MAKALE

Yayın Tarihi: 16.01.2018 Salı 16:35:00

Artan tüketici hassasiyeti ve EDT sektöründe helâl gıdanın önemi

Enes Külcü

Artan tüketici hassasiyeti ve EDT sektöründe helâl gıdanın önemi

Evinizdeki tüketimlerinizde doğru üretim yaptığınızdan emin olabilirsiniz. Etinizi yıllardır alışveriş yaptığınız kasaptan, süt ve ürünlerini mahallenin değişmeyen şarküterisinden alıyorsunuz. Hatta ekmeğinizi aldığınız fırın bile kaç kuşaktır aynı aile tarafından işletiliyor. Peki ya, evinizin dışında tükettikleriniz. Onlar da helal mi?

Türkiye’de helâl belgesi veya ilk dönemlerdeki hali ile helâl beyan talebi, önceden de olmakla birlikte, en belirgin şekilde 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Avrupa’da ve Amerika’da karşılaşılan risklerden ötürü, ülkemizde üretilen margarinlerin de domuz kökenli yağlar içerebileceği şüphesi ile tüketilmemesi üzerine, özellikle domuz türevli riskler üzerine yoğunlaşıp, dindar kasaplardan et alma hassasiyetiyle devam etmiştir.

Zamanla lokantalardaki etlerin helâl olup olmadığı sorulmaya başlanmış, diş ve tıraş fırçalarında domuz kılı bulunma ihtimali gündeme gelmiş ve zamanla bu konudaki hassasiyet artmıştır. Bu dönemde helâl-haram yiyeceklerle alâkalı kitaplar, kitapçıklar, elle yazılmış haram/şüpheli katkı maddeleri listeleri hazırlanıp dağıtılmıştır.



Süt ürünlerinde peynir mayalarının helâlliğinin sorgulanması, aromalı içeceklerde alkol konusunda farkındalığın artmaya başlaması ve sonrasında karmin ve sellak gibi böceklerden elde edilen katkı maddelerinin “haram” ilan edilmesi, sosyal medyada bu şüpheli katkı maddelerini kullanan firmalara yönelik başlatılan linç kampanyaları ile sosyo-ekonomik bir olgu olarak helâl gıda meselesi ortaya çıkmıştır.

Ev dışı tüketim sektörü ise, helâl gıda alanında meydana gelen gelişmeler ve artan tüketici farkındalığına bağlı olarak değişen tüketim tercihlerinden en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir.

Tüketiciler hane içi tüketimlerinde tükettikleri ürünleri kendi tercihlerine göre belirlerken, ev dışı tüketimde içecekler ve soslar dışında kalan ürünlerde firmaların tercihlerine bağlı olarak ürün tüketmektedir. Bu durum tüketicilerin daha sorgulayıcı olmaları ve tüketime sunulan ürünlere daha şüpheci olarak yaklaşmalarına sebep olmaktadır.

Ev dışı tüketim alanında bu konudaki hassasiyetin, toplumun genel helâl gıda hassasiyetleri ile aynı doğrultuda kanatlı ürünleri, süt ürünleri, içecekler, kısmen de pastacılık ürünleri, kırmızı et ve şarküteri ürünleri üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Ancak diğer ürün gruplarına ait helâl riskleri konusunda tüketici farkındalığının artması zaman içerisinde diğer ürün gruplarının da sorgulanmaya başlayacağı ve tüketicilerin tükettikleri ürünleri seçerken kullanılan malzemeleri sorgulamak veya firmalar tarafından sunulan hizmetlerin helâl gıda standartları açısından kontrol altına alınması talebini doğurduğu görülmektedir. Nitekim otel, restoran ve sınırlı da olsa kafe sektörlerinde helâl gıda çalışmalarının artması bu durumun somut göstergesidir.



Ülkemizde faaliyet gösteren küresel restoran zincirlerinin bazılarının da bu hassasiyete uygun olarak özellikle kanatlı eti ve kırmızı et içeren ürünlerinin tedarikinde helâl belgesini sorgulaması ve bunu reklamlarında yoğun olarak kullanması kısa ve kısmen de olsa orta vadede helâl gıdanın sektörde önemli bir rekabet aracı haline geleceğini de göstermektedir.

Ev dışı tüketim sektöründe kullanılan gıda malzemeleri hane içi tüketime göre farklılık göstermektedir. Helâl açısından düşük de olsa risk içeren ürünleri ele aldığınızda, otel ve pastane gibi işletmelerde birkaç yüzün üzerinde malzeme kullanıldığı düşünüldüğünde, tüketicilerin her geçen gün yaygınlaşan helâl gıda talebine uyumun zaman alması kaçınılmaz olacaktır. Bu açıdan bakıldığında ev dışı tüketim alanında hizmet veren firmaların orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek ticari riskleri önleme adına şimdiden tedbirler alması, satın alma politikalarını gözden geçirerek malzeme kabul kriterleri içerisine almaları büyük önem taşımaktadır.

Helâl belgelendirmeye neden ihtiyaç duyuyoruz?

İçinde bulunduğumuz modern üretim sistemi içerisinde herhangi bir Müslüman, uzman desteği olmaksızın bir ürünün helâlliği konusunda kesin bir karara varamaz. Doğru bir karar alınabilmesi için İslam hukukunu da bilen, gıda, veterinerlik, ziraat, biyoloji, kimya vb. gibi alanlarda uzman bilim adamlarının değerlendirmesi ile konunun teknik yönüne de vakıf, Müslüman din âlimlerinin, karar alma sürecinde olması gerekir. Bir gıda ürününün helâl olabilmesi için, ürünün veya üründe kullanılan hammaddelerin helâl olması yeterli değildir. Gıdanın menşei, üretim veya işleme süreci ve işleme metotlarının da İslam hukukuna uygun olması gerekir. Aynı zamanda, tüm bileşenlerin ve proses yardımcı malzemelerin de İslami esaslara göre meşru yollardan elde edilmiş olması gerekir.

Helâl gıda, haram veya şüpheli gıda ve maddeler ile necis(kirli, pis) olan şeylerden arındırılmış olmalıdır. Hal böyle olunca endüstriyel gıda ürünlerinin çok büyük bir kısmı düşük de olsa helâl riskleri içermektedir.

Helâl belgelendirme nedir, ne anlama gelir?

Hammadde ve proseslerin teknik kontrolüne dayalı, alanında uzman en az iki Müslümanın fiili gözlemleri ve sistemin devamlılığını sağlamak için kurulan bir helâl güvence sistemine istinaden yapılan kefalet, şehadettir. Dilimize İngilizceden geçen sertifikasyon aslında şahadetname anlamı taşımaktadır ve İslam hukuku açısından bağlayıcı olan bir beyanı ortaya koyar. Helâl gıda sertifikasyonu fıkhî bir konudur. Ürünlerin sevkiyat, depolama ve satış aşamalarında ilave tedbirler içeren sistematik bir yaklaşım gerekmektedir. Belgelendirme, belge kapsamına giren ürünlerin helâlliğini etkileyen tüm süreçlerin ve bu süreçlere ait risklerin izlenebilir bir sistem dahilinde sürekli kontrol altında tutulmasını sağlar.

Türkiye’de helâl gıda belgelendirme faaliyetleri

Türkiye’de 2000’li yılların başında sivil toplum çalışmaları vasıtası ile helâl gıda üretimi ve belgelendirmesi için çeşitli dernek, birlik, platform ve vakıf kurulmuştur. 2008 ve sonraki süreçte hızlanan çalışmalarla birlikte ülkemizde, çok azı sivil toplum kuruluşu olmak üzere, onlarca belgelendirme kuruluşu helâl gıda alanında hizmet vermeye başlamıştır. Bugün itibari ile tüm dünya Müslümanları tarafından kabul görmüş bir “helâl” sertifikasyonu yoktur. Bu tür sertifikasyon yapan bağımlı ya da bağımsız birçok kurum ve kuruluş olsa da, Yahudilerin koşer belgelendirme kurumları veya vegan/vejeteryan belgelendirmesi yapan diğer kuruluşlarda da karşılaşıldığı üzere genel kabul gören bir sistem mevcut değildir.

GGV İşletmeler Müdürü Enes Külcü

YAZARIN SON 5 MAKALESİ