MAKALE

Yayın Tarihi: 17.01.2018 Çarşamba 17:05:00

Mutluluk beslenmenizde saklı

Nursel EROĞLU

Mutluluk beslenmenizde saklı

Sağlıklı beslenmenin ağırlık yönetimi, kalp hastalıkları, diyabet, kanser, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, yağlı karaciğer ve daha birçok hastalığın gelişimini önlediği veya görülme riskini azalttığını artık biliyoruz. Peki, bazı besinlerin sizi daha mutlu ve enerjik hissettireceğini de biliyor musunuz?

Depresyon, kronik yorgunluk, halsizlik, obezite, uyku bozuklukları bunlardan en az birini yaşıyorsanız...

psikolojik sorunlar ile ilgili görsel sonucu

Evrimsel genetikte çok eskiye dayanan ama yeni keşfedilen mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonundan bahsediyorum. Serotonin düşüklüğü vücutta depresyon, kronik yorgunluk, halsizlik, obezite, uyku bozuklukları, kan basıncı düzenlenmesi, iştah, duygusal durum, beslenme davranışları ve yeme bozuklukları, bulantı ve kusma, migren, madde bağımlıkları ile ilişkilidir.

Serotonin, sinir iletimi sağlayan nörotransmitterdir. Serotonin besinlerle alınmaz, vücutta esansiyel bir aminoasit olan triptofandan sentezlenir. Esansiyel bir aminoasit olan triptofan bazı besinlerde bolca bulunur. Esansiyel kavramı, vücut tarafından sentezlenemeyen ve zorunlu olarak besinler yoluyla dışarıdan alınması gereken maddeleri ifade eder.

Besinlerle alınan triptofan miktarının artması da serotonin seviyesinin artmasına yol açmaktadır. Serotonin yükseltilmesi, özellikle kilo problemi yaşayan kişilerde, bazı yolakların uyarılması ile besin alımı ve vücut ağırlığının azalmasını sağlar. Zayıflarsınız. İştahınızı daha rahat kontrol altına alabilirsiniz.

Triptofandan zengin besinler ise dana eti, süt ve ürünleri, keten tohumu, muz, kakao, keçi eti ve sütü, peynir, buğday ruşeymi, susam, ceviz, balık, avokado, soya, tavuk, hindi ve badem olarak sayılabilir.

Serotonin düşüklüğüne kötü beslenme, hareketsiz yaşam, kafein, alkol, stres, yetersiz uyku, insülin direnci, triptofan eksikliği (besinlerle alım azlığı), düşük enerjili diyetler, vitamin eksikliği (B3, B6, folik asit, C vitamini) ve mineral eksikliği (demir, kalsiyum, magnezyum) neden olmaktadır.

Serotonin sentezini yükselten etkenler triptofandan zengin diyet, düzenli egzersiz yapmak, güneş ışığından yararlanmak, derin ve yeterli uykudur.

Stresin günlük yaşamımıza olumsuz etkilerini yaşadığımız bu hızlı çağda besin seçimlerimizi bizi daha güçlü ve hayat enerjimizin artışını destekleyecek şekilde seçmek yararlı olacaktır.

Vücuda giren triptofanın yalnızca %2 kadarı serotonin biyosentezinde kullanılır. Triptofanın önemli bir kısmı protein sentezinde değerlendirilir. Aslında proteinlerin en küçük yapısı olan aminoasitler sentez sırasında bir yarış halindedirler. Bu yarışta daha fazla serotonin sentezi için triptofanın kullanılması yine beslenme şeklimize bağlıdır. Örnek vermek gerekirse, triptofan içeren bir eskitilmiş peynirli sandviçi beraberinde bir salata ile tüketmek uygundur.

Beraberinde başka bir protein kaynağı ile tüketilirse, serotonin sentezi için kullanılacak triptofan miktarı azalabilir. Besinlerin beraber tüketilirken emilim için arttırıcı ya da azaltıcı etkileri olabiliyor. Örneğin demirden zengin bir besin C vitamininden zengin bir besinle tüketildiğinde demir emilimi artarken fitatlardan zengin çay, lif vs. tüketilirse demir emilimi düşebiliyor.

Sağlıklı, dengeli ve mutlu beslenmeniz dileğiyle...