MAKALE

Yayın Tarihi: 20.10.2012 Cumartesi 09:49:23

ÇİNLİLERDE YEMEK KÜLTÜRÜ

Şengül PARLAK

ÇİNLİLERDE YEMEK KÜLTÜRÜ
Çin mutfağı denildiğinde ilk aklımıza gelen nedir?
 
Suşi? Pirinç? Böcek? Çay?
 
Evet bu saydıklarımı kesin düşünmüşsünüzdür. Aslında araştırdığınızda çok daha fazlasıyla karşılaşacaksınız.
 
            Çinlilerin farklı bir yemek kültürü vardır. Bu kültürün şekillenmesinde, nüfusun fazlalığı, ekilebilir alanın azlığı, kaynakların kıtlığı, geçmişten gelen kültüre bağlı kalmalarını sayabiliriz. Sağlıklı yaşamak için inandıkları bazı kuralları da unutmamak gerekir.
 
            Çin mutfağında esas olan az yağlı hazırlanmış yemeklerdir. Sebzeleri genellikle hızlı ve buharda pişirirler. Yemeklerini küçük parçalı, az ve sık olarak tüketirler. Çubuklarla yavaş yerler.  Sofralarında yeşil, kırmızı, mavi, sarı ve beyaz  renkleri bir arada kullanırlar. Renkli sebzelerin aynı anda tüketilmesi onlar için dengeli beslenme anlamına gelir. Dengeli beslenmenin diğer bir anlamı da aynı öğünde tatlı ekşi ve acı oranının da sağlanmasıdır. Her rengin, vücuttaki işlevinin ayrı olduğuna inandıkları için gün içinde bunları dengeli tüketmeye çalışırlar. Pirinç vazgeçilmezdir. Alışık olmadığımız renklerde envai çeşit pirinç yemeği yaparlar. Genelde yağı ve tuzu az olarak pişirilmiş bir pirinç (Biz buna pilav değil de lapa diyoruz.) mutlaka öğünlerinde vardır. Yeme ritüelinde pirinç genellikle en son yenir. Ekmek yeme alışkanlıkları yok denilecek kadar azdır. Enerjiyi arttıran yiyecekleri tercih ederler. Onlar için vitamin ve mineraller önemli değildir. Önemli olan vücut ısısını arttırmaktır. İnandıkları şey; ateş, yağı eritir; suyu, buharlaştırır. Bu sayede zayıf ve sağlıklı kaldıklarına inanırlar. 
                        

            Çinliler gerçekten böcek tüketirler mi? Çine giden bir arkadaşım yanında bol miktarda kraker ve meyve taşıyordu. Rehber olduğu için sık sık gitmek zorundaydı fakat damak tadı onlarınkine uymuyordu. Bana bunu anlattığında böcek yiyemiyor diye düşünmüştüm. Genel kanıdır çünkü Çin’de, mutlaka böcek yenir. Aslında bu doğru değil Çin’in her bölgesinde böcek yemek yaygın değildir. Her Çinli böcek tüketmiyor. Genelde güney bölgelerinin ormanlık alanlarında oluşan yerleşimlerde, tercih edilen bir besin türü.
 
            Çinlilerin yemeklerle ilgili çok fazla inanışı vardır. Bazılarını sıralarsak, doğum günlerinde uzun ömrü temsil eden uzun makarnalar pişirirler. Onlar için balık bolluğu, portakal hayatın tatlılığını, ördek ise neşeyi ifade eder.
 
            Balık, sofralarının vazgeçilmezidir. Diğer ülkelerden farklı olarak Çin’de köpek balığı yüzgeci tüketilmektedir. Zengin sofralarının vazgeçilmez bir gösterişidir. Son yıllarda bu tür avlanmanın eko dengeyi bozacağı konusunda çok fazla tartışmaya neden olduysa da hem tüketeni hem de ticari getirisi fazla olduğundan bu duruma bir çözüm bulunacak gibi gözükmemektedir.

            Çinlilerin en ünlü içkisi, Baijiu’dur. Bu içki süpürgedarısı, buğday, arpa ve darıdan üretilir. Türkiye’de çin rakısı olarak bilinse de görünüş itibariyle şaraba daha çok benzer. Fakat lezzeti kendine özgüdür. Maotai içkisi ise baijiu’ dan, sonradan ayrılmış farklı bir içki olarak sunulmuştur. Bu içkinin hikayesi şöyledir; Çin - Kızıl Ordu "Uzun Yürüyüş" sırasında Maotai'ye sığınınca Milliyetçi güçlerden kaçmaktan yorulan Mao'nun gerillaları, burada kalıp yerel halkın ürettiği ve yüksek alkol oranlı içkiyle yaralarını temizleyip üzerlerindeki baskıyı unutmaya çalışmıştı. Maotai bu konuda etkili de olmuş ki  Kızıl Ordu'nun liderlerinden Zhou Enlai, sonraları tarihçilere verdiği bir mülakatta "Uzun Yürüyüş’’ büyük oranda Maotai sayesinde başarıya ulaştı" demiştir. Zhou 1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı olunca, Moutai isimli bu içeceği Çin'in "milli içkisi" ilan etmiştir.

          
            Çin’den bahsetmişken çaydan bahsetmemek olmazdı. M.S. 713’ler de tapınaklardaki Budist ve din adamlarının uzun meditasyon yaptıklarında uykuları gelirdi. Bu yüzden sıklıkla çay içerlerdi. Uykularının açılması için başlamış olan bu gelenek yıllarca sürmüş ve alışkanlık haline gelmiştir. Çinliler, nerdeyse günün 24 saati çay içerler. Seyahatlerinde, öğünlerinde yemekten önce yemekten sonra içtikleri çok çeşitli çayları vardır. Değişik baharatlarla tatlandırdıkları demleyip demleyip içtikleri çaylardır bunlar… Her bölge halkının çay içme alışkanlığı farklıdır. Örneğin, Hunan bölgesinde konuklar zencefilli ve tuzlu çayla ağırlanır. Bu çayın içine tuz, zencefil, kızarmış soya fasulyesi tohumları ve susam koyulur. Çay bardağını sallayarak içerler. Çay bitince içinde kalan soya, susam ve zencefili çiğnerler. Bazı bölgelerde misafir çay içmeye devam etmek isterse bardakta biraz çay bırakır ve ev sahibi bunu görünce çay ikramına devam eder. Eğer bardaktaki çay tamamen içilmişse bir daha çay doldurulmaz.
 
            Çin toprakları çok uzun yıllardır var olan bir medeniyetin sahibidir. Yaşam tarzları dünyayla birlikte değişiklik gösterse de başka ülkelere oranla geleneklerinden çok vazgeçmeyen bir toplumdur. Yemek kültürleri de bu gelenek ve göreneklerinin bir parçasıdır. Umarım uzun yıllar direnirler ve farklılıklarını sürdürürler. Yoksa dünya fast food’la yaşamaya alışmış kilo problemi yaşayan ve yemek yeme kültürünün unutulduğu tek tip insanların yaşadığı bir yer haline gelecektir.