MAKALE

Yayın Tarihi: 16.01.2012 Pazartesi 15:22:59

Ne olacak bu Gıda Mühendislerinin hali (!) …

Oğuz PELİKLİ

Ne olacak bu Gıda Mühendislerinin hali (!) …
Gıda Mühendisleri Odası, ilgili mevzuata göre İstihdamı Zorunlu Personel‘in tek işyerine bakma zorunluluğu olan durumlarda, taban ücreti kamu sektöründe çalışan 8/1 derecesindeki mühendisin maaşına eşit olacak ilkesine istinaden 2012 yılı birinci yarısında İstihdamı Zorunlu Personel unvanı ile tam zamanlı olarak çalışacak olan üyelerimiz için aylık taban ücreti net 2.500 TL (İki Bin Beş Yüz Türk Lirası) olarak tespit etmiştir.

Tabi bu da her zaman ki gibi maaş tartışmalarını başlatmıştır. Birileri 2500 TL altında çalışanları suçluyor. Diğerleri hayat şartlarını ve işsizliği bahane gösterip tepki gösterenlere kızıyor. Başka birileri biz birey olarak ne yapabiliriz, devlet bize niye sahip çıkmıyor diyor. Diğerleri Gıda Mühendisleri Odası neden bizim hakkımızı savunmuyor, biz onları neden seçtik diyor. Başka birileri meydanlara inelim, tepkimizi gösterelim diyor, diğerleri meydanlarda ne işimiz var bizim diyor. Bu konuda buna benzer bir sürü kafadan farklı farklı bir sürü ses çıkıyor. Hepsini dinlediğiniz zaman Nasreddin Hoca’nın hikâyesindeki gibi herkese haklısın demek geliyor içinizden. Gerçeği görmek için kimse resme dışarıdan bakmıyor. Resmin bütününü görmek için çaba sarf etmiyor

Gördüğün şey en işine gelen gerçekliğe uygunsa, gördüklerine inanma

Bir meslek öyle 3-5 yılda hak ettiği yere gelmez. Hele bu meslek dalı mevcudiyetinden önce başka meslek grupları tarafından parsellenmiş ve yürütülüyorsa, bu meslek dalı diğer meslek dallarının bu sektör üzerindeki rantına engel oluyorsa, bu sektör giderek daha önem kazanıyorsa, bu meslek dalları eski olmaları itibariyle bu sektör üzerindeki haklarını yasal dayanaklarla elde ettiyseler, bu meslek dalının hak ettiği yere gelmesi için 3-5 yıl değil, onlarca yıl gerekir.  “Onlarca yıl” gibi yuvarlak bir tabiri özellikle kullandım. Çünkü bunu uzatacak ve kısaltacak olanda biziz. Bir mesleğin hak ettiği yere gelmesi ancak örgütlü ve uzun soluklu bir çalışmanın sonucunda başarıya ulaşabilir. Giderek daha çok önem kazanan bir sektörde kimse size “ya biz size haksızlık ettik alın bunlar mesleki haklarınız ve bunlarda yasal dayanaklarınız” diye önünüze sunmaz.  Bunları kazanmak için sabırlı, iyi hamlelerle içinde bulunduğunuz durumu ve sahip olduğunuz gücü iyi ölçerek hareket etmeniz gerekir. Ne kadar güçlü ve ne kadar birlik içindeyseniz sesiniz o kadar güçlü çıkar. Bir mesleği bir yerlere getirmek kararlı olmayı gerektirir.  Bu maraton koşusu gibidir. Gücünün farkına varıp temponu ayarlamazsan ya nefesin erken kesilir ya da hedeflediğin süreden çok sonra bitiş noktasına ulaşırsın.

İlk yapmamız gereken birlik ve örgütlü olmaktır. Bizler için temel sorun burada başlamaktadır. Biz birlik olmak kavramından çok uzağız. Kimilerini övündüğü yakın tarihimizde sadece kendisinden farklı düşünüyor diye kahvede oturan insanlar bile silahlarla taranarak öldürülmüştür.  Bizim örgütlülükten temel anlayışımız ne yazık ki budur.  Hiçbir düşman bulamasak bile bir köyü bir şekilde ikiye böleriz aşağısı-yukarısı, batısı-doğusu diye aynı köyde sudan sebeplerden kan davalı gibi düşman oluruz. Toplum psikolojimiz gereği benzer durum mesleki örgütlenmemizde de var. Mevcut yöneticileri ve yönetim şeklini beğensek de beğenmesek de bir çatı altında toplanıp dışa karşı güçlü durmalıyız. Biz birlik içinde olamazsak bu maratonu bitiremeyeceğimiz baştan belli olur zaten.  Bu birlik temel mesleki ilkeler çerçevesinde şahısların şahsi veya siyasi fikir ve görüşlerinden arî olmak zorundadır. Mesleki birlik şahıs ve her türlü siyasi fikrin üstündedir.  Herkesi birleştirecek çatı ancak bu temeller çerçevesinde atılabilir.  Öyle sürekli mesleğimizle alakasız bile olan her konuda iktidara karşı olup, bir siyasi partiymiş gibi hareket edilmez.  Mesleğimiz konusunda iktidar yanlış yapıyorsa bunun yanlış olduğunu söylemek ve buna karşı çıkmak en doğal hakkımız ve olmazsa olmaz ilkemiz olmalıdır.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır

Diyelim ki ortak çerçevede, şahsi ve siyasi fikirlerden arî olarak birlik olduk. Bundan sonraki adım, mevcut durumu iyi irdelemekle olur.  Şu an ki gücümüz nedir? Hangi mevkiler bu konularda etkilidir. Mevcut gücümüz ile bunlardan hangilerini nasıl etkileyebiliriz. Bu noktalardaki kişilere fikirlerimizi nasıl anlatabiliriz. Bu insanları davamıza nasıl ortak ederiz.  İleri vadede bu noktalara meslektaşlarımızın gelmesini nasıl sağlayabiliriz diye düşünüp planlamamız lazım. Bu noktalardaki kişileri etkilediğinizde veya bu noktalara meslektaşlarımızı yerleştirdiğimizde isteklerimizi gücümüz nispetinde kabul ettirebileceğiz. Burada hamlelerimizi satranç oynar gibi sadece o anlık hamleyi değil o hamleden sonra oluşabilecek diğer durumları değerlendirip öyle atmalıyız. Bu noktada, halkı ve basını arkamıza almak son derece önemlidir. Halkın ve basının ilgisini çekmek bizleri bir adım öne geçirecektir. Gerektiğinde masaya oturduğunuzda elinizin güçlü olmasını sağlar. Basını ve halkı arkanıza almak için söylediğiniz ve yaptınız eylemin bir değerinin olması lazım. Mesleğinizle alakalı alakasız her konuda meydanlara inerseniz, sonra gerçekten haklı bir nedenle meydanlara indiğinizde kimse sizi dikkate almaz. Halkta ve basında ya bu Gıda Mühendisleri meydanlara indiyse önemli bir şey vardır dedirtebilmeliyiz.

Gıda Mühendisleri Odası Şubeler de başlayan ve Genel Kurul’a varacak seçim süreci başlamış bulunuyor.  Bir şeyin gidişatından rahatsızsak, bir şeyleri değiştirmek istiyorsak mutlaka ve mutlaka sürece dâhil olmamamız gerekiyor. Bu yönetimi veya yönetimlere aday olacak kişileri destekliyor veya desteklemiyor olmanız kimseye sürecin dışında olma hakkını vermiyor.  Mesleğimizi bir yerlere getirecek olan örgütlü olmamızdır. Bu örgütlü yapı içinde çalışmalara destek vermek veya çalışmaları beğenmiyorsanız pozitif muhalefet yapmak bile çok büyük bir önem arz etmektedir.  Bana göre, sürecin içerisinde oy vermek için dahi bulunmayan kişilerin hiçbir konu hakkında eleştiri yapma veya hayıflanma hakkı bulunmamaktadır.  Bu nedenle doğal haktan ziyade demokratik bir ortamın ve demokratik bir birey olmanın zorunlu şartlarından olan seçme seçilme hakkı için tüm Gıda Mühendisi meslektaşlarımızın oy kullanmasını bekliyorum.