MAKALE

Yayın Tarihi: 26.12.2017 Salı 12:35:00

Gluten, glutensiz yaşam ve çölyak

Meltem Şimşek

Gluten, glutensiz yaşam ve çölyak

Glutensiz beslenme, bu tahılların ve bu tahıllardan yapılan gıda ya da malzemelerin yenmemesini gerektirir. Şüphesiz, ekmek, makarna ve glutenli unla pişirilmiş pastane ürünleri buna dahildir. Ancak soslar, salata sosları, çorbalar ve diğer işlenmiş gıdalar gibi çok bariz olmayan gıdalarda da gluten olabilir. Bu gıdalar, glutenli tahıllardan türemiş az miktarda bileşen içerebilir. Çapraz bulaşma yani kontaminasyon olma ihtimaline karşı diğer ürünlere de gluten bulaşmamış olması glutensiz beslenmede en önemli husustur. Kimler glutensiz diyet izler? Çölyak hastalığı olan bireylerin sağlıklı olmak için glutensiz beslenmeleri gerekir. Bu bireylerin gluten tüketmesi, bağırsak hücrelerinde ters bir etkiye sebep olup, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hatta bağırsak kanserine kadar gidebilir. Glutene ters tepki veren ancak çölyak hastası olmayan bireylerde, henüz sınıflandırılmış çölyak dışı gluten duyarlılığı olabilir. Bu rahatsızlıkta, glutenin verdiği hasarın, çölyak hastalığınınki kadar şiddetli olmadığı düşünülmektedir. Ancak her iki rahatsızlığında tek tedavisi, glutenin beslenmeden çıkarılmasıdır.



Gluten alerjisi, gluten intoleransı, buğday alerjisi gibi rahatsızlıklar da glutensiz beslenme gerektirir.

GLUTENSİZ DİYET FURYASI

Zorunlu olarak glutensiz beslenme durumunda olan kişiler dışında normal bireylerde de glutensiz (Gluten-Free) diyet uygulanabiliyor. Birkaç kilo fazlalığı beraberinde (gaz, şişkinlik, hazımsızlık, ishal-kabızlık) sindirim problemi yaşıyorsanız diyetisyeninizin sizin için özel hazırlayacağı “glutensiz beslenme” programını uygulayabilirsiniz. Glutensiz diyet sindirim sistemi problemlerinin çözülmesinde yardımcı olduğu gibi çölyak hastalarının şikayetlerini zamanla ortadan kaldırır. Yaşam kalitesini arttırır. Gluteni hayatınızdan çıkarmakla birlikte unu, makarnayı, ekmeği de hayatınızdan çıkararak karbonhidrat grubu elimine edildiği için vücut kilo dengesini kontrol altına alabilirsiniz. Burada da glutenin yerini hangi besin ile doldurduğunuz önem kazanıyor. Gluten içermeyen ve artık büyük marketlerde de bulabileceğiniz glutensiz ürünler ile birlikte meyve, sebze ve baklagiller tüketirseniz kilo dengesini sağlamanıza da katkı sağlayacaktır.

Son zamanlarda adını sıkça duymaya başladığımız gluten; buğday, arpa, çavdar ve yulaf içinde bulunan bir proteindir. Hamurun kabarmasını sağlayan ve raf ömrünü uzatan bir proteindir. Glutenle ilgili bir rahatsızlığı olan bireylerce tüketildiğinde ters etkilere sebep olur.

Glutensiz Diyet Neden Bu Kadar Yaygınlaştı?

Dünya’da çölyak hastalığının görülme sıklığı % 1’dir. Avrupa‘da tanı konulmuş çölyak hastalığının yanı sıra tanı alamamış birçok hasta vardır. Amerika’da ise “buğday göbeği” olarak da isimlendirilen bu diyet sıklıkla gündeme gelmektedir ve yaygınlaşmaktadır. Glutensiz diyet ve buna bağlı rahatsızlıklar konusunda bilincin artması beraberinde teşhis oranının da artmasını sağlıyor. Amerika’da Hartman Grubu’nun yetişkin glutensiz tüketicileri üzerinde yapmış olduğu bir ankete göre glutensiz tüketicilerin % 39’u sindirim sağlığı nedenleriyle bu ürünleri satın aldığı, %33’ü besin değerlerinden dolayı tükettiği, %25’i kilo konusunda yardımcı olduğu, %20’si sağlıklı bir cilt için, %18’i eklem ağrısını hafiflettiği için ve sadece %5’i çölyak hastalığı tedavisi için glutensiz beslendiğini belirtmiş durumda. Amerika’da bu denli tercih edilen beslenme stilinin Avrupa’da da aynı hızla büyüdüğünü ve yavaş yavaş ülkemize de geldiğini söyleyebiliriz.



Türkiye’de Glutensiz Üretim Türkiye’de maalesef %100 ve sadece glutensiz ürün üreten bir fabrika, üretim tesisi bulunmamaktadır. Bazı markalar kendi ürün yelpazelerine sadece bir veya birkaç çeşit glutensiz ürün eklemişlerdir. Ancak glutensiz diyet kültürünün de daha yaygın olduğu ve bilindiği ülkelerde glutensiz ürün üretimine profesyonelce yaklaşan, fabrikalarında sadece glutensiz ürün üreten firmalar bulunmaktadır. Ülkemizde de marketlerde glutensiz reyonlarında bu ürünleri görebiliyoruz. Gluten üretim anlamında çok hassas yaklaşılması gereken bir konu. Havadan bile bulaşabilen bu proteinin çapraz bulaşma riskinin kesinlikle olmadığı bir üretim hattında üretilmesi gerekmektedir. Ülkemizde bu anlamda da gerekli titizliğin gösterilmesi gerekmektedir. Devletin de üretim hususunda yerli üretimi desteklemesi ile birlikte ithalatta da çıkarılan zorlukları kaldırması önem arz etmektedir. Bu durum yerli üretim ile birlikte ithal ürünler arasında rekabete teşvik edecek; bu da yerli üretiminde daha kaliteli, lezzetli ve güvenli ürün üretmesini sağlayarak, glutensiz ürün üretiminde olumlu ivme kazandıracaktır.

Glutensiz tahıllar da var! Glutensiz diyet, buğday, arpa, çavdar gibi tahıllardan, bu tahıllardan elde edilen yiyeceklerden kaçınmayı gerektirir, ancak birçok lezzetli ve sağlıklı glutensiz tam tahıllar da bulunmaktadır. Amarant, esmer pirinç, karabuğday, mısır unu, mısır irmiği, öğütülmüş mısır, darı, kinoa, sorgum, tef. Glutensiz diyeti zorunlu olarak uygulayan glutene bağlı rahatsızlıkları olan kişiler özellikle ilk zamanlarda bazı besin öğelerinden uzak kalabiliyorlar. Özellikle amarant ve kinoa gibi vitamin, mineral gibi besin değeri yüksek içerikli tahıllar vücudun eksik kaldığı sağlıklı bileşenleri tamamlamada yardımcıdır. Günümüzde yeni yeni tanınmaya başlanmış quinoasure (hazır kinoa tozu) ise pratik şekilde tüm yiyeceklere ekleyerek pişirmeden kullanılabilir. Ülkemizde çölyak hastalarının yüzde %96’sı çölyak olduğunu bilmiyor! Çölyak; Bağışıklık sistemine bağlı sindirim sistemini ilgilendiren bir hastalık olup, hasta kişilerde buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içerisinde bulunan gluten isimli bir proteinin ince bağırsakta parçalanamamasından meydana gelen bir emilim bozukluğu hastalığıdır. Çölyak hastalığı tıp dünyası tarafından tüm dünyada çocukluk ve yetişkin dönemlerinde en sık rastlanan kalıtsal hastalık olarak kabul edilmektedir. Yaşamın herhangi bir döneminde görülebilir.

Çölyak hastalığının çeşitli belirtileri olabilir. Belirtilerin çok farklılık göstermesi ve bazı durumlarda hastalığın hiç̧ belirti vermemesi çölyak hastalığının teşhisini zorlaştırmaktadır. Tipik belirtileri; ishal, kusma, kilo ve güç̧ kaybı, karın şişkinliği, karın ağrı sı, mide bulantısı ve özellikle çocuklarda gelişim bozukluklarıdır. Yetişkin insanlarda bazen halsizlik, yorgunluk, anemi, osteoporoz, vitamin ve mineral eksikliği ile laktoz intoleransı gibi bağırsak bölgesi dışında da belirtiler görülebilir.

Teşhis: Günümüzde gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde çölyak hastalığının erken tanısı için parmaktan alınan bir damla kan ile anında uygulanabilen pratik, hızlı ve güvenilir Biocard Çölyak Testi (anti tTG yöntemi) çölyak hastalarının tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Biocard Çölyak Testi tipik belirti gösteren vakaların ve yüksek risk oluşturan grupların (tiroit, tip1 diyabet gibi hastalar ile çölyaklıların birinci derece akrabaları) yanı sıra genel toplum taramalarında da çölyak tanısı için kullanılmaktadır. Çölyak hastalığı, kandaki belirli antikorların (anti tTG, Anti Endomisyum (EMA) ve 3 yaşından küçük çocuklarda AGA IgA ve IgG) seviyesinin ölçüldüğü kan tahlilleri ile tanı alabilir. Kesin tanı ise biyopsi ile konulmaktadır.

Türkiye’de Çölyak Hastalığı Bakanlığımızın Sağlık Bilgi Sistemlerinde Nisan ayı Çölyak hastalığı raporu alan hasta sayısı yaklaşık 70.000 olarak bilinmektedir. Bu oran teşhis almış ve Bakanlığa yapılan başvuru Çölyak hastalığında teşhis problemi Toplumda tanı almamış hastalar buz dağının maalesef görünmeyen kısmıdır. Bu demek oluyor ki, birçok çölyak hastası çölyak olduğunu bilmeden hayatına devam etmekte belki de ülkemizde bilinç düşük olduğundan diğer hastalıklar ile karıştırılıp sancılı şekilde yanlış teşhis ve tedavi ile hayatlarını sürdürmektedirler. Teşhis oranının artmasındaki en önemli rol topluma düşmektedir. Toplumun bu konudan mutlaka haberdar olması ile birlikte hekim ve sağlık profesyonellerinin de mutlaka bu hastalıktan şüphelenmesi gerekmektedir.

YAZARIN SON 5 MAKALESİ