MAKALE

Yayın Tarihi: 19.12.2016 Pazartesi 12:43:18

Gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme!

Bilal YILDIRIM

Gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme!
Gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme bireysel bir bilinç olarak değil, tüm toplumu ilgilendiren bir kültür meselesidir. Ancak bu anlayışla hareket edi­lirse başarı mümkün olur. Eğer çalışanlara iki günlük hijyen eğitimleriyle bu kültürü aşılamaya çalışırsanız şimdiden söyleyeyim bu aşı tutmaz.

Merhabalar kıymetli okurlar. Bir önceki yazımızda güvenli gıda ve denetim konusunu irdeler­ken güvenli gıda talebinin karşılanma­sı için gereken üç temel öğeden bah­setmiştik. Bunlara gıda güvenliğinin sağlanması için temel sacayakları da denilebilir. İsterseniz hemen hatırlaya­lım:

1.Kusursuz bir mevzuat,

2.Etkili bir denetim,

3.Eğitim.

Mevzuat ve denetim kısmına değin­diğimiz yazımıza, bize ayrılan sürenin dolmasıyla, virgül koyup eğitim konu­sunu bir dahaki yazımızda değerlen­direceğimizi duyurmuştuk.

Geçmişten günümüze atılan adım­lar ile gıda güvenliğinin sağlanması adına olumlu sonuçlar ortaya çıksa da yaşanan sorunlara bir türlü kalıcı çözümlerin bulunamayışı aslında bir eksikliğin işaretiydi.

Toplumun tüm kesiminin ‘Gıda Gü­venliği ve Sağlıklı Beslenme Eğitimine’ tabi tutulması, bu konudaki temel bil­gilerle donatılması, hayatları boyunca sürdürecekleri beslenme faaliyetleri açısından oldukça önemlidir. Ayrıca gıda sektöründe kariyer hedefleyen bireyler için de bulunmaz bir nimettir.

Tüketici bilinçsiz, üretici bilinçsiz, de­netleyici bilinçsiz… bu durumda kar­şılaştığımız manzara ise:

Denetimde bir elinde telsiz sokaktan üretime dalan (baskın yapıyorlar ya işin büyüsü bozulmasın) zabıta me­murları, elleyerek, koklayarak gıdanın güvenilir olduğuna karar verir. Elinde eldiveni başında bonesi ve uygun kı­yafeti bulunmayan üretim/satış ele­manına da fırça çeker, belediyelerimiz de bu görüntüleri ‘gıda denetimleri tam gaz…’ gibi başlıklarla sayfala­rından kamuoyuna duyurarak üzerle­rindeki sorumluluğu atmanın hazzını yaşarlar.
Gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme bireysel bir bilinç olarak değil, tüm toplumu ilgilendiren bir kültür mese­lesidir. Ancak bu anlayışla hare­ket edilirse başarı mümkün olur. Eğer çalışan­lara iki günlük hijyen eğitim­leriyle bu kül­türü aşılama­ya çalışırsanız şimdiden söy­leyeyim bu aşı tutmaz.

Dünyada her yıl 1,5 mil­yonu çocuk yaştakiler olmak üzere 1,8 mil­yon insan gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Kayıt altına alınama­yanları da düşünecek olursak bu rakamlar çok çok yukarıya çıka­caktır. Ülkemizde her geçen gün yeni bir gıda zehirlenmesi vakasıyla karşılaşıyoruz. Her ne kadar Türkiye’de gıda kaynaklı hastalıklar ile ilgili kayıtlar tutulmuyorsa da basına yansıyan gö­rüntü ve haberler; toplumda kalp da­mar hastalıklarının, tansiyon, obezite, sindirim sistemi rahatsızlıklarının, kan­serin (araştırmalara göre %30’luk en yüksek oran ile beslenme kaynaklı­dır), yetersiz ve sağlıksız beslenmeye bağlı diğer hastalıkların yaygın olarak görülmesi durumun oldukça vahim olduğunu kanıtlamaya yetiyor. Belki sağlıksız bir toplumun maddi ve manevi zararlarının ya­nında lafı bile olmaz ama bu hastalıkların tedavisi için harcanan milyarlarca lira da ülke ekonomisine büyük bir yük oluştur­maktadır.

Türkiye’de gıda sektörü­nü oluşturan işletmelerin neredeyse tamamı KO­Bİ’lerden oluşmaktadır. İşyeri sahiplerinin ve personelin gıda gü­venliği bilincinden yoksun olması sık­lıkla taklit ve tağşişe başvurulmasına neden
olmaktadır.

Diğer yandan bilinçsiz tüketim alış­kanlıklarımız nedeniyle yılda milyonlar­ca liramız çöpe gitmektedir. Biliyorsu­nuz ekmek israfının önüne geçilmesi amacıyla bir kampanya başlatılmıştı. Bu konuda açıklama yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiye’de çöpe giden ekmeğin günde 6 milyon, yılda 2,1 milyar, bu israfın yıllık ekonomik boyutunun da 1,5 milyar liraya yakın olduğunu, bu maddi kayıpla 3 çocuklu 104 bin aile­nin geçinebileceğini söylemişti.

Kampanya fikrinin güzel bir çalışma olduğunu kabul etmeme rağmen çok hızlı değişen gündem içinde kaynayıp gittiğini düşünmekteyim. Bu ve ben­zeri kampanyalar hızlı bir şekilde etkili olmakta fakat vadesi oldukça kısadır. Bizlerin güvenli gıda ve sağlıklı bes­lenme konusunda günü kurtaracak değil uzun vadede toplumun tüm ke­simlerini içine alan köklü bir projeye ihtiyacımız vardır.

Bu vesileyle; Gıda Mühendisleri Derneği’nin başlatmış olduğu, ‘Gıda Güvenliği Dersi İstiyoruz’ başlığıyla duyurduğu projenin sivil toplum ku­ruluşlarına ve ilgili kurumlara örnek teşkil etmesini umuyorum.