MAKALE

Yayın Tarihi: 16.03.2013 Cumartesi 14:01:29

Güvenilir Gıda İçin Etiketi Okuyun!

Bilal YILDIRIM

Güvenilir Gıda İçin Etiketi Okuyun!

Gıda-insan, et-tırnak… meşhur ayrılmaz ikililerimizden… insanoğlu besinini dış dünyadan temin etme mecburiyetindedir. Peki gıdasını nasıl seçecektir? Bu soru son zamanlarda aklımızı kurcalayan temel sorulardan birisi haline geldi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın standart dışı üretim yapan firmaları ve ürünlerini teşhir etmesiyle, ciddi bir temele dayanan, sorular yumağı oluşmaya başladı zihinlerde…

Şehir efsanesi gibi dolaşan söylentiler, yetkili ağızlardan ifşa edilir oldu. Bununla kalsa iyi diye başlayan cümleler kuruluyordu…

Neye-kime güveneceğimizi şaşırıyor, güvendiğimiz dağlara yağan karı izliyorduk. Teşhir edilen firmalardan yapılan açıklamalar, deyim yerindeyse, özrü kabahatinden büyük dedirtiyordu, bir mühendis gözüyle baktığımızda. Büyük bir firmanın %100 dana etinden üretilen ürününde kanatlı eti tespit ediliyor ve teşhir ediliyor. Firma ise; üretim hattında kalan kanatlı etinin ürüne bulaşmış olabileceği, müşterilerini kandırmak-haksız kazanç sağlamak gibi bir niyet taşımadıkları açıklamasında bulunuyordu ve tüm kanuni haklarını da kullanacaktı.

Oysa eğitimini aldığımız mühendisliğin ilgili derslerinde beyaz et ile kırmızı etin çapraz bulaşma riski, bol ünlemli cümlelerle anlatılıyor, zihnimize kazınıyordu. Evlerimizde de beyaz et ile kırmızı etin aynı tahtada işlenmemesi öğütleniyordu…

Diğer yandan milli ve manevi hassasiyetlerle “halkın sahip çıktığı” büyük bir firmanın, GİMDES tarafından yürütülen Helal Gıda çalışmalarına şiddetle köstek olması, aynı büyük firmaya ait farklı bir marka ile pazarlanan ürünün, yayınlanan tağşiş listesinde yer alması ise bizleri hayli düşündürmekteydi…

Peki bu haberlerle adeta dengesi bozulan tüketicilere yapılan tavsiye neydi? Hemen söyleyelim:

Aldığınız ürünün etiket bilgilerini muhakkak kontrol edin. Gıda ihbar hattının da devreye alınmasıyla beraber, şüphelenilen ürünlerin yetkili makama bildirilebileceği de ekleniyordu cümlelerin sonuna.

Hımmm, neye göre, neyi şüpheli bulacağız ki!

Bakanlığın imkanı ölçüsünde denetleyebildiği gıdalardan elde ettiği sonuçlar, söylendiği gibi, güvenli gıdaya ulaşmada etiket okumanın etkili bir yol olmadığını ortaya koyuyordu. Analiz edildiği halde tespit edilemeyenler de cabası…

Tağşişciler yaptıkları tağşişi etiketlerine yazacak değiller ya. Zaten firmalarda kullanılan etiketler, üretim tarihi, parti numarası, son tüketim tarihi kısımları boş olmak kaydıyla binlercesi matbu halde bulunur. Çoğu etikette ise üt, pn, stt gibi bilgilerin kapakta, yanakta, altta, orada burada olduğu belirtilir. Etiket kısmına müdahale edilmez. Aynı kalıp yıllarca kullanılır. Peki halkın irdelediği içerik hiç mi değişmez?

Bir garnitürün enerji ve besin öğeleri kısmını incelediğimde yılların değiştiremediği değerlerle karşılaşıyorum hep. Kalori değeri, lif miktarı, doymuş yağ oranı, protein miktarı vs… bu değerler firmadan firmaya değişiklik gösterse de aynı firma için yıllarca aynı kalabiliyor…

Bitkisel ürünler yetişme-iklim koşullarına göre farklılık gösterebiliyor. Aynı tarladan çıkan aynı ürün yıllara göre farklı kompozisyonda olabiliyor. Nasıl oluyor da bu değerler hep aynı kalabiliyor?

Yoğurt kovasının üzerindeki bilgileri ele aldığımda, enerji, protein, karbonhidrat, yağ, kalsiyum değerleri 2009 ürettim tarihli olanda da 2013 üretim tarihli olanda da noktasından virgülüne aynı kalabiliyor…

Kaynak suları ise en ilginç olanı benim için. Dağdan taştan çıkıp gelen suların mineral madde kompozisyonları hiç değişmez. Makinadan çıkmış gibi…

Bu gibi örnekleri biraz dikkatle bakarsanız sizler de rahatlıkla görebilirsiniz.

Peki ne yapmak gerekir? Tüketiciye sunulan bir ürünün, bariz bir bozukluk olmadan, tüketici tarafından teşhis edilmesi mümkün değildir. Kullanılan katkı maddeleri ve sembollerinin ne manaya geldiğine dair bilgisi de yok denecek kadar azdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz enerji ve besin öğeleri ve birde tartışma konusu olan bazı katkı maddeleri tüketicinin yegane bilgi kaynağıdır. Zaten tartışma konusu olan katkı maddesinin adı değişivermiştir, anlayamayız. Mesela; MSG, çin tuzu, glutamat, glutamin… diye değişir durur. Sattımgitti, gelbendenal, bendedahaucuz, alâsıvar gibi isimlerle anılan sitelerde dahi satılır hemde… Kimi katkı maddeleri etikette bulunmaz bile…

Görüyoruz ki üzerimize aldığımız kazağa, ayağımıza giydiğimiz ayakkabıya titizlenen bizler gıdamız konusunda aynı hassasiyeti gösterememekteyiz.

Doğumundan ölümüne değin tüketmek zorunda kaldığı gıdayı tanıması, insanın öncelikli hakkıdır. Küçük yaşta eğitimine başlanan insan, gerekse de gerekmese de birçok bilgi ile donatılırken, gıdası konusunda cahil bırakılmamalıdır. Belki de Güvenli Gıda tüketme bilincine toplum olarak ulaşmanın tek yolu, okullarımızda Güvenli Gıda Eğitimlerinin verilmesinden geçmektedir.

Diğer nokta; bu denli önemli bir konuda kendi alanında bir bakanlık (GIDA BAKANLIĞI) kurulmalıdır. İlgili bakanlıklarla ve kurumlarla koordineli bir çalışma yürütülerek hem “Güvenilir Gıda Hakkı” aktif denetim mekanizmasıyla güvence altına alınmalı hem de israfın önüne geçilerek kaynakların etkin kullanımı sağlanmalıdır.

Sağlıklı nesiller için Güvenilir Gıda, Güvenilir Gıda için Yetkililer Sahaya…