluluk sahibi olarak denetim mekanizmasını eksiksiz yerine getirmelidir.
Son olarak, bizler yani tüketiciler ise ne aldığını ve tükettiğini bilen sorgulayan bilinçli bir gıda tüketicisi olarak, sadece fiyata dayalı gıda satın alma yapmamalı,  aldığımız gıda ürününü sorgulamalıyız. Olabilecek herhangi bir olumsuzlukta, ilgili birimlere bilgi vermeyi alışanlık haline getirmeliyiz.

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, Sağlıklı Nesiller Ancak Güvenli Gıda ile Beslenerek oluşturulabilir.