RÖPORTAJLAR

Röportaj Tarihi: 25.01.2018 Perşembe 14:50:00

Tükettikleriniz gerçekten organik mi?

Tükettikleriniz gerçekten organik mi?

KONUK: Yeşim DEMİRCAN

RÖPORTAJ: Sinan COŞKUN

Organik ürünlerle ilgili çok sayıda soru akıllara takılırken, bilinçli tüketiciler sertifikalı ürünleri tercih ederek içlerini ferahlatmakta. Bu durumda sertifika süreci nasıl oluyor, kimler sertifika alabiliyor soruları gündeme geliyor. Öncesinde organik ürünler ve rakamsal değerlerine bir göz atalım istediğimizden, sorularımızı Yeşim Demircan’a yönelttik.

Tükettikleriniz gerçekten orijinal mi?

Organik ürünlerle ilgili çok sayıda soru akıllara takılırken, bilinçli tüketiciler sertifikalı ürünleri tercih ederek içlerini ferahlatmakta. Bu durumda sertifika süreci nasıl oluyor, kimler sertifika alabiliyor soruları gündeme geliyor. Öncesinde organik ürünler ve rakamsal değerlerine bir göz atalım istediğimizden, sorularımızı Yeşim Demircan’a yönelttik.

Organik ürün ne demektir? Hem tarımsal hem de hayvansal üretimde organiğin ne ifade ettiğini açıklar mısınız?

Organik tarım faaliyeti, Organik Tarım Faaliyetleri Esaslarına, Kanun ve Yönetmeliklere uygun şekilde; toprak, su, bitki, hayvan ve doğal kaynaklar kullanılarak organik ürün üretilmesini ve sonrasında tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen süreçteki tüm işlemleri tanımlar. Doğal alan ve kaynaklardan ürün toplanması, hasat, kesim, işleme, ambalajlama, etiketleme, depolama, taşıma, pazarlama, ithalat, ihracat da dahil olmak üzere tüm işlemler organik tarım faaliyeti kapsamındadır. Organik tarım faaliyeti sonucunda oluşan ürün de organik üründür.

Organik hayvancılık, sentetik olarak üretilen maddelerin direkt veya dolaylı olarak hayvansal üretimde kullanılmamasını veya kullanımı zorunlu ise minimum düzeyde kullanıldığı, organik yemle besleme ve sağlıklı hayvan yetiştiriciliği prensibiyle her aşaması kontrollü, sertifikalı olan hayvansal üretime organik hayvansal üretim denir. Organik üretimin her aşamasının Kanun ve Yönetmelikler gereğince kontrol ve sertifikasyonu zorunludur.

Organik üretime neden ihtiyaç duyulmuştur?

Bugün modern tarım olarak da adlandırdığımız konvansiyonel tarımın amaçlarından biri başta artan dünya nüfusunu doyurmak olsa da, kullanılan yöntemler büyük sağlık tehditleri oluşturuyor.

Ekonomik büyüme adı altında, ticarete açılan seri üretimde kullanılan sentetik gübreler, kimyasal ilaçlar ve toprağı verimsizleştiren monokültür (belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntem), modern tarımın doğaya verdiği zararlardan birkaçı. Toprağı verimsizleştiren kimyasal ilaçlar, yer altı sularına kadar işleyerek ekosistemi olumsuz yönde etkilenmesine ve pek çok canlının ölümüne sebep oluyor. Bu durumdan sadece doğanın değil, bizim de etkilendiğimiz su götürmez bir gerçek. Yapılan çalışmalara göre, konvansiyonel yolla bize ulaşan gıdaların üzerinde bulunan ilaç kalıntılarının kanser, üreme ve doğum bozukluklarına; hormonal etkileşimde, beyin, sinir ve bağışıklık siteminde hasara yol açtığını ortaya koyuyor. Bu da bizi daha sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için organik tarıma yöneltiyor.

Dünyada ve Türkiye’de organik üretim ne durumdadır? Rakamsal değerler nelerdir

Tüm dünyada hızla artan organik tarımsal ürünler arasında; genellikle ülkelerin geleneksel ürünleri, örneğin Hindistan’da çay, Danimarka’da süt ve süt ürünleri, Arjantin’de et ve et ürünleri, Orta Amerika ve Afrika ülkelerinde muz, Tunus’ta hurma, zeytinyağı, Türkiye’de kurutulmuş ve sert kabuklu meyveler organik olarak üretilen ürün olarak ilk sırayı almıştır. Organik tarım dünyada son yıllarda hızlı bir gelişme göstermektedir. Dünya toplam tarım alanları içerisindeki organik tarım alanları ve çiftlik sayılarının oranları artış göstermektedir. 2014 yılı verilerine göre dünya tarım alanlarının %1’lik kısmı organiktir. Ayrıca, doğal toplama alanları da 37,5 milyon ha alana ulaşmıştır. Dünya organik tarım alanlarının toplam büyüklüğü 81,2 milyon ha alanı bulmaktadır. Organik tarım alanları içerisinde Avustralya kıtası 17,3 milyon ha alanla başta gelmektedir. Bu kıtayı 11,6 milyon ha alan ile Avrupa (AB:10,3 milyon ha) ve 6,8 milyon ha alan ile Latin Amerika takip etmektedir. Alan bazında en fazla büyüme sağlanan ülkeler Uruguay, Hindistan ve Rusya Federasyonu’dur. Avrupa ülkelerinde 340.000 işletme sayısına ulaşılmıştır. AB’ne üye ülkeler de 10,3 milyon ha ve yaklaşık 260.000 işletme vardır. Yine AB üye ülkelerinde toplam tarım alanlarının % 5,7’sinde organik tarım yapılmaktadır(Avrupa’ da %2,4). Organik tarımsal üretim yapan üreticilerin yaklaşık %40’ı Asya’da, %26’sı Afrika’da ve %17’si Latin Amerika’dadır. Hindistan 650.000 üretici ile başı çekmekte olup, bunu 190.552 üretici ile Uganda ve 169.703 üretici ile Meksika takip etmektedir. 172 ülke içerisinde üretim alanı bakImından ülkemiz 492 bin ha’lık kültür yetiştiriciliği ile 18.sıradadır. Dünya’da organik tarım ticaretinin parasal boyutu da hızla büyümekte olup, 2000 yılında 18 milyar USD olan dünya organik tarım pazarı 80 milyar USD’a ulaşarak %344’lük artış göstermiştir. Bir önceki yıla göre de yaklaşık %11’lik artış meydana gelmiştir. En büyük organik ürün pazarında başı Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları çekmektedir. Dünya organik ürün pazarında Amerika Birleşik Devleti 27,1 milyar Euro ile başı çekmekte olup, dünya ürün ticaretinin % 43’ünü, AB ülkeleri 23,9 milyar Euro ile %38’ını ve Çin 13,7 milyar Euro ile %6’sını oluşturmaktadır. Diğer başı çeken ülkeler ise sırasıyla, Almanya (7,9 milyar Euro), Fransa (4,8 milyar Euro)’dır. Türkiye’de toplam tarımsal alan içerisinde organik tarım yapılan alan; 2014 yılı verilerine göre (2013 verilerine göre %1,95) %2 seviyelerinde bir paya sahip bulunmaktadır. Ancak, dünyada ve özellikle Avrupa’da yaygınlaşan organik ürün tüketimindeki artıştan ülkemizin iyi bir pazar payı elde edebilme fırsatı bulunmaktadır. Son zamanlarda süt ürünleri, et ve et ürünleri, hazır yemekler dahil olmak üzere işlenmiş diğer gıdalar, bebek mamaları, çikolata gibi ürünler önem kazanmakla birlikte, Batı Avrupa paza rında organik yaş meyve-sebze sektörü hala büyük bir paya sahiptir. Bu bağlamda konvansiyonel yaş meyve ve sebze sektörünün yanı sıra organik yaş meyve-sebze sektörü açısından da ülkemiz önemli potansiyele sahiptir. Başlangıçta 1985 yılında sadece 8 ürüne yönelik yapılan organik üretim, günümüzde 208 ürün çeşidine ulaşmıştır. Fındık, ceviz, antepfıstığı, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, pamuk, üzümsü meyveler ile yaş meyve ve sebzenin organik tarım metotlarına uygun olarak üretimi yapılmaktadır. İşlenmiş ürünlerden de çeşitli meyve suları ve konsantreleri, dondurulmuş meyve ve sebzeler ile zeytinyağı başı çekmektedir. Ayrıca son yıllarda organik hayvansal üretim de gelişme göstermeye başlamış olup, et, süt, yoğurt, peynir ve yumurta hayvansal ürün olarak piyasalarda yerini almaya başlamıştır. Ülkemizde organik tarım 2014 yılı verileri ile 71.472 üretici tarafından 842.216 ha alanda yapılmaktadır. Bu alanın 350.239 ha’lık bölümü doğadan toplama yapılan alan olup, 491.977 ha alanında yetiştiricilik yapılmaktadır. Ülkemizde 2014 yılı verilerine göre, 2.804 adeti tamamen organik süreçte olmak üzere toplam 12.550 adet büyük baş, 20.789 adeti tamamen organik süreçte toplam 43.424 adet küçükbaş, 1.088.778 adeti tamamen organik süreçte toplam 1.103.578 adet kanatlı varlığı ve 36.391 adeti tamamen organik süreçte olmak üzere toplam 59.025 adet kovan varlığına ulaşılmıştır. Organik tarım yapılan alanlar bölgeler bazında incelendiğinde 2014 yılı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi organik tarım yapılan alanlar içerisinde %58 ile başta gelmektedir. Bu bölgeyi sırasıyla %22,8 ile Ege Bölgesi, %6,9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, %4,9 ile Karadeniz Bölgesi, %4,1 ile İç Anadolu Bölgesi, %1,8 ile Marmara Bölgesi ve %1,5 ile Akdeniz Bölgesi izlemektedir. Çiftçi sayısı temel alındığında ise %35,4 ile Doğu Anadolu Bölgesi ilk sırada yer almaktadır. Bu bölgeyi sırasıyla %29,2 ile Ege Bölgesi, %24,1 ile Karadeniz Bölgesi, %4,3 ile İç Anadolu Bölgesi, %3,4 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, %1,8 ile Akdeniz Bölgesi ve Marmara Bölgesi izlemektedir. Ülkemizde organik üretim yapan üretici sayısı üretim miktarı, üretim alanları ve ürün çeşitliliği yıllar içinde artış göstermiştir. 1996 yılında 1.947 olan organik ve geçiş sürecindeki üretici sayısı 2013 yılında 60.797 iken 2014 yılında 71.472’lere ulaşmıştır. Bu oranlarla 2014 yılında üretici sayısı 2013 yılına göre % 17’lik bir artış göstermiştir. Yetiştiricilik yapılan alan üzerinden bir değerlendirme yapıldığında 1996 yılında 6.789 ha olan üretim alanı 2013 yılında 461.395 iken, 2014 yılında 491.977 ha olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılına göre, alan miktarında %7’lik artış görülmektedir. Toplam üretim alanı miktarı 2013 yılında 769.014 iken 2014 yılında 842.216 ha olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılına göre %10’luk bir artış görünmektedir. Toplam ürün çeşidi 1996 yılında 26 iken 2014 yılında 208 ürün çeşidine ulaşmıştır. Genel olarak bir değerlendirme yapıldığında organik tarım artış göstermektedir.

Organik üretim ülkemizde ve dünyada yeterli düzeyde mi? Talebi karşılıyor mu?

Dünyada organik ürüne ilgi her geçen gün daha da çok artmasına rağmen halen Türkiye’de kişi başına yıllık organik üretim tüketim tutarı 1 Euronun altında kalmakta. Devletin geniş bir perspektifte düşünerek organik üretimi sübvanse etmesi sürdürülebilir kaynaklar açısından oldukça önemli. Organik üretimi artırabilmek ve yeterli hale getirebilmek için öncelikle organik tüketimi arttırmamız gerekmektedir.

Ülkemizde organik üretimle ilgili devlet veya AB destekleri var mıdır? Nelerdir?

Ülkemizde organik üretimle ilgili birçok farklı kalemde destek verilmektedir. Yakıttan hayvanlarda kullandığınız aşıya kadar birçok farklı destek ödenmektedir. Bu destekler her yıl bakanlık tarafından açıklanmakta ve farklılık göstermektedir. Bakanlık kendi sitesinde bunları duyurmaktadır.

Organik Gıda Sertifikasını kimler alabilir? Belgelendirme süreci nasıl işlemektedir?

Bir ürünün Organik Sertifika sahibi olabilmesi için: Avrupa Birliği standart ve kurallarına göre Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı’nın yetkilendirdiği (çoğu uluslararası yetkili) sertifika kuruluşları tarafından,

Tarla’nın denetlenerek sertifikalanması

• Çiftçi’nin eğitilip, denetlenerek sertifikalanması

• Tohum’un denetlenerek sertifikalanması

• Doğal Gübre’nin denetlenerek sertifikalanması

• Doğal Böcek İlacı’nın denetlenerek sertifikalanması

• Yetişen Ürün’ün denetlenerek sertifikalanması

• Ürünü İşleyen’in denetlenerek sertifikalanması

• Ürünü Paketleyip Pazarlayan’ın denetlenerek sertifikalanması gerekir.

Organik ürün üreticisi bağlı olduğu sertifikasyon kuruluşu tarafından senede en az 2 defa haberli 1 defa habersiz olarak üretim yapılan tarlaya giden Kontrolörler tarafından denetlenmektedirler. Ürünlerden örnekler alınarak analize gönderilir ve çıkan analiz sonuçları doğrultusunda sertifikalandırma yapılır. Sertifika her sene yenilendiği gibi mevsim geçişlerinde yapılan denetimlerde ürünlerin listeleri sertifikaya eklenir. Organik ürün üreticisinin üretimde kullandığı tohumlarında organik olması zorunludur. Üretici tohumunun organik olduğunu, tohumunun kaynağını faturası ve belgesi ile birlikte sertifikasyon kuruluşuna bildirmek zorundadır.

Organik üretimin ilkeleri nelerdir?

Sağlık İlkesi:
Bireylerin ve toplumların sağlığının, içinde bulunduğu ekosistem sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtmektedir. Organik tarım özellikle besin kalitesi yüksek ürünler üretilmesini amaçlar. Bu açıdan bakıldığında, sağlık üzerine olumsuz etkiye sahip gübrelerin, pestisitlerin, hormon, ilaç ve gıda katkı maddelerinin kullanılmasından kaçınılması organik tarımın temel ilkelerindendir.

Ekoloji İlkesi: Organik tarımın ekoloji sistem ve döngüleri dikkate alması, onlarla uygunluk ve uyum içinde olması, onların devamlılığını sağlayıcı olması gerektiği düşüncesine dayalı bir ilkedir.

Dürüstlük İlkesi: Bu ilke, yetiştiriciler, çalışanlar, işletmeciler, dağıtıcılar, tüccarlar ve tüketicilerin oluşturduğu organik tarımla ilgili tüm kesimlerin, her zaman dürüstlüğe uygun davranışı esas alan ilişkiler kurması gerektiğini vurgulamaktadır.

Duyarlılık İlkesi: Organik tarımın, insanın ve yaşadığı çevrenin sağlığını korumayı esas alan bir sorumluluk içerisinde yapılması gerektiği düşüncesine dayalı bir prensiptir.

Tüm bu ilkelere ek olarak organik tarımın 5 temel prensibi vardır;

Doğaya Uyum
 

  • Ekolojik dengeye uygun üretim planlaması
  • Yöre ekolojisine uygun tür, çeşit, ırk ve damızlık seçimi
  • Yaban hayatın korunması
  • İşletme tesis ve yapılanmasının doğal habitata uygun olması


Kendine Yeterlik
 

  • Bitkisel üretim
  • Hayvansal üretim
  • Atık ve artık yönetimi
  • Enerji temininde yenilenebilir iç kaynaklara yönelme


Sürdürülebilirlik

  • Ekim nöbeti
  • Toprak, su ve biyoçeşitliliğin korunması
  • Ekonomik üretim ve işletme


Sağlık

  • Biyolojik birikim ve kalıntılardan kaçınma
  • Pestisit ve zararlı kimyasalların kullanımından kaçınma
  • Hayvan sağlığı ve huzurunu sağlama
  • Organik yem sağlama
  • Üretimden tüketime her aşamada sağlığa uygunluk


İzlenebilirlik

  • Standartlar ve mevzuata uyum
  • Kayıt tutma
  • Kontrol
  • Sertifikasyon
  • Akreditasyon


Sertifika alındıktan sonra denetleme süreci nasıl işlemektedir?

Müteşebbis sertifikalandırıldıktan sonra yılda en az bir defa haberli veya habersiz olarak işletme ve müteşebbisi yerinde kontrol edilir. İlk sertifikasyonu takip eden yıllardaki izleme prosedürleri yıllık haberli veya haberiz kontrolleri kapsamaktadır. Bu gözetim kontrollerinin kapsamı önceki yıl kontrol sonuçları, sertifikasyon koşullarına uygunluk, sertifikasyon gereksinimlerindeki ve/ veya sertifikasyon için başvuran ürün yelpazesindeki değişiklikler göz önüne alınarak belirlenir. Müteşebbis üretim sistemindeki veya sertifikalanacak ürünlerin dağılımındaki tüm değişiklikleri bize bildirmek zorundadır.

Konvensiyonel tarım nedir? Organik tarım ve konvensiyonel tarım arasındaki farklar nelerdir?

Konvansiyonel tarım dünyada ve ülkemizde uygulanan tarımsal üretim şeklidir. Amaç birim alandan en fazla ürünü ve en fazla karı elde etmektir.

  • Organik tarımın konvansiyonel tarımdan farkı;
  • Organik olarak yetiştirilen ürünler koku, tat, renk, doku ve bunların bileşkesi olan aroma bakımından üstündür.
  • Organik ürünlerde nitrat ve nitrit birikmesi yoktur. Nitrat ve nitrit birikmesi özellikle bebeklerde ve çocuklarda mavi bebek hastalığına neden olur. Bu, metabolizmada nitrit birikmesi sonucu kanın dokulara oksijen taşımasını engeller ve bünyede morarmalar meydana gelir. Aynı hastalık genç hayvanlarda da görülebilir.
  • Organik tarımda tohumluk, fide, fidan ve damızlık, spor, ana arı, yumurta (balık üretimi için) olarak kullanılan üretim materyali masrafı yüksek olabilir.
  • Organik tarımda toprak verimliliği daha iyi korunur.
  • Organik ürün üretimi sınırlı, talep fazla olduğu için birim fiyatlar yüksek olur.
  • Organik tarımda toprak ve su muhafazası daha iyi ve toprak erozyonu çok daha azdır.
  • Organik tarımda, tarım yapılan ortam daha iyi korunur, biyolojik çeşitlilik ve zenginlikler çok daha iyi korunur. Organik tarımda polikültür tarım sistemleri daha kolay uygulanır.
  • Organik tarımla yaban hayatı çok daha iyi korunur.
Halk ve üretici organik ürünler konusunda yeterince bilince sahip mi?

Maalesef değil. Genel olarak organik ürüne bir güvensizlik söz konusu.

Bir ürünün organik olup olmadığına dair ne gibi bir belge istenmesi gerekir? Bu belgenin organik ürün sertifikası olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Organik ürün ambalajlarının üzerinde organik tarım logosu, sertifikalandırılmış kuruluşun ismi ve sertifika numarası bulunur. Sertifikalandırılmayan bir ürün organik statüsünde zaten olamaz.