MAKALE

Yayın Tarihi: 24.01.2012 Salı 15:33:20

Probiyotikler-2: Hayalet probiyotikler, sorunlar-çözüm önerileri

Misafir Yazar

Probiyotikler-2: Hayalet probiyotikler, sorunlar-çözüm önerileri
Güvenlik açısından probiyotikler
Bakterinin insan orijinli olduğu takdirde bağırsakta daha iyi tutunabileceği ve daha kolay kolonize olabileceği düşünülmektedir. Ancak, probiyotik ürünlerdeki bakterileri inceleyecek olursanız aslında hepsinin insan orijinli olmadığını göreceksiniz (Bifidobacterium animalis). Her ne kadar probiyotiklerin canlılığının insan vücudunda devamı açısından insan orijinli olmasının uygun olduğu düşünülse de bir taraftan da teknolojik açıdan gıdaların üretimi sırasındaki proseslere ve koşullara da dayanıklı olması gerekiyor. Ticari ürünlerde kullanılan probiyotikler çoğunlukla sut ürünlerinde izole edilmiştir. Bunun yanında probiyotiklerin gıda ürünlerinde kullanılabilmesi için herhangi bir patojen özellik sergilememesi, toksin üretmemesi ve GRAS statüsünde olması gerekmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf olan, özellikle çocuk ve yaşlılarda herhangi bir tehlike oluşturmaması için yeterli klinik çalışmaların yapılması önemlidir. Ürünün duyusal özelliklerini olumsuz etkilememesi de probiyotiklerin kullanımını belirleyen diğer bir faktördür.

Tüketimden sonra canlılık
Öncelikle tüketildiğinde canlı olması gerektiğini tanımdan biliyoruz. Tüketildikten sonra bağırsağa ulaşana kadar tabiri caizse uzun ince bir yol ve birçok engel var probiyotiklerin önünde. İlk etapta mide gibi çok asidik bir ortamda canlılığını sürdürmesi sonrasında ince bağırsağa salgılanan safra asidini de ayni şekilde tolere edebilmesi çok önemlidir. Kalın bağırsağa canlı halde ulaşabildiği takdirde probiyotikler, burada geçici veya daimi olarak bulunan diğer mikroorganizmalarla büyük bir rekabetle karşı karşıya kalacaktır. Zaten besinlerin çoğu parçalanıp ince bağırsakta emildiğinden kalın bağırsakta besin için kıyasıya bir yarış söz konusudur. Burada prebiyotiklerin rolü büyüktür. Prebiyotikler; kolondaki faydalı bakterilerin gelişmesini ve/veya aktivitesini seçici olarak arttıran, insan vücudunu faydalı bir şekilde etkileyen sindirilemeyen gıda bileşenidir.  Prebiyotikler, probiyotikler tarafından seçici olarak fermente edilerek kısa zincirli yağ asitlerine (asetik, propiyonik vs) dönüştürülür. En bilinen prebiyotikler inülin ve fruktooligosakkaritlerdir. Yer mikroorganizmalar için önemli diğer bir problemdir. Her ne kadar bağırsak yüzeyi mikrovillüsler dolayısıyla oldukça geniş bir yüzey alanına sahip olmasına rağmen burada yer edinen mikroorganizma sayısı da oldukça fazladır. Probiyotikler bağırsak çeperlerine tutunmak suretiyle kolonize olabilme yeteneğine sahip olmalıdır. Tutunmayı başaramayan mikroorganizmalar sürekli var olan akıntı ve peristaltik hareketler sonucu dışkıyla atılacak ve gerekli fayda sağlanamayacaktır.  Probiyotiklerin antimikrobiyal madde üretebilmesi de bağırsakta patojenlerin inhibisyonu açısından önemli olup kolonizasyon için avantaj sağlamaktadır. Ayrıca ürettikleri enzimler (B-galaktosidaz gibi), vitamin ve mineraller de probiyotiklerin seçiminde önemli faktörlerdir.    
       
Yararları
Yazmakla bitmeyecek kadar potansiyel faydaları olsa da bunların birçoğu kesin bilimsel kanıtlara dayanmamaktadır. Bazıları sadece hayvanlar üzerinde test edilmişken bazıları da yeterli bulgu olmaması veya çelişkili bulgular nedeniyle tam manasıyla kanıtlanamamıştır. Laktoz intoleransina bağlı sindirim problemlerinin çözülmesi(b galaktosidaz), ishalin kontrolü, kolonik transit süresindeki kısalmaya bağlı şişkinlik problemlerinin giderilmesi ve bağışıklık sisteminin geliştirilmesi bilinen ve nispeten kanıtlanmış etkilerdir. Ayrıca, her insandaki özgün ve değişken mikrofloralar probiyotiklerin etki derecelerinde farklılıklara yol açabilmekte ve kesin bir yargı verilmesini zorlaştırmaktadır. Bunlar dışında kolesterolü düşürmesinden kanseri engelleyici etkilerine kadar probiyotiklerin birçok potansiyel faydasından söz edilmektedir.

Sorunlar ve Çözüm önerileri
Probiyotiklerin tanımına ilişkin tartışmalar halen devam etmekte ve sık sık yeni tanımlar ortaya atılmaktadır. Sinbiyotikler çok yeni olmamakla birlikte bir diğer tanımdır ve probiyotik ve prebiyotiklerin bir arada bulunduğu ürünleri kapsamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz canlılık özelliğinin de yapılan bazı çalışmalarla aslında önemli olmadığı, yararlı etkilerin probiyotikler tarafından üretilen metabolitler ve bileşenler tarafından, canlılıktan bağımsız bir şekilde sağlanabileceği gösterilmiş ve yeni bir tanım olan “paraprobiyotik” diğer bir ifadeyle “hayalet probiyotikler” kavramı ortaya atılmıştır [3].
Son yıllarda özellikle Avrupa da yapılan çalışmalar, probiyotik olarak lanse edilen ürünlerle ilgili kafalardaki soru işaretlerini artırmıştır. Piyasadaki ürünler üzerinde yapılan analizlerde bazı ürünlerde probiyotik bakterilerin hiç bulunmadığı, bazılarında gerekli seviyenin oldukça altında olduğu belirlenmiştir. Analiz edilen piyasadaki 25 probiyotik süt ürünün %40 ının etiket bilgilerinin yanlış olduğu belirlenmiştir [4]. Başka bir çalışmada ürünlerin etikette belirtilmeyen bakterilere rastlanmıştır. Etiket bilgilerinde bazen tamamıyla uydurma isimlere bile rastlanmıştır [5]. Aynı cins bakterilerin farklı suşları bile farklı özelliklere sahip olabildiğinden etikette bakterinin türü, cinsi ve suşu belirtilmesi tüketicinin bilgilendirilmesi ve ürünlerin kalite kontrolü yönünden önem arz etmektedir.  
  
3. Taverniti, V., Guglielmetti S. 2011. The immunomodulatory properties of probiotic microorganisms beyond their viability (ghost probiotics: proposal of paraprobiotic concept). Genes Nutr (2011) 6:261–274
4. Temmerman, R., B. Pot, G. Huys, and J. Swings. 2003. Identification and antibiotic susceptibility of bacterial isolates from probiotic products. Int. J. Food Microbiol.81:1-10.
5. Drisko J, Bischoff B, Giles C, Adelson M, Rao RV, McCallum R. Evaluation of five probiotic products for label claims by DNA extraction and polymerase chain reaction analysis. Dig Dis Sci 2005; 50: 1113–7.


Yazar: Ömer ÇELİK